پرش به محتوا
IQRAN قرآن · نماز · دعا باز کردن برنامه
54. sure · Mekkî

Kamer suresi

55 ayet · Mekke döneminde indi · adının anlamı "Ay"

Meâl seçimi

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Kamer suresi 1. ayet

ٱقْتَرَبَتِ ٱلسَّاعَةُ وَٱنشَقَّ ٱلْقَمَرُ

iḳterabeti-ssâ`atü venşeḳḳa-lḳamer.

Kıyamet saati yaklaşır, ay yarılır; onlar bir delil görünce hala yüz çevirirler ve: "Süregelen bir sihir" derler. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Kamer suresi 2. ayet

وَإِن يَرَوْا۟ ءَايَةًۭ يُعْرِضُوا۟ وَيَقُولُوا۟ سِحْرٌۭ مُّسْتَمِرٌّۭ

veiy yerav âyetey yü`riḍû veyeḳûlû siḥrum müstemirr.

Kıyamet saati yaklaşır, ay yarılır; onlar bir delil görünce hala yüz çevirirler ve: "Süregelen bir sihir" derler. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Kamer suresi 3. ayet

وَكَذَّبُوا۟ وَٱتَّبَعُوٓا۟ أَهْوَآءَهُمْ ۚ وَكُلُّ أَمْرٍۢ مُّسْتَقِرٌّۭ

vekeẕẕebû vettebe`û ehvâehüm veküllü emrim müsteḳirr.

Yalanlarlar da kendi heveslerine uyarlar. Ama her işin karar kılacağı bir sonucu vardır. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Kamer suresi 4. ayet

وَلَقَدْ جَآءَهُم مِّنَ ٱلْأَنۢبَآءِ مَا فِيهِ مُزْدَجَرٌ

veleḳad câehüm mine-l'embâi mâ fîhi müzdecer.

And olsun ki, onları bu hallerinden vazgeçirecek nice haberler gelmiştir. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Kamer suresi 5. ayet

حِكْمَةٌۢ بَٰلِغَةٌۭ ۖ فَمَا تُغْنِ ٱلنُّذُرُ

ḥikmetüm bâligatün femâ tugni-nnüẕür.

Bu haberlerin her birinde üstün hikmet vardır; ama uyarmalar fayda vermiyor. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Kamer suresi 6. ayet

فَتَوَلَّ عَنْهُمْ ۘ يَوْمَ يَدْعُ ٱلدَّاعِ إِلَىٰ شَىْءٍۢ نُّكُرٍ

fetevelle `anhüm. yevme yed`u-ddâ`i ilâ şey'in nükür.

Öyleyse onlardan yüz çevir; çağıran, görülmemiş ve tanınmamış bir şeye çağırdığı gün; Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Kamer suresi 7. ayet

خُشَّعًا أَبْصَٰرُهُمْ يَخْرُجُونَ مِنَ ٱلْأَجْدَاثِ كَأَنَّهُمْ جَرَادٌۭ مُّنتَشِرٌۭ

ḫuşşe`an ebṣâruhüm yaḫrucûne mine-l'ecdâŝi keennehüm cerâdüm münteşir.

Gözleri dalgın dalgın, çekirgeler gibi yayılmış, o çağırana koşarak kabirlerden çıkarlar. İnkarcılar: "Bu, zorlu bir gündür" derler. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Kamer suresi 8. ayet

مُّهْطِعِينَ إِلَى ٱلدَّاعِ ۖ يَقُولُ ٱلْكَٰفِرُونَ هَٰذَا يَوْمٌ عَسِرٌۭ

mühti`îne ile-ddâ`. yeḳûlü-lkâfirûne hâẕâ yevmün `asir.

Gözleri dalgın dalgın, çekirgeler gibi yayılmış, o çağırana koşarak kabirlerden çıkarlar. İnkarcılar: "Bu, zorlu bir gündür" derler. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Kamer suresi 9. ayet

۞ كَذَّبَتْ قَبْلَهُمْ قَوْمُ نُوحٍۢ فَكَذَّبُوا۟ عَبْدَنَا وَقَالُوا۟ مَجْنُونٌۭ وَٱزْدُجِرَ

keẕẕebet ḳablehüm ḳavmü nûḥin fekeẕẕebû `abdenâ veḳâlû mecnûnüv vezdücira.

Bu ortak koşanlardan önce Nuh milleti de yalanlamış, kulumuzu yalanlayarak: "Delidir" demişlerdi, yolu kesilmişti. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Kamer suresi 10. ayet

فَدَعَا رَبَّهُۥٓ أَنِّى مَغْلُوبٌۭ فَٱنتَصِرْ

fede`â rabbehû ennî maglûbün fenteṣir.

O da: "Ben yenildim, bana yardım et" diye Rabbine yalvarmıştı. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Kamer suresi 11. ayet

فَفَتَحْنَآ أَبْوَٰبَ ٱلسَّمَآءِ بِمَآءٍۢ مُّنْهَمِرٍۢ

fefetaḥnâ ebvâbe-ssemâi bimâim münhemir.

Biz de bunun üzerine gök kapılarını boşanan sularla açtık. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Kamer suresi 12. ayet

وَفَجَّرْنَا ٱلْأَرْضَ عُيُونًۭا فَٱلْتَقَى ٱلْمَآءُ عَلَىٰٓ أَمْرٍۢ قَدْ قُدِرَ

vefeccerne-l'arḍa `uyûnen felteḳe-lmâü `alâ emrin ḳad ḳudir.

Yeryüzünde kaynaklar fışkırttık; her iki su, takdir edilen bir ölçüye göre birleşti. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Kamer suresi 13. ayet

وَحَمَلْنَٰهُ عَلَىٰ ذَاتِ أَلْوَٰحٍۢ وَدُسُرٍۢ

veḥamelnâhü `alâ ẕâti elvâḥiv vedüsür.

Onu, tahtadan yapılmış, mıhla çakılmış bir gemiye bindirdik; inkar edilmiş olan Nuh'a mükafat olarak verdiğimiz gemi nezaretimiz altında yüzüyordu. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Kamer suresi 14. ayet

تَجْرِى بِأَعْيُنِنَا جَزَآءًۭ لِّمَن كَانَ كُفِرَ

tecrî bia`yüninâ. cezâel limen kâne küfira.

Onu, tahtadan yapılmış, mıhla çakılmış bir gemiye bindirdik; inkar edilmiş olan Nuh'a mükafat olarak verdiğimiz gemi nezaretimiz altında yüzüyordu. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Kamer suresi 15. ayet

وَلَقَد تَّرَكْنَٰهَآ ءَايَةًۭ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍۢ

veleḳat teraknâhâ âyeten fehel mim müddekir.

And olsun ki Biz, o gemiyi bir ibret olarak bıraktık; öğüt alan yok mudur? Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Kamer suresi 16. ayet

فَكَيْفَ كَانَ عَذَابِى وَنُذُرِ

fekeyfe kâne `aẕâbî venüẕür.

Benim azabım ve uyarmam nasılmış? Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Kamer suresi 17. ayet

وَلَقَدْ يَسَّرْنَا ٱلْقُرْءَانَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍۢ

veleḳad yesserne-lḳur'âne liẕẕikri fehel mim müddekir.

And olsun ki Kuran'ı, öğüt olsun diye kolaylaştırdık; öğüt alan yok mudur? Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Kamer suresi 18. ayet

كَذَّبَتْ عَادٌۭ فَكَيْفَ كَانَ عَذَابِى وَنُذُرِ

keẕẕebet `âdün fekeyfe kâne `aẕâbî venüẕür.

Ad milleti peygamberini yalanlamıştı; Benim azabım ve uyarmam nasılmış? Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Kamer suresi 19. ayet

إِنَّآ أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ رِيحًۭا صَرْصَرًۭا فِى يَوْمِ نَحْسٍۢ مُّسْتَمِرٍّۢ

innâ erselnâ `aleyhim rîḥan ṣarṣaran fî yevmi naḥsim müstemirr.

Nitekim üzerlerine, insanları, sökülmüş hurma kütüğü gibi kopararak yere seren, dondurucu bir rüzgarı uğursuzluğu devam eden bir günde gönderdik. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Kamer suresi 20. ayet

تَنزِعُ ٱلنَّاسَ كَأَنَّهُمْ أَعْجَازُ نَخْلٍۢ مُّنقَعِرٍۢ

tenzi`u-nnâse keennehüm a`câzü naḫlim münḳa`ir.

Nitekim üzerlerine, insanları, sökülmüş hurma kütüğü gibi kopararak yere seren, dondurucu bir rüzgarı uğursuzluğu devam eden bir günde gönderdik. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Kamer suresi 21. ayet

فَكَيْفَ كَانَ عَذَابِى وَنُذُرِ

fekeyfe kâne `aẕâbî venüẕür.

Benim azabım ve uyarmam nasılmış? Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Kamer suresi 22. ayet

وَلَقَدْ يَسَّرْنَا ٱلْقُرْءَانَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍۢ

veleḳad yesserne-lḳur'âne liẕẕikri fehel mim müddekir.

And olsun ki, Kuran'ı öğüt olsun diye kolaylaştırdık; öğüt alan yok mudur? Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Kamer suresi 23. ayet

كَذَّبَتْ ثَمُودُ بِٱلنُّذُرِ

keẕẕebet ŝemûdü binnüẕür.

Semud milleti uyaran peygamberleri yalanladı. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Kamer suresi 24. ayet

فَقَالُوٓا۟ أَبَشَرًۭا مِّنَّا وَٰحِدًۭا نَّتَّبِعُهُۥٓ إِنَّآ إِذًۭا لَّفِى ضَلَٰلٍۢ وَسُعُرٍ

feḳâlû ebeşeram minnâ vâḥiden nettebi`uhû innâ iẕel lefî ḍalâliv vesü`ur.

"İçimizden bir insana mı uyacağız? O zaman biz sapıklık ve delilik etmiş oluruz. Kitap, aramızda, ona mı verilmiş? Hayır, o pek yalancı ve şımarığın biridir" dediler. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Kamer suresi 25. ayet

أَءُلْقِىَ ٱلذِّكْرُ عَلَيْهِ مِنۢ بَيْنِنَا بَلْ هُوَ كَذَّابٌ أَشِرٌۭ

eülḳiye-ẕẕikru `aleyhi mim beyninâ bel hüve keẕẕâbün eşir.

"İçimizden bir insana mı uyacağız? O zaman biz sapıklık ve delilik etmiş oluruz. Kitap, aramızda, ona mı verilmiş? Hayır, o pek yalancı ve şımarığın biridir" dediler. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Kamer suresi 26. ayet

سَيَعْلَمُونَ غَدًۭا مَّنِ ٱلْكَذَّابُ ٱلْأَشِرُ

seya`lemûne gadem meni-lkeẕẕâbü-l'eşir.

Yarın, kimin pek yalancı ve şımarık olduğunu bileceklerdir. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Kamer suresi 27. ayet

إِنَّا مُرْسِلُوا۟ ٱلنَّاقَةِ فِتْنَةًۭ لَّهُمْ فَٱرْتَقِبْهُمْ وَٱصْطَبِرْ

innâ mürsilü-nnâḳati fitnetel lehüm ferteḳibhüm vaṣṭabir.

Doğrusu, onları denemek üzere dişi deveyi gönderen Biziz. Salih'e şöyle demiştik: "Onları gözetle ve sabret; Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Kamer suresi 28. ayet

وَنَبِّئْهُمْ أَنَّ ٱلْمَآءَ قِسْمَةٌۢ بَيْنَهُمْ ۖ كُلُّ شِرْبٍۢ مُّحْتَضَرٌۭ

venebbi'hüm enne-lmâe ḳismetüm beynehüm. küllü şirbim muḥteḍar.

Onlara, sıralarına göre suyun kendileriyle o deve aralarında pay edilmiş olunduğunu söyle." Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Kamer suresi 29. ayet

فَنَادَوْا۟ صَاحِبَهُمْ فَتَعَاطَىٰ فَعَقَرَ

fenâdev ṣâḥibehüm fete`âṭâ fe`aḳara.

Ama bir arkadaşlarını çağırdılar, o da kılıcını alarak deveyi kesti. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Kamer suresi 30. ayet

فَكَيْفَ كَانَ عَذَابِى وَنُذُرِ

fekeyfe kâne `aẕâbî venüẕür.

Benim azabım ve uyarmam nasılmış? Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Kamer suresi 31. ayet

إِنَّآ أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ صَيْحَةًۭ وَٰحِدَةًۭ فَكَانُوا۟ كَهَشِيمِ ٱلْمُحْتَظِرِ

innâ erselnâ `aleyhim ṣayḥatev vâḥideten fekânû keheşîmi-lmuḥteżir.

Nitekim üzerlerine bir çığlık gönderdik de, ağılcıların kullandığı kurumuş ot gibi oldular. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Kamer suresi 32. ayet

وَلَقَدْ يَسَّرْنَا ٱلْقُرْءَانَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍۢ

veleḳad yesserne-lḳur'âne liẕẕikri fehel mim müddekir.

And olsun ki, Kuran'ı öğüt olsun diye kolaylaştırdık; öğüt alan yok mudur? Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Kamer suresi 33. ayet

كَذَّبَتْ قَوْمُ لُوطٍۭ بِٱلنُّذُرِ

keẕẕebet ḳavmü lûṭim binnüẕür.

Lut milleti uyaran peygamberleri yalanladı. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Kamer suresi 34. ayet

إِنَّآ أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ حَاصِبًا إِلَّآ ءَالَ لُوطٍۢ ۖ نَّجَّيْنَٰهُم بِسَحَرٍۢ

innâ erselnâ `aleyhim ḥâṣiben illâ âle lûṭ. necceynâhüm biseḥar.

Biz de üzerlerine taş yağdıran bir rüzgar gönderdik. Ancak, Lut'un taraftarlarını, katımızdan bir nimet olarak seher vakti kurtardık. Şükredene işte böyle mükafat veririz. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Kamer suresi 35. ayet

نِّعْمَةًۭ مِّنْ عِندِنَا ۚ كَذَٰلِكَ نَجْزِى مَن شَكَرَ

ni`metem min `indinâ. keẕâlike neczî men şekera.

Biz de üzerlerine taş yağdıran bir rüzgar gönderdik. Ancak, Lut'un taraftarlarını, katımızdan bir nimet olarak seher vakti kurtardık. Şükredene işte böyle mükafat veririz. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Kamer suresi 36. ayet

وَلَقَدْ أَنذَرَهُم بَطْشَتَنَا فَتَمَارَوْا۟ بِٱلنُّذُرِ

veleḳad enẕerahüm baṭşetenâ fetemârav binnüẕür.

Lut, and olsun ki, onları Bizim yakalamamızla uyarmıştı, ama onlar uyarmaları şüphe ile karşılayarak dinlemediler. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Kamer suresi 37. ayet

وَلَقَدْ رَٰوَدُوهُ عَن ضَيْفِهِۦ فَطَمَسْنَآ أَعْيُنَهُمْ فَذُوقُوا۟ عَذَابِى وَنُذُرِ

veleḳad râvedûhü `an ḍayfihî feṭamesnâ a`yünehüm feẕûḳû `aẕâbî venüẕür.

And olsun ki, onlar Lut'un konukları olan melekleri elde etmeye kalkıştılar, bunun üzerine gözlerini kör ettik. "Azabımı ve uyarmalarımı dinlememenin sonucunu tadın" dedik. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Kamer suresi 38. ayet

وَلَقَدْ صَبَّحَهُم بُكْرَةً عَذَابٌۭ مُّسْتَقِرٌّۭ

veleḳad ṣabbeḥahüm bükraten `aẕâbüm müsteḳirr.

And olsun ki, sabah erken, önü alınmaz bir azap başlarına geldi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Kamer suresi 39. ayet

فَذُوقُوا۟ عَذَابِى وَنُذُرِ

feẕûḳû `aẕâbî venüẕür.

"Azabımı ve uyarmalarımı dinlememenin sonucunu tadın" dedik. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Kamer suresi 40. ayet

وَلَقَدْ يَسَّرْنَا ٱلْقُرْءَانَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍۢ

veleḳad yesserne-lḳur'âne liẕẕikri fehel mim müddekir.

And olsun ki, Kuran'ı öğüt olsun diye kolaylaştırdık; öğüt alan yok mudur? Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Kamer suresi 41. ayet

وَلَقَدْ جَآءَ ءَالَ فِرْعَوْنَ ٱلنُّذُرُ

veleḳad câe âle fir`avne-nnüẕür.

And olsun ki, Firavun erkanına uyaranlar geldi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Kamer suresi 42. ayet

كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا كُلِّهَا فَأَخَذْنَٰهُمْ أَخْذَ عَزِيزٍۢ مُّقْتَدِرٍ

keẕẕebû biâyâtinâ küllihâ feeḫaẕnâhüm aḫẕe `azîzim muḳtedir.

Mucizelerimizin hepsini yalanladılar. Bunun üzerine onları güç ve kuvvet sahibi olana yakışır bir şekilde yakaladık. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Kamer suresi 43. ayet

أَكُفَّارُكُمْ خَيْرٌۭ مِّنْ أُو۟لَٰٓئِكُمْ أَمْ لَكُم بَرَآءَةٌۭ فِى ٱلزُّبُرِ

eküffâruküm ḫayrum min ülâiküm em leküm berâetün fi-zzübür.

Sizin inkarcılarınız bunlardan daha mı üstündür? Yoksa Kitablarda size bir kurtuluş belgesi mi var? Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Kamer suresi 44. ayet

أَمْ يَقُولُونَ نَحْنُ جَمِيعٌۭ مُّنتَصِرٌۭ

em yeḳûlûne naḥnü cemî`um münteṣir.

Yoksa: "Biz öç alabilecek bir topluluğuz" mu diyorlar? Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Kamer suresi 45. ayet

سَيُهْزَمُ ٱلْجَمْعُ وَيُوَلُّونَ ٱلدُّبُرَ

seyühzemü-lcem`u veyüvellûne-ddübüra.

Toplulukları dağıtılacak, yüzgeri edileceklerdir. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Kamer suresi 46. ayet

بَلِ ٱلسَّاعَةُ مَوْعِدُهُمْ وَٱلسَّاعَةُ أَدْهَىٰ وَأَمَرُّ

beli-ssâ`atü mev`idühüm vessâ`atü edhâ veemerr.

Kıyamet onların azap ile vadedildikleri gündür. O ne korkunç, ne acı bir gündür! Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Kamer suresi 47. ayet

إِنَّ ٱلْمُجْرِمِينَ فِى ضَلَٰلٍۢ وَسُعُرٍۢ

inne-lmücrimîne fî ḍalâliv vesü`ur.

Doğrusu suçlular sapıklık ve çılgınlık içindedirler. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Kamer suresi 48. ayet

يَوْمَ يُسْحَبُونَ فِى ٱلنَّارِ عَلَىٰ وُجُوهِهِمْ ذُوقُوا۟ مَسَّ سَقَرَ

yevme yüsḥabûne fi-nnâri `alâ vucûhihim. ẕûḳû messe seḳara.

Ateşe yüzüstü sürüldükleri gün, onlara: "Cehennemin dokunan azabını tadın" denir. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Kamer suresi 49. ayet

إِنَّا كُلَّ شَىْءٍ خَلَقْنَٰهُ بِقَدَرٍۢ

innâ külle şey'in ḫalaḳnâhü biḳader.

Şüphesiz Biz her şeyi bir ölçüye göre yaratmışızdır. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Kamer suresi 50. ayet

وَمَآ أَمْرُنَآ إِلَّا وَٰحِدَةٌۭ كَلَمْحٍۭ بِٱلْبَصَرِ

vemâ emrunâ illâ vâḥidetün kelemḥim bilbeṣar.

Bizim buyruğumuz bir göz kırpması gibi anidir. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Kamer suresi 51. ayet

وَلَقَدْ أَهْلَكْنَآ أَشْيَاعَكُمْ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍۢ

veleḳad ehleknâ eşyâ`aküm fehel mim müddekir.

And olsun ki, benzerlerinizi yok etti, öğüt alan yok mudur? Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Kamer suresi 52. ayet

وَكُلُّ شَىْءٍۢ فَعَلُوهُ فِى ٱلزُّبُرِ

veküllü şey'in fe`alûhü fi-zzübür.

İnsanların yaptıkları her şey kitablarda kayıtlıdır. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Kamer suresi 53. ayet

وَكُلُّ صَغِيرٍۢ وَكَبِيرٍۢ مُّسْتَطَرٌ

veküllü ṣagîriv vekebîrim müsteṭar.

Küçük ve büyük, hepsi satır satırdır. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Kamer suresi 54. ayet

إِنَّ ٱلْمُتَّقِينَ فِى جَنَّٰتٍۢ وَنَهَرٍۢ

inne-lmütteḳîne fî cennâtiv veneher.

Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, güçlü hükümdarın katında, yüksek bir derecede, cennetlerde ferahlık ve aydınlık içindedirler. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Kamer suresi 55. ayet

فِى مَقْعَدِ صِدْقٍ عِندَ مَلِيكٍۢ مُّقْتَدِرٍۭ

fî maḳ`adi ṣidḳin `inde melîkim muḳtedir.

Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, güçlü hükümdarın katında, yüksek bir derecede, cennetlerde ferahlık ve aydınlık içindedirler. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle