مواد پر جائیں
IQRAN قرآن · نماز · دعا ایپ کھولیں
Furkân suresi · 9. ayet

Furkân suresi 9. ayet

18. cüz · mushaf sayfası 360

ٱنظُرْ كَيْفَ ضَرَبُوا۟ لَكَ ٱلْأَمْثَٰلَ فَضَلُّوا۟ فَلَا يَسْتَطِيعُونَ سَبِيلًۭا

Okuyan: Türkçe meal (Diyanet)

Meâller ve okunuş

ünżur keyfe ḍarabû leke-l'emŝâle feḍallû felâ yesteṭî`ûne sebîlâ.

Okunuşu (çeviriyazı)

Sana nasıl misaller getirdiklerine bir bak! Onlar sapmışlardır, yol bulamazlar.

Diyanet İşleri Meali

Ey Muhammed! sana nasıl misaller getirdiklerine bir bak! Onlar sapmışlardır, yol bulamazlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bak, senin için nasıl benzetmeler yaptılar da saptılar. Artık bir daha yolu bulamazlar.

Süleyman Ateş

Bir bak; senin için nasıl örnekler verdiler de böylece saptılar. Artık onlar hiçbir yol bulamazlar.

Ali Bulaç

Bak da gör! Nasıl da örnekler sunuyorlar sana. Sapıttılar, artık bir daha yol bulamazlar.

Yaşar Nuri Öztürk

Look how they strike for you comparisons; but they have strayed, so they cannot [find] a way.

Saheeh International

انظر - أيها الرسول - كيف قال المكذبون في حقك تلك الأقوال العجيبة التي تشبه -لغرابتها- الأمثال؛ ليتوصلوا إلى تكذيبك؟ فبَعُدوا بذلك عن الحق، فلا يجدون سبيلا إليه؛ ليصححوا ما قالوه فيك من الكذب والافتراء.

تفسير المیسر

Vois à quoi ils te comparent! Ils se sont égarés. Ils ne pourront trouver aucun chemin.

Hamidullah

Schau, wie sie dir Gleichnisse prägen! Dabei sind sie abgeirrt, und so können sie keinen (Aus)weg mehr (finden).

Bubenheim & Elyas

¡ Mira a qué te comparan! Se extravían y no pueden encontrar un camino.

Cortes

Посмотри, как они приводят тебе притчи! Они впали в заблуждение и не могут найти дороги.

Кулиев

Perhatikanlah, bagaimana mereka membuat perbandingan-perbandingan tentang kamu, lalu sesatlah mereka, mereka tidak sanggup (mendapatkan) jalan (untuk menentang kerasulanmu).

Bahasa Indonesia

(اے پیغمبر) دیکھو تو یہ تمہارے بارے میں کس کس طرح کی باتیں کرتے ہیں سو گمراہ ہوگئے اور رستہ نہیں پاسکتے

جالندہری

بنگر که چگونه [و برپایه چه امور نامعقولی] اوصافی برای تو بیان کردند، پس [به سبب لجاجت، تکبّر، دشمنی و تعصّب] گمراه شدند و نمی توانند راهی [به سوی حق] بیابند.

انصاریان