Malik, şunları rivayet etti: Bir kişi Abdullah b. Abbas'a: «Ben karımı yüz talak ile boşadım. Hakkımdaki görüşün nedir?» deyince îbn Abbas ona: «— Kadın senden üç talak ile boş oldu. (Geri kalan) doksanyedi talakla da Allah'ın ayetlerini alaya almış oldun» dedi
İmam Malik'ten rivayet olundu: Bir adam Abdullah b. Mes'ud'a gelerek: «— Karımı sekiz talak boşadım» deyince îbn Mes'ud: «— Sana nasıl fetva verildi?» diye sordu. O da: «— Karın üç talakla boş olmuş denildi» diye cevap verdi. îbn Mes'ud devamla şöyle dedi: «— Doğru söylemişler, kim Allah'ın emrine uygun olarak boşarsa Allah açıklamıştır. Bir kimse de kendi aleyhine gevezelik yaparsa, bu hatası kendine aittir. Kendi aleyhinize mugalata yapıp da bizi uğraştırmayın. Hüküm, onların dediği gibidir.»
Ebu Bekir b. Hazm şöyle demiştin Ömer b. Abdülaziz bana: «Elbette sözü (Talak-ı bain) hakkında alimler ne hüküm veriyor?» diye sorunca, ben ona şöyle cevap verdim: «Eban b. Osman elbetteyi bir talak sayıyor.» Bunun üzerine Ömer b. Abdülaziz: «Şayet talak bin tane olsa, elbette kelimesi hepsini içine alır. Elbette sözünü kullanan, son sözü söylemiş olur.» dedi
ibn Şihab'dan rivayet edildi: Mervan b. Hakem, Elbette kaydıyla karısını boşayanın karısının üç talak boş olduğuna hükmederdi. Malik der ki: Üç talak hakkında duyduklarımın en uygunu budur
imam Malik'e şöyle rivayet olundu: Irak'tan, Ömer b. Hattab'a bir adamın karısına (boşama kasdiyle) «ipin boynunda» dediğini yazdılar. Bunun üzerine Ömer b. Hattab da (Irak'taki) valisine: Ona hac mevsiminde benimle Mekke'de görüşmesini söyle diye yazdı. Hz. Ömer, Beytullahı tavaf ederken adı geçen adam, Hz. Ömer ile karşılaşıp, selam verince, Hz. Ömer: «— Kimsin?» diye sordu. O da cevaben: «—Yanına gelmesini emrettiğin kişiyim», deyince Hz. Ömer: «— Şu Kabe'nin Rabbi hakkı için sana soruyorum, karına «ipin boynunda» derken niyetin neydi?» «— Buradan başka bir yerde bana yemin verseydin gerçeği söylemezdim. Bu sözümle karımı boşamayı kasdettim» deyince Hz. Ömer: «— Hüküm, istediğin gibi olmuştur,» dedi
imam Malik'e şöyle rivayet olundu: Ali b. Ebî Talib, karısına «sen bana haramsın» diyen bir kişi hakkında: «— Karısı üç talakla boştur» diye fetva verirdi. İmam Malik der ki: Üç talak konusunda işittiğimin en uygunu budur
Kasım b. Muhammed'den rivayet edildi: Bir ailenin kızıyla adamın biri evliydi. Adam, karısının ailesine «alın kızınızı ne yaparsanız yapın» dedi. Bunun üzerine fakihler, o kadının bir talak ile boş olduğuna hükmettiler
İmam Malik'e şöyle rivayet edildi: Bir adam, Abdullah b. Ömer'e gelerek: «— Ya Eba Abdurrahman, boşama yetkisini karıma verdim. O da kendisini boşadı. Bu konuda görüşün nedir?» dedi. Abdullah b. Ömer: «— Görüşüm karının dediği gibi» deyince, Adam: «— Yapma, ya Eba Abdurrahman» dedi. İbn Ömer: «— Ben mi yapıyorum? Onu sen yaptın», karşılığım verdi. Bir sonraki (1150 nolu) hadis’e bakın
Nafî'den: Abdullah b. Ömer şöyle derdi: «Koca, karısına boşama yetkisini verirse hüküm, karının verdiği hükümdür» Yalnız mani olur. «Ben yalnız bir talakla boşama yetkisini vermeyi kasdettim.» derse, yemin eder, (ric'î talak vaki olur), iddeti içerisinde karısına döner
Zeyd b:Sabit'in oğlu Harıce şöyle rivayet etti: O, babası Zeyd b. Sabit in yanında otururken, Zeyd'e, Ebu Atîk'in oğlu Muhammed iki gözü yaşlı olarak geldi. Zeyd ona: «—Nedir bu halin? deyince o: «—Boşama yetkisini karıma verdim, o da benden ayrıldı» dedi. Zeyd ona: «— Seni böyle davranmaya ne zorladı?» diye sordu. Adam: «— Kader» cevabını verdi. Zeyd: «— istersen karına dön. O, yalnız bir talak ile boş olmuştur. Senin ona dönmek hakkındır» dedi
Abdurrahman b. Kasım babasından rivayet etti: Sakîf kabilesinden bir adamın boşama yetkisini karısına vermesi üzerine karısı, ona: «.— Sen talaksın» dedi ve adam sustu. Sonra tekrar: «— Sen talaksın» dedi. Kocası: «— Ağzında taş (söyleyeceğin bir olay) mı var?», dedi. Kadın tekrar: «— Sen talaksın» deyince, kocası (tekrar): «— Ağzında taş mı var?» dedi. Bunun üzerine davalarını görmesi için Mervan b. Hakem'e gittiler. Mervan adama, karısına yalmz bir talakla boşama yetkisi verdiği hakkında, yemin ettirdi ve karısını ona verdi. Abdurrahman der ki: «Bu hüküm (babam) Kasım'ın hoşuna giderdi» ve bu konuda işittiklerinin en uygunu olduğu görüşündeydi. Malik der ki: «Bu konuda işittiklerimin en uygunu ve en hoşuma gideni budur
Hz. Aişe der ki: «Ebu Bekir'in oğlu Abdurrahman'a Ebu Ümeyye kızı Kureybe'yi (ailesinden) istedim. Onlar da verdiler. Sonra Abdurrahman'a sitem ederek: «— Biz, Onun değil, Hz. Aişe'nin hatırı için verdik» dediler. Bunun üzerine Hz. Aişe Abdurrahman'a (haber) göndererek durumu bildirince Abdurrahman da boşama yetkisini (hanımı) Kureybe'ye verdi. Kureybe, kocasını tercih etti. Bu olay talak sayılmadı
Kasım'dan şöyle rivayet edildi: Nebi s.a.v.'in hanımı Hz. Aişe, Abdurrahman —Şam'da iken— kızı Hafsa'yı Zubeyr'in oğlu Münzir'le evlendirdi. Abdurrahman (Şam'dan) gelince: «— Ben olmadan bu yapılır mı?» dedi. Hz. Aişe (olayı) Münzir'e anlatınca, Münzir: «— Bu iş, Abdurrahman'm elindedir. (Yani boşama yetkisini ona verdim. Ne derse o olur.)»» demesi üzerine: Abdurrahman (Aişe'ye hitaben): «— Senin kararlaştırdığın işi bozma gücünü kendimde görmüyorum» dedi. Böylece Hafsa, Münzir'in yanında kaldı ve bu olay talak sayılmadı
Abdullah b. Ömer ile Ebu Hureyre'ye, boşama yetkisini karısına veren, bu yetkiyi kullanmadan kocasına iade eden kadının kocası hakkında fetva soruldu. Her ıkısı de: «—Bu boşama sayılmaz», dediler
Urve b. Zübeyr der ki: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)'ın hanımı Aişe (radıyallahü anh)'in şöyle dediğini işittim: (sallallahü aleyhi ve sellem): «Bir diken batması bile olsa mü'min uğradığı bütün musibetlerin mükafaatını görür,» yahut da «karşılaştığı sıkıntılar hatalarına keffaret olur.» buyurdu. Müslim, Bir, 45/14, no:50. Yezid, Urve'nin mükafat veya keffaretten hangisini dediğini kesin olarak bilemediği için ikisini de söylemiştir
Cafer, babası Muhammed'den rivayet eder: Ali b. Ebî Talib derdi ki: «Bir kişi karısına yaklaşmamaya yemin ettiğinde talak meydana gelmez. Dört ay geçince bakılır, ya karısını boşar ya da cinsî münasebet yapmakla yeminini bozar, karısına yaklaşır, imam Malik der ki: Fetva bizce de böyledir
İbn Şihab'dan rivayet edildi: Saîd b. Müseyyeb ile Ebu Bekir b. Abdurrahman, karısına yaklaşmamaya yemin eden bir adam hakkında şöyle dediler: «Dört ay geçince kadın, ric'î talak ile boş olur. Kadın iddet beklerken kocasının dönme hakkı vardır.»
îmam Malik der ki: îbn Şihab'a kölenin kansına yaklaşmayacağına dair ettiği yeminin hükmünü sordum. İbn Şihab da şöyle dedi: «— Onun yemini de hürün yemini gibi sabittir. Şu kadar var ki kölenin ilasının süresi (dört ay değil) iki aydır.»
İmam Malik'e rivayet edildi: Saîd b. Amr b. Suleyb ez-Zürekî evleneceği kadını boşayacağını söyleyen bir adam hakkında Kasım b. Muhammed'e (fetva) sordu. O da dedi ki: «— Karısına «seninle evlenirsem sırtın bana anamın sırtı gibi olsun» diyen adama Hz. Ömer, «Evlenirsen zıhar keffareti verinceye kadar karına yaklaşma» diye emretti
İmam Malik'e şöyle rivayet edildi: Bir adam, Kasım b. Mu-hammed ile Süleyman b. Yesar'a evlenmeden Önce karısına zıhar yapan bir adam hakkında (fetva) sordu. Onlar da:\ «— O kadınla evlenirse zıhar keffareti verinceye kadar ona dokunamaz» dediler
Hişam b. Urve der ki: Bir adam, Urve b. ez-Zübeyr'e sordu: «Bir kimse karısına: Sen yaşadıkça üzerine nikahlayacağım her kadın bana annemin sırtı gibi olsun, dedi. Bunun hükmü nedir?» Urve b. Zübeyr de: «— Bir köle azat etmek kafi» dedi
Ebû Hüreyre (radıyallahü anh)'den: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: «Allahü teâlâ kıyamet günü şöyle buyurur: Nerede benim rızam için birbirini sevenler? Benim gölgemden Allah'ın gölgesinden, murad, onun rahmeti, ihsanı ve himayesidir. Yahut da birçok hadislerde de belirttiği üzere arşı â'lâ'nın gölgesidir. başka hiçbir gölgenin bulunmadığı bu günde onları kendi gölgemde gölgelendireceğim.» Müslim, Bir, 45/12, no:37. onların dünyadaki iyi davranışlarının mükafatını vereceğim
Muvatta 1179
حَدَّثَنِي يَحْيَى، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ رَبِيعَةَ بْنِ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنِ الْقَاسِمِ بْنِ مُحَمَّدٍ، عَنْ عَائِشَةَ أُمِّ الْمُؤْمِنِينَ، أَنَّهَا قَالَتْ كَانَ فِي بَرِيرَةَ ثَلاَثُ سُنَنٍ فَكَانَتْ إِحْدَى السُّنَنِ الثَّلاَثِ أَنَّهَا أُعْتِقَتْ فَخُيِّرَتْ فِي زَوْجِهَا وَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " الْوَلاَءُ لِمَنْ أَعْتَقَ " . وَدَخَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَالْبُرْمَةُ تَفُورُ بِلَحْمٍ فَقُرِّبَ إِلَيْهِ خُبْزٌ وَأُدْمٌ مِنْ أُدْمِ الْبَيْتِ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَلَمْ أَرَ بُرْمَةً فِيهَا لَحْمٌ " . فَقَالُوا بَلَى يَا رَسُولَ اللَّهِ وَلَكِنْ ذَلِكَ لَحْمٌ تُصُدِّقَ بِهِ عَلَى بَرِيرَةَ وَأَنْتَ لاَ تَأْكُلُ الصَّدَقَةَ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " هُوَ عَلَيْهَا صَدَقَةٌ وَهُوَ لَنَا هَدِيَّةٌ " .
Kasım b. Muhammed'den: Hz. Aişe şöyle dedi: «Berîre (adındaki cariye) sebebiyle üç meselenin serî hükmü (üç sünnet) öğrenilmiştir. Bunlardan biri şudur: Berîre azad edildiği zaman kocasından ayrılma ile yanında kalma hususunda muhayyer bırakıldı, ikincisi Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: «Vela hakkı, azad edenindir» buyurdu. Üçüncüsü Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem eve girdiğinde (ocakta) çömleğin içinde et kaynıyordu. Önüne ekmek ve evde bulunan katıklar getirildiğinde, Resulullah: «Çömlekte et piştiğini görmüştüm» deyince (evdekilerin): «— Evet ya Resulallah! Fakat o et, Berîre'ye sadaka olarak verilmiştir. Sen sadaka yemezsin.» demeleri üzerine Resulullah: «— O et ona sadaka, bize de Berîre'nin hediyesidir» buyurdu. Diğer tahric: Buhari, Talak; Müslim, itk
Urve b. ez-Zubeyr der ki: Adiy oğullarının Zebra adında bir cariyesi, bana cariye iken bir kölenin nikahlısı olduğunu haber verdi ve şöyle dedi: (Ben azad edilince) Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hanımı Hafsa, beni çağırtarak, «— Sana bir haber vereceğim, —Bir şey de yapmanı istemiyorum—: Kocan sana yaklaşmadan önce nikahını feshetme hakkın vardır. Şayet sana yaklaşırsa bu hakkın elinden gider» dedi. Zebra bunu işitince: «O boş olsun, sonra boş olsun, sonra boş olsun» diyerek üç talak ile kocasını boşadı