İçeriğe atla
IQRAN Kur'an · Namaz · Dua Uygulamayı aç
38. sure · Mekkî

Sâd suresi

88 ayet · Mekke döneminde indi · adının anlamı "Sâd"

Meâl seçimi

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Sâd suresi 1. ayet

صٓ ۚ وَٱلْقُرْءَانِ ذِى ٱلذِّكْرِ

ṣâd. velḳur'âni ẕi-ẕẕikr.

Sad. Öğüt veren Kuran'a and olsun ki, inkar edenler gurur ve ayrılık içindedirler. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Sâd suresi 2. ayet

بَلِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فِى عِزَّةٍۢ وَشِقَاقٍۢ

beli-lleẕîne keferû fî `izzetiv veşiḳâḳ.

Sad. Öğüt veren Kuran'a and olsun ki, inkar edenler gurur ve ayrılık içindedirler. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Sâd suresi 3. ayet

كَمْ أَهْلَكْنَا مِن قَبْلِهِم مِّن قَرْنٍۢ فَنَادَوا۟ وَّلَاتَ حِينَ مَنَاصٍۢ

kem ehleknâ min ḳablihim min ḳarnin fenâdev velâte ḥîne menâṣ.

Onlardan önce nice nesilleri yok ettik. Feryat ediyorlardı; oysa artık kurtulma zamanı değildi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Sâd suresi 4. ayet

وَعَجِبُوٓا۟ أَن جَآءَهُم مُّنذِرٌۭ مِّنْهُمْ ۖ وَقَالَ ٱلْكَٰفِرُونَ هَٰذَا سَٰحِرٌۭ كَذَّابٌ

ve`acibû en câehüm münẕirum minhüm. veḳâle-lkâfirûne hâẕâ sâḥirun keẕẕâb.

Aralarından bir uyarıcının gelmesine şaşmışlardı. İnkarcılar: "Bu, pek yalancı bir sihirbazdır; tanrıları tek bir tanrı mı yaptı? Doğrusu bu tuhaf bir şeydir" demişlerdi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Sâd suresi 5. ayet

أَجَعَلَ ٱلْءَالِهَةَ إِلَٰهًۭا وَٰحِدًا ۖ إِنَّ هَٰذَا لَشَىْءٌ عُجَابٌۭ

ece`ale-l'âlihete ilâhev vâḥidâ. inne hâẕâ leşey'ün `ucâb.

Aralarından bir uyarıcının gelmesine şaşmışlardı. İnkarcılar: "Bu, pek yalancı bir sihirbazdır; tanrıları tek bir tanrı mı yaptı? Doğrusu bu tuhaf bir şeydir" demişlerdi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Sâd suresi 6. ayet

وَٱنطَلَقَ ٱلْمَلَأُ مِنْهُمْ أَنِ ٱمْشُوا۟ وَٱصْبِرُوا۟ عَلَىٰٓ ءَالِهَتِكُمْ ۖ إِنَّ هَٰذَا لَشَىْءٌۭ يُرَادُ

venṭaleḳa-lmeleü minhüm eni-mşû vaṣbirû `alâ âlihetiküm. inne hâẕâ leşey'üy yürâd.

Onlardan ileri gelenler: "Yürüyün, tanrılarınıza bağlılıkta direnin, sizden istenen şüphesiz budur. Başka dinde de bunu işitmedik; bu ancak bir uydurmadır. Kuran, aramızda ona mı indirilmeliydi?" dediler. Hayır, bunlar Kuran'ımızdan şüphededirler. Hayır, azabımızı henüz tatmamışlardır. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Sâd suresi 7. ayet

مَا سَمِعْنَا بِهَٰذَا فِى ٱلْمِلَّةِ ٱلْءَاخِرَةِ إِنْ هَٰذَآ إِلَّا ٱخْتِلَٰقٌ

mâ semi`nâ bihâẕâ fi-lmilleti-l'âḫirah. in hâẕâ ille-ḫtilâḳ.

Onlardan ileri gelenler: "Yürüyün, tanrılarınıza bağlılıkta direnin, sizden istenen şüphesiz budur. Başka dinde de bunu işitmedik; bu ancak bir uydurmadır. Kuran, aramızda ona mı indirilmeliydi?" dediler. Hayır, bunlar Kuran'ımızdan şüphededirler. Hayır, azabımızı henüz tatmamışlardır. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Sâd suresi 8. ayet

أَءُنزِلَ عَلَيْهِ ٱلذِّكْرُ مِنۢ بَيْنِنَا ۚ بَلْ هُمْ فِى شَكٍّۢ مِّن ذِكْرِى ۖ بَل لَّمَّا يَذُوقُوا۟ عَذَابِ

eünzile `aleyhi-ẕẕikru mim beyninâ. bel hüm fî şekkim min ẕikrî. bel lemmâ yeẕûḳû `aẕâb.

Onlardan ileri gelenler: "Yürüyün, tanrılarınıza bağlılıkta direnin, sizden istenen şüphesiz budur. Başka dinde de bunu işitmedik; bu ancak bir uydurmadır. Kuran, aramızda ona mı indirilmeliydi?" dediler. Hayır, bunlar Kuran'ımızdan şüphededirler. Hayır, azabımızı henüz tatmamışlardır. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Sâd suresi 9. ayet

أَمْ عِندَهُمْ خَزَآئِنُ رَحْمَةِ رَبِّكَ ٱلْعَزِيزِ ٱلْوَهَّابِ

em `indehüm ḫazâinü raḥmeti rabbike-l`azîzi-lvehhâb.

Yoksa, güçlü ve çok ihsan sahibi olan Rabbinin rahmet hazineleri onların yanında mıdır? Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Sâd suresi 10. ayet

أَمْ لَهُم مُّلْكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا ۖ فَلْيَرْتَقُوا۟ فِى ٱلْأَسْبَٰبِ

em lehüm mülkü-ssemâvâti vel'arḍi vemâ beynehümâ. felyerteḳû fi-l'esbâb.

Yahut, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların hükümranlığı onların elinde midir? Öyle ise sebeplere tevessül edip göğe yükselsinler! Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Sâd suresi 11. ayet

جُندٌۭ مَّا هُنَالِكَ مَهْزُومٌۭ مِّنَ ٱلْأَحْزَابِ

cündüm mâ hünâlike mehzûmüm mine-l'aḥzâb.

Onlar burada takım takım bozguna uğramış perişan bir ordudur. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Sâd suresi 12. ayet

كَذَّبَتْ قَبْلَهُمْ قَوْمُ نُوحٍۢ وَعَادٌۭ وَفِرْعَوْنُ ذُو ٱلْأَوْتَادِ

keẕẕebet ḳablehüm ḳavmü nûḥiv ve`âdüv vefir`avnü ẕü-l'evtâd.

Onlardan önce Nuh milleti, Ad, sarsılmaz bir saltanatın sahibi Firavun, Semud, Lut milleti, Eykeliler de peygamberleri yalanlamıştı. İşte bunlar da peygamberlerine karşı birleşen topluluklardır. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Sâd suresi 13. ayet

وَثَمُودُ وَقَوْمُ لُوطٍۢ وَأَصْحَٰبُ لْـَٔيْكَةِ ۚ أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلْأَحْزَابُ

veŝemûdü veḳavmü lûṭiv veaṣḥâbü-l'eykeh. ülâike-l'aḥzâb.

Onlardan önce Nuh milleti, Ad, sarsılmaz bir saltanatın sahibi Firavun, Semud, Lut milleti, Eykeliler de peygamberleri yalanlamıştı. İşte bunlar da peygamberlerine karşı birleşen topluluklardır. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Sâd suresi 14. ayet

إِن كُلٌّ إِلَّا كَذَّبَ ٱلرُّسُلَ فَحَقَّ عِقَابِ

in küllün illâ keẕẕebe-rrusüle feḥaḳḳa `iḳâb.

Hepsi peygamberleri yalanladı da azabımı hakettiler. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Sâd suresi 15. ayet

وَمَا يَنظُرُ هَٰٓؤُلَآءِ إِلَّا صَيْحَةًۭ وَٰحِدَةًۭ مَّا لَهَا مِن فَوَاقٍۢ

vemâ yenżuru hâülâi illâ ṣayḥatev vâḥidetem mâ lehâ min fevâḳ.

Bunlar da ancak, bir an gecikmesi olmayan tek bir çığlık beklemektedirler. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Sâd suresi 16. ayet

وَقَالُوا۟ رَبَّنَا عَجِّل لَّنَا قِطَّنَا قَبْلَ يَوْمِ ٱلْحِسَابِ

veḳâlû rabbenâ `accil lenâ ḳiṭṭanâ ḳable yevmi-lḥisâb.

Onlar ise "Rabbimiz! Bizim payımızı hesap gününden önce ver" derler. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Sâd suresi 17. ayet

ٱصْبِرْ عَلَىٰ مَا يَقُولُونَ وَٱذْكُرْ عَبْدَنَا دَاوُۥدَ ذَا ٱلْأَيْدِ ۖ إِنَّهُۥٓ أَوَّابٌ

iṣbir `alâ mâ yeḳûlûne veẕkür `abdenâ dâvûde ẕe-l'eyd. innehû evvâb.

Onların söylediklerine sabret; güçlü kulumuz Davud'u an; o, daima Allah'a yönelirdi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Sâd suresi 18. ayet

إِنَّا سَخَّرْنَا ٱلْجِبَالَ مَعَهُۥ يُسَبِّحْنَ بِٱلْعَشِىِّ وَٱلْإِشْرَاقِ

innâ seḫḫarne-lcibâle me`ahû yüsebbiḥne bil`aşiyyi vel'işrâḳ.

Doğrusu Biz, akşam sabah onunla beraber tesbih eden dağları, kuşları da toplu halde onun buyruğu altına vermiştik. Her biri ona yönelmekteydi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Sâd suresi 19. ayet

وَٱلطَّيْرَ مَحْشُورَةًۭ ۖ كُلٌّۭ لَّهُۥٓ أَوَّابٌۭ

veṭṭayra maḥşûrah. küllül lehû evvâb.

Doğrusu Biz, akşam sabah onunla beraber tesbih eden dağları, kuşları da toplu halde onun buyruğu altına vermiştik. Her biri ona yönelmekteydi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Sâd suresi 20. ayet

وَشَدَدْنَا مُلْكَهُۥ وَءَاتَيْنَٰهُ ٱلْحِكْمَةَ وَفَصْلَ ٱلْخِطَابِ

veşedednâ mülkehû veâteynâhü-lḥikmete vefaṣle-lḫiṭâb.

Onun hükümranlığını kuvvetlendirmiştik. Ona hikmet ve kesin hüküm selahiyeti vermiştik. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Sâd suresi 21. ayet

۞ وَهَلْ أَتَىٰكَ نَبَؤُا۟ ٱلْخَصْمِ إِذْ تَسَوَّرُوا۟ ٱلْمِحْرَابَ

vehel etâke nebeü-lḫaṣm. iẕ tesevveru-lmiḥrâb.

Sana davacıların haberi ulaştı mı? Mabedin duvarına tırmanıp Davud'un yanına girmişlerdi de, o onlardan ürkmüştü. Şöyle demişlerdi: "Korkma, birbirinin hakkına tecavüz etmiş iki davacıyız; aramızda adaletle hükmet, ondan ayrılma, bizi doğru yola çıkar." Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Sâd suresi 22. ayet

إِذْ دَخَلُوا۟ عَلَىٰ دَاوُۥدَ فَفَزِعَ مِنْهُمْ ۖ قَالُوا۟ لَا تَخَفْ ۖ خَصْمَانِ بَغَىٰ بَعْضُنَا عَلَىٰ بَعْضٍۢ فَٱحْكُم بَيْنَنَا بِٱلْحَقِّ وَلَا تُشْطِطْ وَٱهْدِنَآ إِلَىٰ سَوَآءِ ٱلصِّرَٰطِ

iẕ deḫalû `alâ dâvûde fefezi`a minhüm ḳâlû lâ teḫaf. ḫaṣmâni begâ ba`ḍunâ `alâ ba`ḍin faḥküm beynenâ bilḥaḳḳi velâ tüşṭiṭ vehdinâ ilâ sevâi-ṣṣirâṭ.

Sana davacıların haberi ulaştı mı? Mabedin duvarına tırmanıp Davud'un yanına girmişlerdi de, o onlardan ürkmüştü. Şöyle demişlerdi: "Korkma, birbirinin hakkına tecavüz etmiş iki davacıyız; aramızda adaletle hükmet, ondan ayrılma, bizi doğru yola çıkar." Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Sâd suresi 23. ayet

إِنَّ هَٰذَآ أَخِى لَهُۥ تِسْعٌۭ وَتِسْعُونَ نَعْجَةًۭ وَلِىَ نَعْجَةٌۭ وَٰحِدَةٌۭ فَقَالَ أَكْفِلْنِيهَا وَعَزَّنِى فِى ٱلْخِطَابِ

inne hâẕâ eḫî lehû tis`uv vetis`ûne na`cetev veliye na`cetüv vâḥidetün feḳâle ekfilnîhâ ve`azzenî fi-lḫiṭâb.

"Bu kardeşimin doksan dokuz dişi koyunu, benim de bir tek dişi koyunum vardır; O'nu da bana ver dedi ve tartışmada beni yendi." Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Sâd suresi 24. ayet

قَالَ لَقَدْ ظَلَمَكَ بِسُؤَالِ نَعْجَتِكَ إِلَىٰ نِعَاجِهِۦ ۖ وَإِنَّ كَثِيرًۭا مِّنَ ٱلْخُلَطَآءِ لَيَبْغِى بَعْضُهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ إِلَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ وَقَلِيلٌۭ مَّا هُمْ ۗ وَظَنَّ دَاوُۥدُ أَنَّمَا فَتَنَّٰهُ فَٱسْتَغْفَرَ رَبَّهُۥ وَخَرَّ رَاكِعًۭا وَأَنَابَ ۩

ḳâle leḳad żalemeke bisüâli na`cetike ilâ ni`âcih. veinne keŝîram mine-lḫuleṭâi leyebgî ba`ḍuhüm `alâ ba`ḍin ille-lleẕîne âmenû ve`amilu-ṣṣâliḥâti veḳalîlüm mâ hüm. veżanne dâvûdü ennemâ fetennâhü festagfera rabbehû veḫarra râki`av veenâb.

Davud: "And olsun ki, senin dişi koyununu kendi dişi koyunlarına katmak istemekle sana haksızlıkta bulunmuştur. Doğrusu ortakçıların çoğu birbirlerinin haklarına tecavüz ederler. İnanıp yararlı iş işleyenler bunun dışındadır ki sayıları da ne kadar azdır!" demişti. Davud, Kendisini denediğimizi sanmıştı da, Rabbinden mağfiret dileyerek eğilip secdeye kapanmış, tevbe etmiş, Allah'a yönelmişti. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Sâd suresi 25. ayet

فَغَفَرْنَا لَهُۥ ذَٰلِكَ ۖ وَإِنَّ لَهُۥ عِندَنَا لَزُلْفَىٰ وَحُسْنَ مَـَٔابٍۢ

fegafernâ lehû ẕâlik. veinne lehû `indenâ lezülfâ veḥusne meâb.

Böylece onu bağışlamıştık. Katımızda onun yakınlığı ve güzel bir geleceği vardır. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Sâd suresi 26. ayet

يَٰدَاوُۥدُ إِنَّا جَعَلْنَٰكَ خَلِيفَةًۭ فِى ٱلْأَرْضِ فَٱحْكُم بَيْنَ ٱلنَّاسِ بِٱلْحَقِّ وَلَا تَتَّبِعِ ٱلْهَوَىٰ فَيُضِلَّكَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ ۚ إِنَّ ٱلَّذِينَ يَضِلُّونَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ لَهُمْ عَذَابٌۭ شَدِيدٌۢ بِمَا نَسُوا۟ يَوْمَ ٱلْحِسَابِ

yâ dâvûdü innâ ce`alnâke ḫalîfeten fi-l'arḍi faḥküm beyne-nnâsi bilḥaḳḳi velâ tettebi`i-lhevâ feyüḍilleke `an sebîli-llâh. inne-lleẕîne yeḍillûne `an sebîli-llâhi lehüm `aẕâbün şedîdüm bimâ nesû yevme-lḥisâb.

Ey Davud! Seni şüphesiz yeryüzünde hükümran kıldık, o halde insanlar arasında adaletle hükmet, hevese uyma yoksa seni Allah'ın yolundan saptırır. Doğrusu, Allah'ın yolundan sapanlara, onlara, hesap gününü unutmalarına karşılık çetin azap vardır. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Sâd suresi 27. ayet

وَمَا خَلَقْنَا ٱلسَّمَآءَ وَٱلْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا بَٰطِلًۭا ۚ ذَٰلِكَ ظَنُّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ ۚ فَوَيْلٌۭ لِّلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِنَ ٱلنَّارِ

vemâ ḫalaḳne-ssemâe vel'arḍa vemâ beynehümâ bâṭilâ. ẕâlike żannü-lleẕîne keferû. feveylül lilleẕîne keferû mine-nnâr.

Göğü, yeri ve ikisinin arasında bulunanları boşuna yaratmadık. Bunun boşuna olduğu, inkar edenlerin sanısıdır. Vay ateşe uğrayacak inkarcıların haline! Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Sâd suresi 28. ayet

أَمْ نَجْعَلُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ كَٱلْمُفْسِدِينَ فِى ٱلْأَرْضِ أَمْ نَجْعَلُ ٱلْمُتَّقِينَ كَٱلْفُجَّارِ

em nec`alü-lleẕîne âmenû ve`amilu-ṣṣâliḥâti kelmüfsidîne fi-l'arḍ. em nec`alü-lmütteḳîne kelfüccâr.

Yoksa, inanıp yararlı iş işleyenleri, yeryüzünde, bozguncular gibi mi tutarız? Yoksa, Allah'a karşı gelmekten sakınanları yoldan çıkanlar gibi mi tutarız? Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Sâd suresi 29. ayet

كِتَٰبٌ أَنزَلْنَٰهُ إِلَيْكَ مُبَٰرَكٌۭ لِّيَدَّبَّرُوٓا۟ ءَايَٰتِهِۦ وَلِيَتَذَكَّرَ أُو۟لُوا۟ ٱلْأَلْبَٰبِ

kitâbün enzelnâhü ileyke mübârakül liyeddebberû âyâtihî veliyeteẕekkera ülü-l'elbâb.

Sana indirdiğimiz bu Kitap mübarektir; ayetlerini düşünsünler, aklı olanlar da öğüt alsınlar. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Sâd suresi 30. ayet

وَوَهَبْنَا لِدَاوُۥدَ سُلَيْمَٰنَ ۚ نِعْمَ ٱلْعَبْدُ ۖ إِنَّهُۥٓ أَوَّابٌ

vevehebnâ lidâvûde süleymân. ni`me-l`abd. innehû evvâb.

Davud'a Süleyman'ı bahşettik; o ne güzel bir kuldu! Doğrusu o daima Allah'a yönelirdi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Sâd suresi 31. ayet

إِذْ عُرِضَ عَلَيْهِ بِٱلْعَشِىِّ ٱلصَّٰفِنَٰتُ ٱلْجِيَادُ

iẕ `uriḍa `aleyhi bil`aşiyyi-ṣṣâfinâtü-lciyâd.

Ona bir akşam üstü, çalımlı, cins koşu atları sunulmuştu. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Sâd suresi 32. ayet

فَقَالَ إِنِّىٓ أَحْبَبْتُ حُبَّ ٱلْخَيْرِ عَن ذِكْرِ رَبِّى حَتَّىٰ تَوَارَتْ بِٱلْحِجَابِ

feḳâle innî aḥbebtü ḥubbe-lḫayri `an ẕikri rabbî. ḥattâ tevârat bilḥicâb.

Süleyman: "Doğrusu ben bu iyi malları, Rabbimi anmayı sağladıkları için severim" demişti. Koşup, toz perdesi arkasında kayboldukları zaman: "onları bana getirin" dedi. Bacaklarını ve boyunlarını sıvazlamaya başlamıştı. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Sâd suresi 33. ayet

رُدُّوهَا عَلَىَّ ۖ فَطَفِقَ مَسْحًۢا بِٱلسُّوقِ وَٱلْأَعْنَاقِ

ruddûhâ `aleyy. feṭafiḳa mesḥam bissûḳi vel'a`nâḳ.

Süleyman: "Doğrusu ben bu iyi malları, Rabbimi anmayı sağladıkları için severim" demişti. Koşup, toz perdesi arkasında kayboldukları zaman: "onları bana getirin" dedi. Bacaklarını ve boyunlarını sıvazlamaya başlamıştı. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Sâd suresi 34. ayet

وَلَقَدْ فَتَنَّا سُلَيْمَٰنَ وَأَلْقَيْنَا عَلَىٰ كُرْسِيِّهِۦ جَسَدًۭا ثُمَّ أَنَابَ

veleḳad fetennâ süleymâne veelḳaynâ `alâ kürsiyyihî ceseden ŝümme enâb.

And olsun ki Süleyman'ı denedik, hükümranlığını zayıf düşürdük; sonra eski haline döndü. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Sâd suresi 35. ayet

قَالَ رَبِّ ٱغْفِرْ لِى وَهَبْ لِى مُلْكًۭا لَّا يَنۢبَغِى لِأَحَدٍۢ مِّنۢ بَعْدِىٓ ۖ إِنَّكَ أَنتَ ٱلْوَهَّابُ

ḳâle rabbi-gfir lî veheb lî mülkel lâ yembegî lieḥadim mim ba`dî. inneke ente-lvehhâb.

Süleyman: "Rabbim! Beni bağışla, bana benden sonra kimsenin ulaşamayacağı bir hükümranlık ver; Sen şüphesiz, daima bağışta bulunansın" dedi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Sâd suresi 36. ayet

فَسَخَّرْنَا لَهُ ٱلرِّيحَ تَجْرِى بِأَمْرِهِۦ رُخَآءً حَيْثُ أَصَابَ

feseḫḫarnâ lehü-rrîḥa tecrî biemrih ruḫâen ḥayŝü eṣâb.

Bunun üzerine Biz de, istediği yere onun buyruğu ile kolayca giden rüzgarı, bina kuran ve dalgıçlık yapan şeytanları, demir halkalarla bağlı diğerlerini onun buyruğu altına verdik. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Sâd suresi 37. ayet

وَٱلشَّيَٰطِينَ كُلَّ بَنَّآءٍۢ وَغَوَّاصٍۢ

veşşeyâṭîne külle bennâiv vegavvâṣ.

Bunun üzerine Biz de, istediği yere onun buyruğu ile kolayca giden rüzgarı, bina kuran ve dalgıçlık yapan şeytanları, demir halkalarla bağlı diğerlerini onun buyruğu altına verdik. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Sâd suresi 38. ayet

وَءَاخَرِينَ مُقَرَّنِينَ فِى ٱلْأَصْفَادِ

veâḫarîne müḳarranîne fi-l'aṣfâd.

Bunun üzerine Biz de, istediği yere onun buyruğu ile kolayca giden rüzgarı, bina kuran ve dalgıçlık yapan şeytanları, demir halkalarla bağlı diğerlerini onun buyruğu altına verdik. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Sâd suresi 39. ayet

هَٰذَا عَطَآؤُنَا فَٱمْنُنْ أَوْ أَمْسِكْ بِغَيْرِ حِسَابٍۢ

hâẕâ `aṭâünâ femnün ev emsik bigayri ḥisâb.

"İşte Bizim bağışımız budur; ister ver, ister tut, hesapsızdır." dedik. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Sâd suresi 40. ayet

وَإِنَّ لَهُۥ عِندَنَا لَزُلْفَىٰ وَحُسْنَ مَـَٔابٍۢ

veinne lehû `indenâ lezülfâ veḥusne meâb.

Doğrusu onun katımızda yakınlığı ve güzel bir istikbali vardır. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Sâd suresi 41. ayet

وَٱذْكُرْ عَبْدَنَآ أَيُّوبَ إِذْ نَادَىٰ رَبَّهُۥٓ أَنِّى مَسَّنِىَ ٱلشَّيْطَٰنُ بِنُصْبٍۢ وَعَذَابٍ

veẕkür `abdenâ eyyûb. iẕ nâdâ rabbehû ennî messeniye-şşeyṭânü binuṣbiv ve`aẕâb.

Kulumuz Eyyub'u da an; Rabbine: "Doğrusu şeytan bana yorgunluk ve azap verdi" diye seslenmişti. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Sâd suresi 42. ayet

ٱرْكُضْ بِرِجْلِكَ ۖ هَٰذَا مُغْتَسَلٌۢ بَارِدٌۭ وَشَرَابٌۭ

ürkuḍ biriclik. hâẕâ mugteselüm bâridüv veşerâb.

"Ayağını yere vur! İşte yıkanacak ve içilecek soğuk bir su" dedik. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Sâd suresi 43. ayet

وَوَهَبْنَا لَهُۥٓ أَهْلَهُۥ وَمِثْلَهُم مَّعَهُمْ رَحْمَةًۭ مِّنَّا وَذِكْرَىٰ لِأُو۟لِى ٱلْأَلْبَٰبِ

vevehebnâ lehû ehlehû vemiŝlehüm me`ahüm raḥmetem minnâ veẕikrâ liüli-l'elbâb.

Katımızdan bir rahmet ve akıl sahiplerine bir öğüt olmak üzere, ona tekrar ailesini ve geçmiş olanlarla bir mislini daha vermiştik. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Sâd suresi 44. ayet

وَخُذْ بِيَدِكَ ضِغْثًۭا فَٱضْرِب بِّهِۦ وَلَا تَحْنَثْ ۗ إِنَّا وَجَدْنَٰهُ صَابِرًۭا ۚ نِّعْمَ ٱلْعَبْدُ ۖ إِنَّهُۥٓ أَوَّابٌۭ

veḫuẕ biyedike ḍigŝen faḍrib bihî velâ taḥneŝ. innâ vecednâhü ṣâbirâ. ni`me-l`abd. innehû evvâb.

"Ey Eyyub! Eline bir demet sap alıp onunla vur, yeminini bozma" demiştik. Doğrusu Biz onu sabırlı bulmuştuk. Ne iyi kuldu, daima Allah'a yönelirdi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Sâd suresi 45. ayet

وَٱذْكُرْ عِبَٰدَنَآ إِبْرَٰهِيمَ وَإِسْحَٰقَ وَيَعْقُوبَ أُو۟لِى ٱلْأَيْدِى وَٱلْأَبْصَٰرِ

veẕkür `ibâdenâ ibrâhîme veisḥâḳa veya`ḳûbe üli-l'eydî vel'ebṣâr.

Güçlü ve anlayışlı olan kullarımız İbrahim, İshak ve Yakub'u da an. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Sâd suresi 46. ayet

إِنَّآ أَخْلَصْنَٰهُم بِخَالِصَةٍۢ ذِكْرَى ٱلدَّارِ

innâ aḫlaṣnâhüm biḫâliṣatin ẕikra-ddâr.

Biz onları ahiret yurdunu düşünen, içten bağlı kimseler kıldık. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Sâd suresi 47. ayet

وَإِنَّهُمْ عِندَنَا لَمِنَ ٱلْمُصْطَفَيْنَ ٱلْأَخْيَارِ

veinnehüm `indenâ lemine-lmuṣṭafeyne-l'aḫyâr.

Doğrusu onlar katımızda seçkin, iyi kimselerdendirler. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Sâd suresi 48. ayet

وَٱذْكُرْ إِسْمَٰعِيلَ وَٱلْيَسَعَ وَذَا ٱلْكِفْلِ ۖ وَكُلٌّۭ مِّنَ ٱلْأَخْيَارِ

veẕkür ismâ`île velyese`a veẕe-lkifl. veküllüm mine-l'aḫyâr.

İsmail'i, Elyesa'ı, Zülkifl'i de an. Hepsi iyilerdendir. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Sâd suresi 49. ayet

هَٰذَا ذِكْرٌۭ ۚ وَإِنَّ لِلْمُتَّقِينَ لَحُسْنَ مَـَٔابٍۢ

hâẕâ ẕikr. veinne lilmütteḳîne leḥusne meâb.

İşte bu güzel bir anmadır. Doğrusu Allah'a karşı gelmekten sakınanlara güzel bir gelecek vardır. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Sâd suresi 50. ayet

جَنَّٰتِ عَدْنٍۢ مُّفَتَّحَةًۭ لَّهُمُ ٱلْأَبْوَٰبُ

cennâti `adnim müfetteḥatel lehümü-l'ebvâb.

Kapıları onlara açılmış Adn cennetleri vardır. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Sâd suresi 51. ayet

مُتَّكِـِٔينَ فِيهَا يَدْعُونَ فِيهَا بِفَٰكِهَةٍۢ كَثِيرَةٍۢ وَشَرَابٍۢ

müttekiîne fîhâ yed`ûne fîhâ bifâkihetin keŝîrativ veşerâb.

Orada tahtlara yaslanmış olarak türlü meyveler ve içecekler isterler. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Sâd suresi 52. ayet

۞ وَعِندَهُمْ قَٰصِرَٰتُ ٱلطَّرْفِ أَتْرَابٌ

ve`indehüm ḳâṣirâtu-ṭṭarfi etrâb.

Yanlarında, gözlerini eşlerine dikmiş yaşıt güzeller vardır. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Sâd suresi 53. ayet

هَٰذَا مَا تُوعَدُونَ لِيَوْمِ ٱلْحِسَابِ

hâẕâ mâ tû`adûne liyevmi-lḥisâb.

İşte bu hesap günü için, size söz verilenlerdir. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Sâd suresi 54. ayet

إِنَّ هَٰذَا لَرِزْقُنَا مَا لَهُۥ مِن نَّفَادٍ

inne hâẕâ lerizḳunâ mâ lehû min nefâd.

Doğrusu, verdiğimiz bu rızıklar tükenecek değildir. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Sâd suresi 55. ayet

هَٰذَا ۚ وَإِنَّ لِلطَّٰغِينَ لَشَرَّ مَـَٔابٍۢ

hâẕâ. veinne liṭṭâgîne leşerra meâb.

Bu böyle; ama azgınlara kötü bir gelecek vardır. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Sâd suresi 56. ayet

جَهَنَّمَ يَصْلَوْنَهَا فَبِئْسَ ٱلْمِهَادُ

cehennem. yaṣlevnehâ. febi'se-lmihâd.

Cehenneme girerler; ne kötü bir konaktır! Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Sâd suresi 57. ayet

هَٰذَا فَلْيَذُوقُوهُ حَمِيمٌۭ وَغَسَّاقٌۭ

hâẕâ felyeẕûḳûhü ḥamîmüv vegassâḳ.

İşte bu kaynar su ve irindir, artık onu tatsınlar. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Sâd suresi 58. ayet

وَءَاخَرُ مِن شَكْلِهِۦٓ أَزْوَٰجٌ

veâḫaru min şeklihî ezvâc.

Bunlara benzer daha başkaları da vardır... Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Sâd suresi 59. ayet

هَٰذَا فَوْجٌۭ مُّقْتَحِمٌۭ مَّعَكُمْ ۖ لَا مَرْحَبًۢا بِهِمْ ۚ إِنَّهُمْ صَالُوا۟ ٱلنَّارِ

hâẕâ fevcüm muḳteḥimüm me`aküm. lâ merḥabem bihim. innehüm ṣâlü-nnâr.

(İnkarcıların ileri gelenlerine denir ki;) "İşte şunlar sizinle beraber girecek olanlardır." (Derler ki;) "Onlar rahat yüzü görmesin. Behemehal ateşe gireceklerdir" Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Sâd suresi 60. ayet

قَالُوا۟ بَلْ أَنتُمْ لَا مَرْحَبًۢا بِكُمْ ۖ أَنتُمْ قَدَّمْتُمُوهُ لَنَا ۖ فَبِئْسَ ٱلْقَرَارُ

ḳâlû bel entüm. lâ merḥabem biküm. entüm ḳaddemtümûhü lenâ. febi'se-lḳarâr.

(Onlara uyanlar;) "Hayır, asıl siz rahat yüzü görmeyin; bunu başımıza getiren sizsiniz; ne kötü bir duraktır!" derler. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Sâd suresi 61. ayet

قَالُوا۟ رَبَّنَا مَن قَدَّمَ لَنَا هَٰذَا فَزِدْهُ عَذَابًۭا ضِعْفًۭا فِى ٱلنَّارِ

ḳâlû rabbenâ men ḳaddeme lenâ hâẕâ fezidhü `aẕâben ḍi`fen fi-nnâr.

"Rabbimiz! Bunu kim başımıza getirdiyse, ateşte onun azabını kat kat artır" derler. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Sâd suresi 62. ayet

وَقَالُوا۟ مَا لَنَا لَا نَرَىٰ رِجَالًۭا كُنَّا نَعُدُّهُم مِّنَ ٱلْأَشْرَارِ

veḳâlû mâ lenâ lâ nerâ ricâlen künnâ ne`uddühüm mine-l'eşrâr.

Şöyle derler: "Kendilerini dünyada iken kötü saydığımız kimseleri burada niçin görmüyoruz?" Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Sâd suresi 63. ayet

أَتَّخَذْنَٰهُمْ سِخْرِيًّا أَمْ زَاغَتْ عَنْهُمُ ٱلْأَبْصَٰرُ

etteḫaẕnâhüm siḫriyyen em zâgat `anhümü-l'ebṣâr.

"Onları alaya alırdık; yoksa şimdi gözlere görünmezler mi?" Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Sâd suresi 64. ayet

إِنَّ ذَٰلِكَ لَحَقٌّۭ تَخَاصُمُ أَهْلِ ٱلنَّارِ

inne ẕâlike leḥaḳḳun teḫâṣumü ehli-nnâr.

İşte cehennemliklerin bu şekilde tartışması gerçektir. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Sâd suresi 65. ayet

قُلْ إِنَّمَآ أَنَا۠ مُنذِرٌۭ ۖ وَمَا مِنْ إِلَٰهٍ إِلَّا ٱللَّهُ ٱلْوَٰحِدُ ٱلْقَهَّارُ

ḳul innemâ ene münẕir. vemâ min ilâhin ille-llâhü-lvâḥidü-lḳahhâr.

De ki: "Ben sadece bir uyarıcıyım. Gücü her şeye yeten tek Allah'tan başka tanrı yoktur." Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Sâd suresi 66. ayet

رَبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا ٱلْعَزِيزُ ٱلْغَفَّٰرُ

rabbü-ssemâvâti vel'arḍi vemâ beynehüme-l`azîzü-lgaffâr.

"Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbi, güçlüdür, çok bağışlayandır." Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Sâd suresi 67. ayet

قُلْ هُوَ نَبَؤٌا۟ عَظِيمٌ

ḳul hüve nebeün `ażîm.

De ki: "Bu Kuran büyük bir haberdir, ama siz ondan yüz çeviriyorsunuz." Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Sâd suresi 68. ayet

أَنتُمْ عَنْهُ مُعْرِضُونَ

entüm `anhü mü`riḍûn.

De ki: "Bu Kuran büyük bir haberdir, ama siz ondan yüz çeviriyorsunuz." Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Sâd suresi 69. ayet

مَا كَانَ لِىَ مِنْ عِلْمٍۭ بِٱلْمَلَإِ ٱلْأَعْلَىٰٓ إِذْ يَخْتَصِمُونَ

mâ kâne liye min `ilmim bilmelei-l'a`lâ iẕ yaḫteṣimûn.

"Onlar tartışırlarken Melei Ala'daki bu olanlar hakkında bir bilgim yoktu." Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Sâd suresi 70. ayet

إِن يُوحَىٰٓ إِلَىَّ إِلَّآ أَنَّمَآ أَنَا۠ نَذِيرٌۭ مُّبِينٌ

iy yûḥâ ileyye illâ ennemâ ene neẕîrum mübîn.

"Bana sadece vahyolunuyor; doğrusu ben ancak apaçık bir uyarıcıyım." Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Sâd suresi 71. ayet

إِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلَٰٓئِكَةِ إِنِّى خَٰلِقٌۢ بَشَرًۭا مِّن طِينٍۢ

iẕ ḳâle rabbüke lilmelâiketi innî ḫâliḳum beşeram min ṭîn.

Rabbin meleklere şöyle demişti: "Ben çamurdan bir insan yaratacağım. Onu yapıp ruhumdan ona üflediğim zaman ona secdeye kapanın." Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Sâd suresi 72. ayet

فَإِذَا سَوَّيْتُهُۥ وَنَفَخْتُ فِيهِ مِن رُّوحِى فَقَعُوا۟ لَهُۥ سَٰجِدِينَ

feiẕâ sevveytühû venefaḫtü fîhi mir rûḥî feḳa`û lehû sâcidîn.

Rabbin meleklere şöyle demişti: "Ben çamurdan bir insan yaratacağım. Onu yapıp ruhumdan ona üflediğim zaman ona secdeye kapanın." Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Sâd suresi 73. ayet

فَسَجَدَ ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ كُلُّهُمْ أَجْمَعُونَ

fesecede-lmelâiketü küllühüm ecme`ûn.

Bütün melekler secde etmişlerdi, fakat İblis; o, büyüklük taslamış ve inkarcılardan olmuştu. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Sâd suresi 74. ayet

إِلَّآ إِبْلِيسَ ٱسْتَكْبَرَ وَكَانَ مِنَ ٱلْكَٰفِرِينَ

illâ iblîs. istekbera vekâne mine-lkâfirîn.

Bütün melekler secde etmişlerdi, fakat İblis; o, büyüklük taslamış ve inkarcılardan olmuştu. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Sâd suresi 75. ayet

قَالَ يَٰٓإِبْلِيسُ مَا مَنَعَكَ أَن تَسْجُدَ لِمَا خَلَقْتُ بِيَدَىَّ ۖ أَسْتَكْبَرْتَ أَمْ كُنتَ مِنَ ٱلْعَالِينَ

ḳâle yâ iblîsü mâ mene`ake en tescüde limâ ḫalaḳtü biyedeyy. estekberte em künte mine-l`âlîn.

Allah: "Ey İblis, ellerimle (kudretimle) yarattığıma secde etmekten seni alıkoyan nedir? Böbürlendin mi? Yoksa gururlananlardan mısın?" dedi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Sâd suresi 76. ayet

قَالَ أَنَا۠ خَيْرٌۭ مِّنْهُ ۖ خَلَقْتَنِى مِن نَّارٍۢ وَخَلَقْتَهُۥ مِن طِينٍۢ

ḳâle ene ḫayrum minh. ḫalaḳtenî min nâriv veḫalaḳtehû min ṭîn.

İblis: "Ben ondan daha üstünüm. Beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın" dedi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Sâd suresi 77. ayet

قَالَ فَٱخْرُجْ مِنْهَا فَإِنَّكَ رَجِيمٌۭ

ḳâle faḫruc minhâ feinneke racîm.

Allah: "Defol oradan, sen artık kovulmuş birisin. Din (kıyamet/ceza) gününe kadar lanetim senin üzerinedir" dedi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Sâd suresi 78. ayet

وَإِنَّ عَلَيْكَ لَعْنَتِىٓ إِلَىٰ يَوْمِ ٱلدِّينِ

veinne `aleyke la`netî ilâ yevmi-ddîn.

Allah: "Defol oradan, sen artık kovulmuş birisin. Din (kıyamet/ceza) gününe kadar lanetim senin üzerinedir" dedi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Sâd suresi 79. ayet

قَالَ رَبِّ فَأَنظِرْنِىٓ إِلَىٰ يَوْمِ يُبْعَثُونَ

ḳâle rabbi feenżirnî ilâ yevmi yüb`aŝûn.

"Rabbim! Dirilecekleri güne kadar beni (canımı almayı) ertele" dedi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Sâd suresi 80. ayet

قَالَ فَإِنَّكَ مِنَ ٱلْمُنظَرِينَ

ḳâle feinneke mine-lmünżarîn.

Allah: "Sen bilinen güne kadar erteye bırakılanlardansın" dedi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Sâd suresi 81. ayet

إِلَىٰ يَوْمِ ٱلْوَقْتِ ٱلْمَعْلُومِ

ilâ yevmi-lvaḳti-lma`lûm.

Allah: "Sen bilinen güne kadar erteye bırakılanlardansın" dedi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Sâd suresi 82. ayet

قَالَ فَبِعِزَّتِكَ لَأُغْوِيَنَّهُمْ أَجْمَعِينَ

ḳâle febi`izzetike leugviyennehüm ecme`în.

İblis: "Senin kudretine and olsun ki, onlardan, sana içten bağlı olan kulların bir yana, hepsini azdıracağım" dedi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Sâd suresi 83. ayet

إِلَّا عِبَادَكَ مِنْهُمُ ٱلْمُخْلَصِينَ

illâ `ibâdeke minhümü-lmuḫleṣîn.

İblis: "Senin kudretine and olsun ki, onlardan, sana içten bağlı olan kulların bir yana, hepsini azdıracağım" dedi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Sâd suresi 84. ayet

قَالَ فَٱلْحَقُّ وَٱلْحَقَّ أَقُولُ

ḳâle felḥaḳḳ. velḥaḳḳa eḳûl.

Allah: "Doğrudur; işte Ben hakikati söylüyorum, sen ve sana uyanların hepsiyle cehennemi dolduracağım" dedi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Sâd suresi 85. ayet

لَأَمْلَأَنَّ جَهَنَّمَ مِنكَ وَمِمَّن تَبِعَكَ مِنْهُمْ أَجْمَعِينَ

leemleenne cehenneme minke vemimmen tebi`ake minhüm ecme`în.

Allah: "Doğrudur; işte Ben hakikati söylüyorum, sen ve sana uyanların hepsiyle cehennemi dolduracağım" dedi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Sâd suresi 86. ayet

قُلْ مَآ أَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍۢ وَمَآ أَنَا۠ مِنَ ٱلْمُتَكَلِّفِينَ

ḳul mâ es'elüküm `aleyhi min ecriv vemâ ene mine-lmütekellifîn.

De ki: "Buna karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Kendiliğimden bir şey iddia eden kimselerden de değilim." Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Sâd suresi 87. ayet

إِنْ هُوَ إِلَّا ذِكْرٌۭ لِّلْعَٰلَمِينَ

in hüve illâ ẕikrul lil`âlemîn.

"Bu Kuran, ancak dünyalar için bir öğüttür." Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Sâd suresi 88. ayet

وَلَتَعْلَمُنَّ نَبَأَهُۥ بَعْدَ حِينٍۭ

veleta`lemünne nebeehû ba`de ḥîn.

"Onun verdiği haberin doğruluğunu bir zaman sonra öğreneceksiniz." Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle