Bana Amrü'bnü Muhammed b. Bükeyr En-Nâkıd rivayet etti. (Dediki): Bize, Süfyân b. Uyeyne rivayet etti. (Dediki): Amrü'bnü Yahya b. Umâra'a sordum da, bana babasından, o da Ebû Saîd-i Hudrî'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve SelIem)'den naklen haber verdi; «Beş vesk'den azd'a zekât yoktur. Beş tane üçer yaşında deveden daha az da zekât yoktur; beş okiyye'den daha az dan gümüşte zekât yoktur.» buyurmuşlar
Bize Muhammedü'bnü Rumh b. EI-Muhâcir rivayet etti. (Dediki): Bize Leys haber verdi. H. Bana Amru'n-Nâkıd da rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. İdrîs rivayet etti. Leys ile Abdullah'ın ikisi birden Yahya b. Saîd'den, o da Amr b. Yahya'dan bu isnâdla yukarki hadîsin mislini rivayet etmişlerdir
Sahîh-i Müslim 2265
وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، أَخْبَرَنِي عَمْرُو، بْنُ يَحْيَى بْنِ عُمَارَةَ عَنْ أَبِيهِ، يَحْيَى بْنِ عُمَارَةَ قَالَ سَمِعْتُ أَبَا سَعِيدٍ الْخُدْرِيَّ، يَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ . وَأَشَارَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِكَفِّهِ بِخَمْسِ أَصَابِعِهِ ثُمَّ ذَكَرَ بِمِثْلِ حَدِيثِ ابْنِ عُيَيْنَةَ .
{…} Bize Muhammedü'bnü Râfi' rivayet etti. (Dediki): Bize Abdurrazzâk rivayet etti. (Dediki): Bize îbni Cüreyc haber verdi. (Dediki): Bana Amr b. Yahya b. Umara, babasından, o da Yahya b. Umara' dan naklen haber verdi. Yahya şöyle demiş: Ben, Ebû Saîd-i Hudrî'yi şunları söylerken işittim: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken dinledim; Hem avucuna beş parmağı ile işaret ediyordu.» Bundan sonra îbni Uyeyne hadîsi gibi rivayette bulundu
Bana Ebû Kâmil Fudayl b. Hüseyin El-Cahderî rivayet etti. (Dediki): Bize, Bişr yâni İbni Mufaddâl rivayet etti. (Dediki): Bize Umârutü'bnü Gaziyye, Yahya b. Umâra'dan naklen rivayet etti. Demişki: Ebû Saîd-i Hudrî'yi şunları söylerken işittim: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'- «Beş vesk'den daha az da zekât yoktur. Beş tane üçer yaşında deveden daha aşağı da zekât yoktur. Ve beş okiyye'den daha az gümüşte zekât yoktur.» buyurdular
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ile Amru'n-Nâkıd ve Züheyr b. Harb rivayet ettiler. Dediler ki: Bize Vekî', Süfyân'dan, o da İsmail b. Ümeyye'den, o da Muhammed b. Yahya b. Habbân'dan, o da Yahya b. Umâra'dan, o da Ebû Saîd-i Hudrî'den naklen rivayet etti. Ebû Saîd şöyle demiş: Resulullah (Sallalîahu Aleyhi ve Sellem) «Hurmadan olsun, hububattan olsun beş vesk'den daha az da zekât yoktur.» buyurdular
Bize İshâk b. Mansûr rivayet etti. (Dediki): Bize Abdurrahmân yâni îbni Mehdi haber verdi. (Dediki): Bize Süfyân, İsmail b. Ümeyye'den, o da Muhammed b. Yahya b. Habbân'dan, o da Yahya b. Umâra'dan, o da Ebû Saîd-i Hudrî'den naklen rivayet ettiki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Beş veski bulmadıkça hububatla hurmada zekât yoktur. Üçer yaşında beş deveden daha az da zekât yoktur. Beş okiyye gümüşten daha az da zekât yoktur.» buyurmuşlar
{…} Bana Muhammed b. Râfi' rivayet etti. (Dediki): Bize Abdur- Adem rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyân-ı Sevrî îsmâil b. Ümeyye'den bu isnâdla İbni Mehdi hadisi gibi rivayette bulundu
{…} Bana Muhammed b. Rafi' rivayet etti. (Dediki): Bize Abdurrazzâk rivayet etti. (Dediki): Bize Sevrî ile Ma'mer, İsmâil b. Ümeyye'den bu isnâdla İbni Mehdî ve Yahya b. Âdem hadîsi gibi haber verdi. Yalnız o «Hurma» yerine «Yemiş» demiştir. İzah 980 de
Bize Hârûn b. Mâruf ile Hârûn b. Said El-Leylî rivayet ettiler. Dediler ki: Bize îbni Vehb rivayet etti. (Dediki): Bana îyaz b. Abdillâh, Ebû'z-Zübeyr'den, o da Câbir b. Abdiliâh'dan, o da Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen haber verdiki: «Beş okiyye'den daha az olan gümüşte zekât yoktur; üçer yaşında beş deveden daha azında zekât yoktur. Beş vesk'den daha az hurmada zekât yoktur.» buyurmuşlar. İzah için buraya tıklayın
Bana Ebû't-Tâhir Ahmed b. Amr b. Abdillâh b. Amr b. Serh ile Hârûn b. Saîd El-Eylî Amr b. Sevvâd ve Velîd b. Şucâ' hep birden İbni Vehb'den rivayet ettiler. Ebû't-Tahir Bize Abdullah b. Vehb, Amr b. Hâris'den naklen haber verdi, ona da Ebû'z-Zübeyr rivayet etmiş; o da Câbir b. Abdillâh'ı Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den şöyle buyururken işittiğini rivayet etmiş; demiş; «Nehirlerle yağmur sularının suladıkları mahsûllerde öşür; hayvanla sulanan mahsûllerde yarım öşür vardır.» İzah için buraya tıklayın
Bize Yahya b. Yahya Et-Temimi rivayet etti. (Dediki): Mâlik'e, Abdullah b. Dinar'dan dinlediğim, onun da Süleyman b. Yesâr'dan, onun da Irak b. Malik'den, onun da Ebû Hureyre'den naklen rivayet ettiği şu hadîsi okudum: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Müslüman'a kölesi ile atı için zekât yoktur.» buyurmuşlar
Bana Amru'n -Nükıd ile Züheyr b. Harb rivayet ettiler. Dediler ki: Bize Süfyân b. Uyeyne rivayet etti. (Dediki): Bize Eyyûb Mûsâ, Mekhûlden, o da Süleyman b. Yesâr'dan, o da Irak b. Mâlik'den, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti. Amr: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den dedi. Züheyr ise: {Ebû Hureyre, hadîsi Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e vardırdı.) tâbirini kullandı. ResûluIIah (Sallallahu Aleyhi ve Sellam) «Müslüman'a kölesi ile atı için zekât yoktur.» buyurmuşlar
{…} Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize Süleyman b. Bilâl haber verdi. H. Bize Kuteybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Hammâd b. Zeyd rivayet etti. H. Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Hatim b. İsmail rivayet etti. Bu râvîler hep birden Huseyn b. Irak b. Mâlik'den, o da babasından, o da Ebû Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den bu hadisin mislini rivayet etmişlerdir
Bana Ebû't - Tâhir ile Hârûn b. Saîd El-Eyli ve Ahmed b. îsâ rivayet ettiler. Dedilerki: Bize İbni Vehb rivayet etti. (Dediki): Bana Mahreme, babasından, o da Irak b. Mâlik'den naklen haber verdi. Irak şöyle demiş: Ebû Hureyre'yi, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den rivayet ederken dinledim; Efendimiz: «Köle için sadûka-i fitir dan başka sadaka yoktur.» buyurmuşlar
Sahîh-i Müslim 2277
وَحَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ حَفْصٍ، حَدَّثَنَا وَرْقَاءُ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ بَعَثَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عُمَرَ عَلَى الصَّدَقَةِ فَقِيلَ مَنَعَ ابْنُ جَمِيلٍ وَخَالِدُ بْنُ الْوَلِيدِ وَالْعَبَّاسُ عَمُّ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَا يَنْقِمُ ابْنُ جَمِيلٍ إِلاَّ أَنَّهُ كَانَ فَقِيرًا فَأَغْنَاهُ اللَّهُ وَأَمَّا خَالِدٌ فَإِنَّكُمْ تَظْلِمُونَ خَالِدًا قَدِ احْتَبَسَ أَدْرَاعَهُ وَأَعْتَادَهُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ وَأَمَّا الْعَبَّاسُ فَهِيَ عَلَىَّ وَمِثْلُهَا مَعَهَا " . ثُمَّ قَالَ " يَا عُمَرُ أَمَا شَعَرْتَ أَنَّ عَمَّ الرَّجُلِ صِنْوُ أَبِيهِ " .
Bana Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dediki): Bize Alîyyü'bnü Hafs rivayet etti. (Dediki): Bize Verkaa', Ebû'z-Zinâd'dan, o da A'rac'dan, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti. Ebû Hureyre şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Ömer'i sadaka toplamaya gönderdi. îbni Cemîl ile Hâlidü'bnü Velîd ve Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in amcası Abbâs zekât vermedi, denildi. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «İbni Cemîl zekât vermekten İmtina etmez şu kadar var ki o fakir idi. Allah, kendisini zengin yaptı; Hâlid'e gelince: Siz, Hâlid'e zulmediyorsunuz. O bütün zırhlarını ve harp âletlerini Allah yolunda hapsetmiştir. Abbâs'ın zekâtı ise bir misli de beraberinde olmak üzere benim üzerimdedir.» buyurdu, sonra (sözüne devamla): «Yâ Ömer! Sen, bir kimsenin amcasını babasının aslından olduğunu bilmez misin?» dedi. İzah için buraya tıklayın
Bize Abdullah b. Meslemete'bni Ka'neb ile Kuteybetü'bnü Said rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Mâlik rivayet etti. H. Bize Yahya b. Yahya dahî rivayet etti. Lâfız onundur. (Dediki): Mâlik'e, Nâfi'den dinlediğim, onun da îbni Ömer'den naklen rivayet ettiği şu hadisi okudum: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ramazanda sadaka-i fıtri Müslümanların hür veya köle, erkek veya kadın her birine hurmadan bir sa' veya arpadan bir sa' olmak üzere farz kıldı
(Bize İbn Nümeyr rivâyet etti. ki): Bize babam rivâyet etti. H. Ebû Bekir b. Ebî Şeybe de rivâyet etti. Lâfız onundur. ki): Bize Abdullah b. Nümeyr ile Ebû Üsâme, Ubeydullah'dan, o da Nâfi'den, o da İbn Ömer'den, naklen rivâyet ettiler. İbn Ömer Şöyle dedi: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) sadaka-i fıtri köle veya hür, küçük veya büyük herkese, hurmadan bir sa' veya arpadan bir sa' olmak üzere farz kıldı. hadîsi Buhârî, Ebû Dâvûd, Nesâî ve Tirmizî «Sadaka-i fıtır» bahsinde muhtelif râvîlerden tahrîc etmişlerdir. Buhârî'nin rivâyetinde hadîsin sonunda Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) bu sadakanın halk namaza çıkmazdan önce verilmesini emir buyurdu.» cümlesi de vardır. (sallallahü aleyhi ve sellem) forr kıldı.» cümlesi hakkında Ebû Ömer İbn Abdilberr şunları söylemiştir: Farz kıldı: sözü iki veçhe ihtimâllidir. Birinci veçhe göre —ki bu daha zahirdir.— vâcib kıldı manasınadır. îkinci veçhe göre: Farz kılmaktan murâd: Takdir etmektir. Nitekim (Hâkim yetime nafaka farz kıldı.) denilir. Bunun mânâsı: Nafaka takdir etti, demektir. Bence farz kelimesine icâb mânâsı vermelidir. Ancak takdir mânâsına geldiğine icmâ bulunursa, ona diyeceğim yoktur. Fakat bu bâbda. icmâ bulunmamaktadır. Çünkü farzın mânâsı vâcib değildir, demek ya şüzüzdur yahut süzûz mânâsında bir sözdür.» göre sadaka-i fıtır ıstılahı mânâsında vâcipdir. Bu mânâya vacip, farzla sünnet arasında bir mertebedir. Şafiî' ye göre: farzla vacip arasında fark olmadığı için sadaka-i fıtır farzdır. İbn Dakîki’l-îd: «Farzın lûgatta asıl mânâsı: «Takdî»'dir. Lâkin şeriat örfünde bu kelime vü-cûba hamledilmiştir. Binâenaleyh onu vücûba hamletmek, aslî mânâsı olan takdire yormaktan evlâdır. sadaka-i fıtır hakkında «Sünnetdir.» dediklerini söylemiştik. Çünkü onlara göre bu hadislerde vârid olan farz kelimesi takdir manasınadır. Onlar kelimeyi asli mânâsına almışlardır.» diyor. dahi: «Farz lâfzından şeriat örfünce vücûb anlaşılır. Râvînin farzla mendûbun aralarındaki farkı bildiği hâlde men-dûba: «farz» demesi caiz değildir.» demektedir. bunlara şu cevâbı vermiştir: «Bu zevatın farzla vacip arasındaki farkı bildikleri hâlde aralarında fark görmemeleri, mezkûr iddialarını reddeder.»
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize Yezîd b. Zürey', Eyyûb'dan, o da Nâfi'den, o da İbni Ömer'den naklen haber verdi; îbni Ömer şöyle demiş: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ramazan sadakasını hür, köle, erkek, kadın herkese kuru hurmadan bir sa' yahut arpadan bir sa' olarak farz kıldı da, insanlar bunu buğdayın yarım sa'ına denk tuttular
Bize Kuteybetü'bnü Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Leys rivayet etti. H. Bize Muhammed b. Rumh dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Leys, Nâfi'den naklen haber verdi ki, Abdullah b. Ömer şunları söylemiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sadaka-i fıtrin kuru hurmadan bir sa' yahut arpadan bir sa' verilmesini emir buyurdu. Müteakiben insanlar iki müd buğdayı buna denk tuttular
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Mâlik'e Zeyd b. Eslem'den dinlediğim, onun da İyaz b. Abdillah b. Sa'd b. Ebî Şerhden, naklen rivayet ettiği şu hadisi okudum: İyaz. Ebû Saîd-i Hudri'yi şöyle derken işitmiş. «Biz sadaka-ı fıtri taamdan bir sâ' yahut arpadan bir sâ' veya kuru hurmadan bir sâ' yahut kuru sütden bir sâ' kuru üzümden de bir sâ' üzerinden veriyorduk.»
Bize Abdullah b. Meslemet'bni Ka'nep rivayet etti. (Dediki):Bize Dâvûd yanî İbni Kays, Iyaz b. Abdillah'dan, o da Ebû Saîd-i Hudrî'den naklen rivayet etti. Ebû Saîd şöyle demiş: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) aramızda iken biz sadaka-ı fıtri küçük büyük, hür veya memlûk her baş için taamdan bir sâ' yahut kuru südden bir sâ' veya arpadan bir bir sâ' yahut kuru hurmadan bir sâ', veya kuru üzümden bir sâ' üzerinden verirdik. Bunu tâ bize Muâviyetü'bnü Ebî Süfyan hac yahut umre yapmak için gelinceye kadar bu minval üzere vermeye devam ettik. Sonra Muâviye minber üzerinde halka bir konuşma yaptı ez cümle: Ben Şam buğdayından iki müddün bir sâ' kuru hurmaya muadil olduğu fikrindeyim dedi; Bunun üzerine halk onun re'yiyle amel ettiler.» Ebû Saîd Demişki: «Bana gelince, ben bunu yaşadığım müddetçe ilelebet eskiden verdiğim gibi vermekte devam ediyorum.»
Bize Muhammed b. Rafî rivayet etti. (Dediki): Bize Abdurrezzak, Ma'mer'den, o da İsmail b. Ümeyye'den naklen rivayet etti. Demişki: Bana Iyaz b. Abdillah b. Sa'd b. Ebî Şerh haber verdi kendisi Ebû Said-i Hudrî'yi şöyle derken işitmiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) aramızda iken biz sadaka-ı fıtri küçük büyük, hür memlûk herkes için üç sınıfdan (yani) kuru hurmadan bir sa' kuru sütden bir sâ', arpadan bir sâ' olarak verirdik. Muâviye halife oluncaya kadar onu böylece vermeye devam ettik. O iki müdd buğdayın bir sâ' kuru hurmaya muadil olacağını tensib etti.» Ebû Said: «Bana gelince, ben onu böylece vermeye devam ediyorum.» demiş
Bana Muhammed b. Rafî rivayet etti. (Dediki): Bize Abdurrezzak rivayet etti. (Dediki): Bize îbnü Cüreyc, Haris b. Abdirrahman b. Ebi Zûbab'dan, o da Iyâz b. Abdillah b. Ebî Şerh'den, o da Ebû Said-i Hudri'den naklen haber verdi. Ebû Saîd şöyle demiş: «Biz sadaka-ı fıtri üç sınıf dan: kuru süt, kuru hurma ve arpadan verirdik.»
Bana Amru'n-Nâkıd rivayet etti. (Dediki): Bize Hâtim b. İsmail İbnİ Aclan'dan, o da Iyâz b. Abdillah b. Ebî Serh'den, o da Ebû Saîd-i Hudri'den naklen rivayet etti ki: Muâviye buğdaydan yarım sâ' kuru hurmanın bir sa'ına muadil tutunca Ebû Saîd bunu kabul etmemiş ve: «Ben bu sadakayı ancak Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) zamanında verdiğim gibi kuru hurmadan bir sâ', yahud kuru üzümden bir sâ', veya arpadan bir sâ', yahud kuru sütden bir sâ' olarak veririm» demiş
Sahîh-i Müslim 2288
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا أَبُو خَيْثَمَةَ، عَنْ مُوسَى بْنِ عُقْبَةَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَمَرَ بِزَكَاةِ الْفِطْرِ أَنْ تُؤَدَّى قَبْلَ خُرُوجِ النَّاسِ إِلَى الصَّلاَةِ .
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki); Bize Ebû Hayseme, Mûsâ b. Ukbe'den, o da Nâfi'den, o da ibni Ömer'den naklen haber verdiki, «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sadaka-i fıtrin halk Bayram Namazına çıkmazdan önce verilmesini emir buyurmuş.»