Aller au contenu
IQRAN Coran · Prière · Invocation Ouvrir l'application
36. sure · Mekkî

Yâsîn suresi

83 ayet · Mekke döneminde indi · adının anlamı "Yâsîn"

Meâl seçimi

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Yâsîn suresi 1. ayet

يسٓ

yâ-sîn.

Ya, Sin. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Yâsîn suresi 2. ayet

وَٱلْقُرْءَانِ ٱلْحَكِيمِ

velḳur'âni-lḥakîm.

Kuran'ı Hakim'e and olsun ki, sen doğru yol üzere gönderilmiş peygamberlerdensin. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Yâsîn suresi 3. ayet

إِنَّكَ لَمِنَ ٱلْمُرْسَلِينَ

inneke lemine-lmürselîn.

Kuran'ı Hakim'e and olsun ki, sen doğru yol üzere gönderilmiş peygamberlerdensin. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Yâsîn suresi 4. ayet

عَلَىٰ صِرَٰطٍۢ مُّسْتَقِيمٍۢ

`alâ ṣirâṭim müsteḳîm.

Kuran'ı Hakim'e and olsun ki, sen doğru yol üzere gönderilmiş peygamberlerdensin. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Yâsîn suresi 5. ayet

تَنزِيلَ ٱلْعَزِيزِ ٱلرَّحِيمِ

tenzîle-l`azîzi-rraḥîm.

Bu, babaları uyarılmadığından gafil kalmış bir milleti uyarman için güçlü ve merhametli olan Allah'ın indirdiği Kuran'dır. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Yâsîn suresi 6. ayet

لِتُنذِرَ قَوْمًۭا مَّآ أُنذِرَ ءَابَآؤُهُمْ فَهُمْ غَٰفِلُونَ

litünẕira ḳavmem mâ ünẕira âbâühüm fehüm gâfilûn.

Bu, babaları uyarılmadığından gafil kalmış bir milleti uyarman için güçlü ve merhametli olan Allah'ın indirdiği Kuran'dır. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Yâsîn suresi 7. ayet

لَقَدْ حَقَّ ٱلْقَوْلُ عَلَىٰٓ أَكْثَرِهِمْ فَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ

leḳad ḥaḳḳa-lḳavlü `alâ ekŝerihim fehüm lâ yü'minûn.

And olsun ki, hüküm çoğunun aleyhine gerçekleşmiştir, bunun için artık inanmazlar. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Yâsîn suresi 8. ayet

إِنَّا جَعَلْنَا فِىٓ أَعْنَٰقِهِمْ أَغْلَٰلًۭا فَهِىَ إِلَى ٱلْأَذْقَانِ فَهُم مُّقْمَحُونَ

innâ ce`alnâ fî a`nâḳihim aglâlen fehiye ile-l'eẕḳâni fehüm muḳmeḥûn.

Boyunlarına, çenelerine kadar varan demir halkalar geçirmişizdir, bunun için başları yukarı kalkıktır. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Yâsîn suresi 9. ayet

وَجَعَلْنَا مِنۢ بَيْنِ أَيْدِيهِمْ سَدًّۭا وَمِنْ خَلْفِهِمْ سَدًّۭا فَأَغْشَيْنَٰهُمْ فَهُمْ لَا يُبْصِرُونَ

vece`alnâ mim beyni eydîhim seddev vemin ḫalfihim sedden feagşeynâhüm fehüm lâ yübṣirûn.

Önlerine ve arkalarına sed çekmişizdir. Gözlerini perdelediğimizden artık göremezler. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Yâsîn suresi 10. ayet

وَسَوَآءٌ عَلَيْهِمْ ءَأَنذَرْتَهُمْ أَمْ لَمْ تُنذِرْهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ

vesevâün `aleyhim eenẕertehüm em lem tünẕirhüm lâ yü'minûn.

Onları uyarsan da uyarmasan da birdir, inanmazlar. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Yâsîn suresi 11. ayet

إِنَّمَا تُنذِرُ مَنِ ٱتَّبَعَ ٱلذِّكْرَ وَخَشِىَ ٱلرَّحْمَٰنَ بِٱلْغَيْبِ ۖ فَبَشِّرْهُ بِمَغْفِرَةٍۢ وَأَجْرٍۢ كَرِيمٍ

innemâ tünẕiru meni-ttebe`a-ẕẕikra veḫaşiye-rraḥmâne bilgayb. febeşşirhü bimagfirativ veecrin kerîm.

Sen ancak, Kuran'a uyan ve görmediği halde Rahman'dan korkan kimseyi uyarabilirsin. Artık o kimseyi, bağışlanma ve cömertçe verilecek bir ecirle müjdele. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Yâsîn suresi 12. ayet

إِنَّا نَحْنُ نُحْىِ ٱلْمَوْتَىٰ وَنَكْتُبُ مَا قَدَّمُوا۟ وَءَاثَٰرَهُمْ ۚ وَكُلَّ شَىْءٍ أَحْصَيْنَٰهُ فِىٓ إِمَامٍۢ مُّبِينٍۢ

innâ naḥnü nuḥyi-lmevtâ venektübü mâ ḳaddemû veâŝârahüm. vekülle şey'in aḥṣaynâhü fî imâmim mübîn.

Şüphesiz ölüleri dirilten, işlediklerini ve eserlerini yazan Biziz; herşeyi, apaçık bir kitabda saymışızdır. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Yâsîn suresi 13. ayet

وَٱضْرِبْ لَهُم مَّثَلًا أَصْحَٰبَ ٱلْقَرْيَةِ إِذْ جَآءَهَا ٱلْمُرْسَلُونَ

vaḍrib lehüm meŝelen aṣḥâbe-lḳaryeh. iẕ câehe-lmürselûn.

İnsanlara, halkına elçiler gelen şehri mesel olarak anlat: Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Yâsîn suresi 14. ayet

إِذْ أَرْسَلْنَآ إِلَيْهِمُ ٱثْنَيْنِ فَكَذَّبُوهُمَا فَعَزَّزْنَا بِثَالِثٍۢ فَقَالُوٓا۟ إِنَّآ إِلَيْكُم مُّرْسَلُونَ

iẕ erselnâ ileyhimü-ŝneyni fekeẕẕebûhümâ fe`azzeznâ biŝâliŝin feḳâlû innâ ileyküm mürselûn.

Onlara iki elçi göndermiştik; onu yalanladıkları için üçüncü biriyle desteklemiştik. Onlar: "Biz size gönderildik" demişlerdi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Yâsîn suresi 15. ayet

قَالُوا۟ مَآ أَنتُمْ إِلَّا بَشَرٌۭ مِّثْلُنَا وَمَآ أَنزَلَ ٱلرَّحْمَٰنُ مِن شَىْءٍ إِنْ أَنتُمْ إِلَّا تَكْذِبُونَ

ḳâlû mâ entüm illâ beşerum miŝlünâ vemâ enzele-rraḥmânü min şey'in in entüm illâ tekẕibûn.

"Siz de ancak bizim gibi birer insansınız. Rahman da bir şey indirmemiştir. Sadece yalan söylüyorsunuz" dediler. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Yâsîn suresi 16. ayet

قَالُوا۟ رَبُّنَا يَعْلَمُ إِنَّآ إِلَيْكُمْ لَمُرْسَلُونَ

ḳâlû rabbünâ ya`lemü innâ ileyküm lemürselûn.

Elçiler: "Doğrusu Rabbimiz bizim size gönderildiğimizi bilir; bize düşen ancak apaçık tebliğdir" demişlerdi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Yâsîn suresi 17. ayet

وَمَا عَلَيْنَآ إِلَّا ٱلْبَلَٰغُ ٱلْمُبِينُ

vemâ `aleynâ ille-lbelâgu-lmübîn.

Elçiler: "Doğrusu Rabbimiz bizim size gönderildiğimizi bilir; bize düşen ancak apaçık tebliğdir" demişlerdi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Yâsîn suresi 18. ayet

قَالُوٓا۟ إِنَّا تَطَيَّرْنَا بِكُمْ ۖ لَئِن لَّمْ تَنتَهُوا۟ لَنَرْجُمَنَّكُمْ وَلَيَمَسَّنَّكُم مِّنَّا عَذَابٌ أَلِيمٌۭ

ḳâlû innâ teṭayyernâ biküm. leil lem tentehû lenercümenneküm veleyemessenneküm minnâ `aẕâbün elîm.

"Doğrusu sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık; vazgeçmezseniz and olsun ki sizi taşlayacağız ve bizden size can yakıcı bir azap dokunacaktır" dediler. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Yâsîn suresi 19. ayet

قَالُوا۟ طَٰٓئِرُكُم مَّعَكُمْ ۚ أَئِن ذُكِّرْتُم ۚ بَلْ أَنتُمْ قَوْمٌۭ مُّسْرِفُونَ

ḳâlû ṭâiruküm me`aküm. ein ẕükkirtüm. bel entüm ḳavmüm müsrifûn.

Elçiler: "Uğursuzluğunuz kendinizdendir. Bu uğursuzluk size öğüt verildiği için mi? Hayır; siz, aşırı giden bir milletsiniz" demişlerdi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Yâsîn suresi 20. ayet

وَجَآءَ مِنْ أَقْصَا ٱلْمَدِينَةِ رَجُلٌۭ يَسْعَىٰ قَالَ يَٰقَوْمِ ٱتَّبِعُوا۟ ٱلْمُرْسَلِينَ

vecâe min aḳṣe-lmedîneti racülüy yes`â ḳâle yâ ḳavmi-ttebi`ü-lmürselîn.

Şehrin öbür ucundan koşarak bir adam gelmiş ve şöyle demişti: "Ey Milletim! Gönderilen elçilere uyun." Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Yâsîn suresi 21. ayet

ٱتَّبِعُوا۟ مَن لَّا يَسْـَٔلُكُمْ أَجْرًۭا وَهُم مُّهْتَدُونَ

ittebi`û mel lâ yes'elüküm ecrav vehüm mühtedûn.

"Sizden bir ücret istemeyenlere uyun, onlar doğru yoldadırlar." Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Yâsîn suresi 22. ayet

وَمَا لِىَ لَآ أَعْبُدُ ٱلَّذِى فَطَرَنِى وَإِلَيْهِ تُرْجَعُونَ

vemâ liye lâ a`büdü-lleẕî feṭaranî veileyhi türce`ûn.

"Beni yaratana ne diye kulluk etmeyeyim? Siz de O'na döneceksiniz." Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Yâsîn suresi 23. ayet

ءَأَتَّخِذُ مِن دُونِهِۦٓ ءَالِهَةً إِن يُرِدْنِ ٱلرَّحْمَٰنُ بِضُرٍّۢ لَّا تُغْنِ عَنِّى شَفَٰعَتُهُمْ شَيْـًۭٔا وَلَا يُنقِذُونِ

eetteḫiẕü min dûnihî âliheten iy yüridni-rraḥmânü biḍurril lâ tugni `annî şefâ`atühüm şey'ev velâ yünḳiẕûn.

"O'nu bırakıp da tanrılar edinir miyim? Eğer Rahman olan Allah bana bir zarar vermek isterse, o tanrıların şefaati bana fayda vermez, beni kurtaramazlar." Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Yâsîn suresi 24. ayet

إِنِّىٓ إِذًۭا لَّفِى ضَلَٰلٍۢ مُّبِينٍ

innî iẕel lefî ḍalâlim mübîn.

"Doğrusu o takdirde apaçık bir sapıklık içinde olurum." Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Yâsîn suresi 25. ayet

إِنِّىٓ ءَامَنتُ بِرَبِّكُمْ فَٱسْمَعُونِ

innî âmentü birabbiküm fesme`ûn.

"Şüphesiz ben Rabbinize inandım, beni dinleyin." Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Yâsîn suresi 26. ayet

قِيلَ ٱدْخُلِ ٱلْجَنَّةَ ۖ قَالَ يَٰلَيْتَ قَوْمِى يَعْلَمُونَ

ḳîle-dḫuli-lcenneh. ḳâle yâ leyte ḳavmî ya`lemûn.

Ona "Cennete gir" denince, "Keşke milletim Rabbimin beni bağışladığını ve beni ikrama mazhar olanlardan kıldığını bilseydi!" demişti. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Yâsîn suresi 27. ayet

بِمَا غَفَرَ لِى رَبِّى وَجَعَلَنِى مِنَ ٱلْمُكْرَمِينَ

bimâ gafera lî rabbî vece`alenî mine-lmükramîn.

Ona "Cennete gir" denince, "Keşke milletim Rabbimin beni bağışladığını ve beni ikrama mazhar olanlardan kıldığını bilseydi!" demişti. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Yâsîn suresi 28. ayet

۞ وَمَآ أَنزَلْنَا عَلَىٰ قَوْمِهِۦ مِنۢ بَعْدِهِۦ مِن جُندٍۢ مِّنَ ٱلسَّمَآءِ وَمَا كُنَّا مُنزِلِينَ

vemâ enzelnâ `alâ ḳavmihî mim ba`dihî min cündim mine-ssemâi vemâ künnâ münzilîn.

Ondan sonra milleti üzerine gökten bir ordu indirmedik; zaten indirecek de değildik; sadece tek bir çığlık.. o kadar, hemen sönüp gittiler. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Yâsîn suresi 29. ayet

إِن كَانَتْ إِلَّا صَيْحَةًۭ وَٰحِدَةًۭ فَإِذَا هُمْ خَٰمِدُونَ

in kânet illâ ṣayḥatev vâḥideten feiẕâ hüm ḫâmidûn.

Ondan sonra milleti üzerine gökten bir ordu indirmedik; zaten indirecek de değildik; sadece tek bir çığlık.. o kadar, hemen sönüp gittiler. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Yâsîn suresi 30. ayet

يَٰحَسْرَةً عَلَى ٱلْعِبَادِ ۚ مَا يَأْتِيهِم مِّن رَّسُولٍ إِلَّا كَانُوا۟ بِهِۦ يَسْتَهْزِءُونَ

yâ ḥasraten `ale-l`ibâd. mâ ye'tîhim mir rasûlin illâ kânû bihî yestehziûn.

Kullara yazıklar olsun! Kendilerine hangi elçi gelse, onu alaya alıyorlardı. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Yâsîn suresi 31. ayet

أَلَمْ يَرَوْا۟ كَمْ أَهْلَكْنَا قَبْلَهُم مِّنَ ٱلْقُرُونِ أَنَّهُمْ إِلَيْهِمْ لَا يَرْجِعُونَ

elem yerav kem ehleknâ ḳablehüm mine-lḳurûni ennehüm ileyhim lâ yerci`ûn.

Kendilerinden önce nice nesilleri yok ettiğimizi, onların bir daha kendilerine dönmediklerini görmezler mi? Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Yâsîn suresi 32. ayet

وَإِن كُلٌّۭ لَّمَّا جَمِيعٌۭ لَّدَيْنَا مُحْضَرُونَ

vein küllül lemmâ cemî`ul ledeynâ muḥḍarûn.

Hepsi huzurumuza getirileceklerdir. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Yâsîn suresi 33. ayet

وَءَايَةٌۭ لَّهُمُ ٱلْأَرْضُ ٱلْمَيْتَةُ أَحْيَيْنَٰهَا وَأَخْرَجْنَا مِنْهَا حَبًّۭا فَمِنْهُ يَأْكُلُونَ

veâyetül lehümü-l'arḍu-lmeyteh. aḥyeynâhâ veaḫracnâ minhâ ḥabben feminhü ye'külûn.

İşte onlara bir delil: Ölü yeri diriltir ve oradan taneler çıkarırız da ondan yerler. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Yâsîn suresi 34. ayet

وَجَعَلْنَا فِيهَا جَنَّٰتٍۢ مِّن نَّخِيلٍۢ وَأَعْنَٰبٍۢ وَفَجَّرْنَا فِيهَا مِنَ ٱلْعُيُونِ

vece`alnâ fîhâ cennâtim min neḫîliv vea`nâbiv vefeccernâ fîhâ mine-l`uyûn.

Orada hurmalıklar ve üzüm bağları var ederiz, aralarında pınarlar fışkırtırız. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Yâsîn suresi 35. ayet

لِيَأْكُلُوا۟ مِن ثَمَرِهِۦ وَمَا عَمِلَتْهُ أَيْدِيهِمْ ۖ أَفَلَا يَشْكُرُونَ

liye'külû min ŝemerihî vemâ `amilethü eydîhim. efelâ yeşkürûn.

Onun ve elleriyle yaptıklarının ürünlerini yesinler; şükretmezler mi? Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Yâsîn suresi 36. ayet

سُبْحَٰنَ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلْأَزْوَٰجَ كُلَّهَا مِمَّا تُنۢبِتُ ٱلْأَرْضُ وَمِنْ أَنفُسِهِمْ وَمِمَّا لَا يَعْلَمُونَ

sübḥâne-lleẕî ḫaleḳa-l'ezvâce küllehâ mimmâ tümbitü-l'arḍu vemin enfüsihim vemimmâ lâ ya`lemûn.

Yerin yetiştirdiklerinden, kendilerinden ve daha bilmediklerinden çift çift yaratan Allah münezzehtir. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Yâsîn suresi 37. ayet

وَءَايَةٌۭ لَّهُمُ ٱلَّيْلُ نَسْلَخُ مِنْهُ ٱلنَّهَارَ فَإِذَا هُم مُّظْلِمُونَ

veâyetül lehümü-lleyl. nesleḫu minhü-nnehâra feiẕâ hüm mużlimûn.

Onlara bir delil de gecedir; gündüzü ondan sıyırırız da karanlıkta kalıverirler. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Yâsîn suresi 38. ayet

وَٱلشَّمْسُ تَجْرِى لِمُسْتَقَرٍّۢ لَّهَا ۚ ذَٰلِكَ تَقْدِيرُ ٱلْعَزِيزِ ٱلْعَلِيمِ

veşşemsü tecrî limüsteḳarril lehâ. ẕâlike taḳdîru-l`azîzi-l`alîm.

Güneş de yörüngesinde yürüyüp gitmektedir. Bu, güçlü ve bilgin olan Allah'ın kanunudur. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Yâsîn suresi 39. ayet

وَٱلْقَمَرَ قَدَّرْنَٰهُ مَنَازِلَ حَتَّىٰ عَادَ كَٱلْعُرْجُونِ ٱلْقَدِيمِ

velḳamera ḳaddernâhü menâzile ḥattâ `âde kel`urcûni-lḳadîm.

Ay için de sonunda kuru bir hurma dalına döneceği konaklar tayin etmişizdir. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Yâsîn suresi 40. ayet

لَا ٱلشَّمْسُ يَنۢبَغِى لَهَآ أَن تُدْرِكَ ٱلْقَمَرَ وَلَا ٱلَّيْلُ سَابِقُ ٱلنَّهَارِ ۚ وَكُلٌّۭ فِى فَلَكٍۢ يَسْبَحُونَ

le-şşemsü yembegî lehâ en tüdrike-lḳamera vele-lleylü sâbiḳu-nnehâr. veküllün fî felekiy yesbeḥûn.

Aya erişmek güneşe düşmez. Gece de gündüzü geçemez. Her biri bir yörüngede yürürler. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Yâsîn suresi 41. ayet

وَءَايَةٌۭ لَّهُمْ أَنَّا حَمَلْنَا ذُرِّيَّتَهُمْ فِى ٱلْفُلْكِ ٱلْمَشْحُونِ

veâyetül lehüm ennâ ḥamelnâ ẕürriyyetehüm fi-lfülki-lmeşḥûn.

Onlara bir delil de: Soylarını dolu gemiyle taşımamız ve kendileri için bunun gibi daha nice binekler yaratmış olmamızdır. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Yâsîn suresi 42. ayet

وَخَلَقْنَا لَهُم مِّن مِّثْلِهِۦ مَا يَرْكَبُونَ

veḫalaḳnâ lehüm mim miŝlihî mâ yerkebûn.

Onlara bir delil de: Soylarını dolu gemiyle taşımamız ve kendileri için bunun gibi daha nice binekler yaratmış olmamızdır. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Yâsîn suresi 43. ayet

وَإِن نَّشَأْ نُغْرِقْهُمْ فَلَا صَرِيخَ لَهُمْ وَلَا هُمْ يُنقَذُونَ

vein neşe' nugriḳhüm felâ ṣarîḫa lehüm velâ hüm yünḳaẕûn.

Dilesek, onları suda boğardık; ne yardımlarına koşan bulunur ve ne de kendileri kurtulabilirlerdi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Yâsîn suresi 44. ayet

إِلَّا رَحْمَةًۭ مِّنَّا وَمَتَٰعًا إِلَىٰ حِينٍۢ

illâ raḥmetem minnâ vemetâ`an ilâ ḥîn.

Ama katımızdan bir rahmet ve bir süreye kadar geçinme olarak onları geri bıraktık. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Yâsîn suresi 45. ayet

وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ ٱتَّقُوا۟ مَا بَيْنَ أَيْدِيكُمْ وَمَا خَلْفَكُمْ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ

veiẕâ ḳîle lehümü-tteḳû mâ beyne eydîküm vemâ ḫalfeküm le`alleküm türḥamûn.

Onlara: "Geçmişinizden ve geleceğinizden sakının, belki acınırsınız" dendiği zaman yüz çevirirler. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Yâsîn suresi 46. ayet

وَمَا تَأْتِيهِم مِّنْ ءَايَةٍۢ مِّنْ ءَايَٰتِ رَبِّهِمْ إِلَّا كَانُوا۟ عَنْهَا مُعْرِضِينَ

vemâ te'tîhim min âyetim min âyâti rabbihim illâ kânû `anhâ mü`riḍîn.

Zaten Rabbinin ayetlerinden herhangi biri kendilerine geldiğinde ondan hep yüz çeviregelmişlerdi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Yâsîn suresi 47. ayet

وَإِذَا قِيلَ لَهُمْ أَنفِقُوا۟ مِمَّا رَزَقَكُمُ ٱللَّهُ قَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لِلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ أَنُطْعِمُ مَن لَّوْ يَشَآءُ ٱللَّهُ أَطْعَمَهُۥٓ إِنْ أَنتُمْ إِلَّا فِى ضَلَٰلٍۢ مُّبِينٍۢ

veiẕâ ḳîle lehüm enfiḳû mimmâ razeḳakümü-llâhü ḳâle-lleẕîne keferû lilleẕîne âmenû enuṭ`imü mel lev yeşâü-llâhü aṭ`ameh. in entüm illâ fî ḍalâlim mübîn.

Onlara: "Allah'ın size verdiği rızıktan sarfedin" denince inkar edenler inananlara: "Allah dileseydi doyurabileceği bir kimseyi biz mi doyuralım? Doğrusu siz apaçık bir sapıklıktasınız" derler. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Yâsîn suresi 48. ayet

وَيَقُولُونَ مَتَىٰ هَٰذَا ٱلْوَعْدُ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ

veyeḳûlûne metâ hâẕe-lva`dü in küntüm ṣâdiḳîn.

"Doğru sözlü iseniz bildirin bu vaad ne zamandır?" derler. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Yâsîn suresi 49. ayet

مَا يَنظُرُونَ إِلَّا صَيْحَةًۭ وَٰحِدَةًۭ تَأْخُذُهُمْ وَهُمْ يَخِصِّمُونَ

mâ yenżurûne illâ ṣayḥatev vâḥideten te'ḫuẕühüm vehüm yeḫiṣṣimûn.

Çekişip dururlarken kendilerini yakalayacak bir tek çığlığı beklerler. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Yâsîn suresi 50. ayet

فَلَا يَسْتَطِيعُونَ تَوْصِيَةًۭ وَلَآ إِلَىٰٓ أَهْلِهِمْ يَرْجِعُونَ

felâ yesteṭî`ûne tevṣiyetev velâ ilâ ehlihim yerci`ûn.

O zaman, artık ne vasiyet edebilirler ne de ailelerine dönebilirler. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Yâsîn suresi 51. ayet

وَنُفِخَ فِى ٱلصُّورِ فَإِذَا هُم مِّنَ ٱلْأَجْدَاثِ إِلَىٰ رَبِّهِمْ يَنسِلُونَ

venüfiḫa fi-ṣṣûri feiẕâ hüm mine-l'ecdâŝi ilâ rabbihim yensilûn.

Sura üflenince, kabirlerinden Rablerine koşarak çıkarlar. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Yâsîn suresi 52. ayet

قَالُوا۟ يَٰوَيْلَنَا مَنۢ بَعَثَنَا مِن مَّرْقَدِنَا ۜ ۗ هَٰذَا مَا وَعَدَ ٱلرَّحْمَٰنُ وَصَدَقَ ٱلْمُرْسَلُونَ

ḳâlû yâ veylenâ mem be`aŝenâ mim merḳadinâ. hâẕâ mâ ve`ade-rraḥmânü veṣadeḳa-lmürselûn.

"Vah halimize! Yattığımız yerden bizi kim kaldırdı?" derler. Onlara: "İşte Rahman olan Allah'ın vadettiği budur, peygamberler doğru söylemişlerdi" denir. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Yâsîn suresi 53. ayet

إِن كَانَتْ إِلَّا صَيْحَةًۭ وَٰحِدَةًۭ فَإِذَا هُمْ جَمِيعٌۭ لَّدَيْنَا مُحْضَرُونَ

in kânet illâ ṣayḥatev vâḥideten feiẕâ hüm cemî`ul ledeynâ muḥḍarûn.

Tek bir çığlık kopar, hepsi, hemen huzurumuza getirilmiş olur. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Yâsîn suresi 54. ayet

فَٱلْيَوْمَ لَا تُظْلَمُ نَفْسٌۭ شَيْـًۭٔا وَلَا تُجْزَوْنَ إِلَّا مَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

felyevme lâ tużlemü nefsün şey'ev velâ tüczevne illâ mâ küntüm ta`melûn.

Artık bugün kimseye hiçbir haksızlıkta bulunulmaz. İşlediklerinizden başkasıyla karşılık görmezsiniz. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Yâsîn suresi 55. ayet

إِنَّ أَصْحَٰبَ ٱلْجَنَّةِ ٱلْيَوْمَ فِى شُغُلٍۢ فَٰكِهُونَ

inne aṣḥâbe-lcennehi-lyevme fî şügulin fâkihûn.

Doğrusu bugün, cennetlikler eğlenceyle meşguldürler. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Yâsîn suresi 56. ayet

هُمْ وَأَزْوَٰجُهُمْ فِى ظِلَٰلٍ عَلَى ٱلْأَرَآئِكِ مُتَّكِـُٔونَ

hüm veezvâcühüm fî żilâlin `ale-l'erâiki müttekiûn.

Onlar ve eşleri gölgeliklerde, tahtlar üzerine yaslanmışlardır. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Yâsîn suresi 57. ayet

لَهُمْ فِيهَا فَٰكِهَةٌۭ وَلَهُم مَّا يَدَّعُونَ

lehüm fîhâ fâkihetüv velehüm mâ yedde`ûn.

Orada meyveler ve her istedikleri onlarındır. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Yâsîn suresi 58. ayet

سَلَٰمٌۭ قَوْلًۭا مِّن رَّبٍّۢ رَّحِيمٍۢ

selâmün ḳavlem mir rabbir raḥîm.

Merhametli olan Rab katından onlara selam vardır. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Yâsîn suresi 59. ayet

وَٱمْتَٰزُوا۟ ٱلْيَوْمَ أَيُّهَا ٱلْمُجْرِمُونَ

vemtâzü-lyevme eyyühe-lmücrimûn.

Allah şöyle buyurur: Ey suçlular! Bugün müminlerden ayrılın. Ey insanoğulları! Ben size, şeytana tapmayın, o sizin için apaçık bir düşmandır, Bana kulluk edin, bu doğru yoldur, diye bildirmedim mi? Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Yâsîn suresi 60. ayet

۞ أَلَمْ أَعْهَدْ إِلَيْكُمْ يَٰبَنِىٓ ءَادَمَ أَن لَّا تَعْبُدُوا۟ ٱلشَّيْطَٰنَ ۖ إِنَّهُۥ لَكُمْ عَدُوٌّۭ مُّبِينٌۭ

elem a`hed ileyküm yâ benî âdeme el lâ ta`büdü-şşeyṭân. innehû leküm `adüvvüm mübîn.

Allah şöyle buyurur: Ey suçlular! Bugün müminlerden ayrılın. Ey insanoğulları! Ben size, şeytana tapmayın, o sizin için apaçık bir düşmandır, Bana kulluk edin, bu doğru yoldur, diye bildirmedim mi? Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Yâsîn suresi 61. ayet

وَأَنِ ٱعْبُدُونِى ۚ هَٰذَا صِرَٰطٌۭ مُّسْتَقِيمٌۭ

veeni-`büdûnî. hâẕâ ṣirâṭum müsteḳîm.

Allah şöyle buyurur: Ey suçlular! Bugün müminlerden ayrılın. Ey insanoğulları! Ben size, şeytana tapmayın, o sizin için apaçık bir düşmandır, Bana kulluk edin, bu doğru yoldur, diye bildirmedim mi? Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Yâsîn suresi 62. ayet

وَلَقَدْ أَضَلَّ مِنكُمْ جِبِلًّۭا كَثِيرًا ۖ أَفَلَمْ تَكُونُوا۟ تَعْقِلُونَ

veleḳad eḍalle minküm cibillen keŝîrâ. efelem tekûnû ta`ḳilûn.

And olsun ki, o sizden nice nesilleri saptırmıştı, akletmez miydiniz? Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Yâsîn suresi 63. ayet

هَٰذِهِۦ جَهَنَّمُ ٱلَّتِى كُنتُمْ تُوعَدُونَ

hâẕihî cehennemü-lletî küntüm tû`adûn.

İşte bu, size söz verilen cehennemdir. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Yâsîn suresi 64. ayet

ٱصْلَوْهَا ٱلْيَوْمَ بِمَا كُنتُمْ تَكْفُرُونَ

iṣlevhe-lyevme bimâ küntüm tekfürûn.

Bugün, inkarcılığınıza karşılık oraya girin. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Yâsîn suresi 65. ayet

ٱلْيَوْمَ نَخْتِمُ عَلَىٰٓ أَفْوَٰهِهِمْ وَتُكَلِّمُنَآ أَيْدِيهِمْ وَتَشْهَدُ أَرْجُلُهُم بِمَا كَانُوا۟ يَكْسِبُونَ

elyevme naḫtimü `alâ efvâhihim vetükellimünâ eydîhim veteşhedü ercülühüm bimâ kânû yeksibûn.

İşte o gün ağızlarını mühürleriz, Bizimle elleri konuşur, ayakları da yaptıklarına şahidlik eder. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Yâsîn suresi 66. ayet

وَلَوْ نَشَآءُ لَطَمَسْنَا عَلَىٰٓ أَعْيُنِهِمْ فَٱسْتَبَقُوا۟ ٱلصِّرَٰطَ فَأَنَّىٰ يُبْصِرُونَ

velev neşâü leṭamesnâ `alâ a`yünihim festebeḳu-ṣṣirâṭa feennâ yübṣirûn.

Dilesek, gözlerini kör ederdik de yol bulmağa çalışırlardı. Nasıl görebilirlerdi? Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Yâsîn suresi 67. ayet

وَلَوْ نَشَآءُ لَمَسَخْنَٰهُمْ عَلَىٰ مَكَانَتِهِمْ فَمَا ٱسْتَطَٰعُوا۟ مُضِيًّۭا وَلَا يَرْجِعُونَ

velev neşâü lemesaḫnâhüm `alâ mekânetihim feme-steṭâ`û müḍiyyev velâ yerci`ûn.

Dilesek, onları oldukları yerde dondururduk da, ne ileri gidebilirler ve ne de geri dönebilirlerdi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Yâsîn suresi 68. ayet

وَمَن نُّعَمِّرْهُ نُنَكِّسْهُ فِى ٱلْخَلْقِ ۖ أَفَلَا يَعْقِلُونَ

vemen nü`ammirhü nünekkishü fi-lḫalḳ. efelâ ya`ḳilûn.

Uzun ömürlü yaptığımızın hilkatini tersine çevirmişizdir. Akletmezler mi? Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Yâsîn suresi 69. ayet

وَمَا عَلَّمْنَٰهُ ٱلشِّعْرَ وَمَا يَنۢبَغِى لَهُۥٓ ۚ إِنْ هُوَ إِلَّا ذِكْرٌۭ وَقُرْءَانٌۭ مُّبِينٌۭ

vemâ `allemnâhü-şşi`ra vemâ yembegî leh. in hüve illâ ẕikruv veḳur'ânüm mübîn.

Biz ona şiir öğretmedik, zaten ona gerekmezdi. Bu bir öğüt ve apaçık Kuran'dır. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Yâsîn suresi 70. ayet

لِّيُنذِرَ مَن كَانَ حَيًّۭا وَيَحِقَّ ٱلْقَوْلُ عَلَى ٱلْكَٰفِرِينَ

liyünẕira men kâne ḥayyev veyeḥiḳḳa-lḳavlü `ale-lkâfirîn.

Diri olan kimseyi uyarsın ve verilen söz de inkarcıların aleyhine çıksın. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Yâsîn suresi 71. ayet

أَوَلَمْ يَرَوْا۟ أَنَّا خَلَقْنَا لَهُم مِّمَّا عَمِلَتْ أَيْدِينَآ أَنْعَٰمًۭا فَهُمْ لَهَا مَٰلِكُونَ

evelem yerav ennâ ḫalaḳnâ lehüm mimmâ `amilet eydînâ en`âmen fehüm lehâ mâlikûn.

Kudretimizle kendileri için hayvanlar yarattığımızı görmezler mi? Onlara sahip olmaktadırlar. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Yâsîn suresi 72. ayet

وَذَلَّلْنَٰهَا لَهُمْ فَمِنْهَا رَكُوبُهُمْ وَمِنْهَا يَأْكُلُونَ

veẕellelnâhâ lehüm feminhâ rakûbühüm veminhâ ye'külûn.

Onları kendilerinin buyruğuna verdik; bindikleri de, etini yedikleri de vardır. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Yâsîn suresi 73. ayet

وَلَهُمْ فِيهَا مَنَٰفِعُ وَمَشَارِبُ ۖ أَفَلَا يَشْكُرُونَ

velehüm fîhâ menâfi`u vemeşârib. efelâ yeşkürûn.

Onlarda daha nice faydalar, içecekler vardır; şükretmezler mi? Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Yâsîn suresi 74. ayet

وَٱتَّخَذُوا۟ مِن دُونِ ٱللَّهِ ءَالِهَةًۭ لَّعَلَّهُمْ يُنصَرُونَ

vetteḫaẕû min dûni-llâhi âlihetel le`allehüm yünṣarûn.

Allah'ı bırakıp da, kendilerine yardımı dokunur diye, başka tanrılar edindiler. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Yâsîn suresi 75. ayet

لَا يَسْتَطِيعُونَ نَصْرَهُمْ وَهُمْ لَهُمْ جُندٌۭ مُّحْضَرُونَ

lâ yesteṭî`ûne naṣrahüm vehüm lehüm cündüm muḥḍarûn.

Oysa onlar yardım edemezler, ancak kendileri o tanrılara koruyuculuk için nöbet beklerler. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Yâsîn suresi 76. ayet

فَلَا يَحْزُنكَ قَوْلُهُمْ ۘ إِنَّا نَعْلَمُ مَا يُسِرُّونَ وَمَا يُعْلِنُونَ

felâ yaḥzünke ḳavlühüm. innâ na`lemü mâ yüsirrûne vemâ yü`linûn.

Bunların sözü seni üzmesin. Biz onların gizlediklerini de, açığa vurduklarını da şüphesiz biliriz. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Yâsîn suresi 77. ayet

أَوَلَمْ يَرَ ٱلْإِنسَٰنُ أَنَّا خَلَقْنَٰهُ مِن نُّطْفَةٍۢ فَإِذَا هُوَ خَصِيمٌۭ مُّبِينٌۭ

evelem yera-l'insânü ennâ ḫalaḳnâhü min nuṭfetin feiẕâ hüve ḫaṣîmüm mübîn.

İnsan kendisini bir nutfeden yarattığımızı görmez mi ki hemen apaçık bir hasım kesilir ve kendi yaratılışını unutur da; "Çürümüş kemikleri kim yaratacak" diyerek, Bize misal vermeye kalkar? Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Yâsîn suresi 78. ayet

وَضَرَبَ لَنَا مَثَلًۭا وَنَسِىَ خَلْقَهُۥ ۖ قَالَ مَن يُحْىِ ٱلْعِظَٰمَ وَهِىَ رَمِيمٌۭ

veḍarabe lenâ meŝelev venesiye ḫalḳah. ḳâle mey yuḥyi-l`iżâme vehiye ramîm.

İnsan kendisini bir nutfeden yarattığımızı görmez mi ki hemen apaçık bir hasım kesilir ve kendi yaratılışını unutur da; "Çürümüş kemikleri kim yaratacak" diyerek, Bize misal vermeye kalkar? Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Yâsîn suresi 79. ayet

قُلْ يُحْيِيهَا ٱلَّذِىٓ أَنشَأَهَآ أَوَّلَ مَرَّةٍۢ ۖ وَهُوَ بِكُلِّ خَلْقٍ عَلِيمٌ

ḳul yuḥyîhe-lleẕî enşeehâ evvele merrah. vehüve bikülli ḫalḳin `alîm.

De ki: "Onları ilk defa yaratan diriltecektir. O, her türlü yaratmayı bilendir." Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Yâsîn suresi 80. ayet

ٱلَّذِى جَعَلَ لَكُم مِّنَ ٱلشَّجَرِ ٱلْأَخْضَرِ نَارًۭا فَإِذَآ أَنتُم مِّنْهُ تُوقِدُونَ

elleẕî ce`ale leküm mine-şşeceri-l'aḫḍari nâran feiẕâ entüm minhü tûḳidûn.

Yaş ağaçtan size ateş çıkarandır. Ondan ateş yakarsınız. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Yâsîn suresi 81. ayet

أَوَلَيْسَ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ بِقَٰدِرٍ عَلَىٰٓ أَن يَخْلُقَ مِثْلَهُم ۚ بَلَىٰ وَهُوَ ٱلْخَلَّٰقُ ٱلْعَلِيمُ

eveleyse-lleẕî ḫaleḳa-ssemâvâti vel'arḍa biḳâdirin `alâ ey yaḫlüḳa miŝlehüm. belâ vehüve-lḫallâḳu-l`alîm.

Gökleri ve yeri yaratan, kendilerinin benzerini yaratmaya kadir olmaz mı? Elbette olur; çünkü O, yaratan ve bilendir. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Yâsîn suresi 82. ayet

إِنَّمَآ أَمْرُهُۥٓ إِذَآ أَرَادَ شَيْـًٔا أَن يَقُولَ لَهُۥ كُن فَيَكُونُ

innemâ emruhû iẕâ erâde şey'en ey yeḳûle lehû kün feyekûn.

Bir şeyi dilediği zaman, O'nun buyruğu sadece, o şeye "Ol" demektir, hemen olur. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Yâsîn suresi 83. ayet

فَسُبْحَٰنَ ٱلَّذِى بِيَدِهِۦ مَلَكُوتُ كُلِّ شَىْءٍۢ وَإِلَيْهِ تُرْجَعُونَ

fesübḥâne-lleẕî biyedihî melekûtü külli şey'iv veileyhi türce`ûn.

Her şeyin hükümranlığı elinde olan ve sizin de kendisine döneceğiniz Allah münezzehtir. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle