Skip to content
IQRAN Quran · Prayer · Dua Open the app
26. sure · Mekkî

Şuarâ suresi

227 ayet · Mekke döneminde indi · adının anlamı "Şairler"

Meâl seçimi

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Şuarâ suresi 1. ayet

طسٓمٓ

ṭâ-sîn-mîm.

Ta, Sin, Mim. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 2. ayet

تِلْكَ ءَايَٰتُ ٱلْكِتَٰبِ ٱلْمُبِينِ

tilke âyâtü-lkitâbi-lmübîn.

Bunlar apaçık Kitap'ın ayetleridir. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 3. ayet

لَعَلَّكَ بَٰخِعٌۭ نَّفْسَكَ أَلَّا يَكُونُوا۟ مُؤْمِنِينَ

le`alleke bâḫi`un nefseke ellâ yekûnû mü'minîn.

İnanmıyorlar diye nerdeyse kendini mahvedeceksin. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 4. ayet

إِن نَّشَأْ نُنَزِّلْ عَلَيْهِم مِّنَ ٱلسَّمَآءِ ءَايَةًۭ فَظَلَّتْ أَعْنَٰقُهُمْ لَهَا خَٰضِعِينَ

in neşe' nünezzil `aleyhim mine-ssemâi âyeten feżallet a`nâḳuhüm lehâ ḫâḍi`în.

Biz dilesek onlara gökten bir mucize indiririz de ona boyun eğip kalırlar. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 5. ayet

وَمَا يَأْتِيهِم مِّن ذِكْرٍۢ مِّنَ ٱلرَّحْمَٰنِ مُحْدَثٍ إِلَّا كَانُوا۟ عَنْهُ مُعْرِضِينَ

vemâ ye'tîhim min ẕikrim mine-rraḥmâni muḥdeŝin illâ kânû `anhü mü`riḍîn.

Rahman'dan kendilerine gelen her yeni öğütten mutlaka yüz çevirirler. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 6. ayet

فَقَدْ كَذَّبُوا۟ فَسَيَأْتِيهِمْ أَنۢبَٰٓؤُا۟ مَا كَانُوا۟ بِهِۦ يَسْتَهْزِءُونَ

feḳad keẕẕebû feseye'tîhim embâü mâ kânû bihî yestehziûn.

Evet, yalanladılar; alay edip durdukları şeylerin haberleri kendilerine ulaşacaktır. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 7. ayet

أَوَلَمْ يَرَوْا۟ إِلَى ٱلْأَرْضِ كَمْ أَنۢبَتْنَا فِيهَا مِن كُلِّ زَوْجٍۢ كَرِيمٍ

evelem yerav ile-l'arḍi kem embetnâ fîhâ min külli zevcin kerîm.

Yeryüzüne bakmazlar mı? Orada, bitkilerden nice güzel çiftler yetiştirmişizdir. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 8. ayet

إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَءَايَةًۭ ۖ وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ

inne fî ẕâlike leâyeh. vemâ kâne ekŝeruhüm mü'minîn.

Şüphesiz bunlarda Allah'ın kudretine işaret vardır, ama çoğu inanmazlar. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 9. ayet

وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

veinne rabbeke lehüve-l`azîzü-rraḥîm.

Rabbin şüphesiz güçlüdür, merhametlidir. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 10. ayet

وَإِذْ نَادَىٰ رَبُّكَ مُوسَىٰٓ أَنِ ٱئْتِ ٱلْقَوْمَ ٱلظَّٰلِمِينَ

veiẕ nâdâ rabbüke mûsâ eni-'ti-lḳavme-żżâlimîn.

Rabbin Musa'ya: "Haksızlık eden millete, Firavun'un milletine git" diye nida etmişti. "Haksızlıktan sakınmazlar mı?" Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 11. ayet

قَوْمَ فِرْعَوْنَ ۚ أَلَا يَتَّقُونَ

ḳavme fir`avn. elâ yetteḳûn.

Rabbin Musa'ya: "Haksızlık eden millete, Firavun'un milletine git" diye nida etmişti. "Haksızlıktan sakınmazlar mı?" Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 12. ayet

قَالَ رَبِّ إِنِّىٓ أَخَافُ أَن يُكَذِّبُونِ

ḳâle rabbi innî eḫâfü ey yükeẕẕibûn.

Musa: "Rabbim! Doğrusu beni yalanlamalarından korkuyorum; göğsüm daralıyor, dilim açılmıyor. Onun için Harun'a da elçilik ver. Onların bana isnat ettikleri bir suç da vardır. Beni öldürmelerinden korkuyorum" demişti. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 13. ayet

وَيَضِيقُ صَدْرِى وَلَا يَنطَلِقُ لِسَانِى فَأَرْسِلْ إِلَىٰ هَٰرُونَ

veyeḍîḳu ṣadrî velâ yenṭaliḳu lisânî feersil ilâ hârûn.

Musa: "Rabbim! Doğrusu beni yalanlamalarından korkuyorum; göğsüm daralıyor, dilim açılmıyor. Onun için Harun'a da elçilik ver. Onların bana isnat ettikleri bir suç da vardır. Beni öldürmelerinden korkuyorum" demişti. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 14. ayet

وَلَهُمْ عَلَىَّ ذَنۢبٌۭ فَأَخَافُ أَن يَقْتُلُونِ

velehüm `aleyye ẕembün feeḫâfü ey yaḳtülûn.

Musa: "Rabbim! Doğrusu beni yalanlamalarından korkuyorum; göğsüm daralıyor, dilim açılmıyor. Onun için Harun'a da elçilik ver. Onların bana isnat ettikleri bir suç da vardır. Beni öldürmelerinden korkuyorum" demişti. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 15. ayet

قَالَ كَلَّا ۖ فَٱذْهَبَا بِـَٔايَٰتِنَآ ۖ إِنَّا مَعَكُم مُّسْتَمِعُونَ

ḳâle kellâ. feẕhebâ biâyâtinâ innâ me`aküm müstemi`ûn.

Allah: "Hayır; ikiniz mucizelerimizle gidiniz. Doğrusu Biz sizinle beraber dinlemekteyiz. Firavun'a varınız: "Biz şüphesiz alemlerin Rabbinin elçisiyiz; İsrailoğullarını bizimle beraber gönder, deyiniz" demişti. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 16. ayet

فَأْتِيَا فِرْعَوْنَ فَقُولَآ إِنَّا رَسُولُ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

fe'tiyâ fir`avne feḳûlâ innâ rasûlü rabbi-l`âlemîn.

Allah: "Hayır; ikiniz mucizelerimizle gidiniz. Doğrusu Biz sizinle beraber dinlemekteyiz. Firavun'a varınız: "Biz şüphesiz alemlerin Rabbinin elçisiyiz; İsrailoğullarını bizimle beraber gönder, deyiniz" demişti. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 17. ayet

أَنْ أَرْسِلْ مَعَنَا بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ

en ersil me`anâ benî isrâîl.

Allah: "Hayır; ikiniz mucizelerimizle gidiniz. Doğrusu Biz sizinle beraber dinlemekteyiz. Firavun'a varınız: "Biz şüphesiz alemlerin Rabbinin elçisiyiz; İsrailoğullarını bizimle beraber gönder, deyiniz" demişti. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 18. ayet

قَالَ أَلَمْ نُرَبِّكَ فِينَا وَلِيدًۭا وَلَبِثْتَ فِينَا مِنْ عُمُرِكَ سِنِينَ

ḳâle elem nürabbike fînâ velîdev velebiŝte fînâ min `umürike sinîn.

Firavun Musa'ya: "Biz seni çocukken yanımıza alıp büyütmedik mi? Hayatının birçok yıllarını aramızda geçirmedin mi? Sonunda yapacağını da yaptın. Sen nankörün birisin" dedi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 19. ayet

وَفَعَلْتَ فَعْلَتَكَ ٱلَّتِى فَعَلْتَ وَأَنتَ مِنَ ٱلْكَٰفِرِينَ

vefe`alte fa`leteke-lletî fe`alte veente mine-lkâfirîn.

Firavun Musa'ya: "Biz seni çocukken yanımıza alıp büyütmedik mi? Hayatının birçok yıllarını aramızda geçirmedin mi? Sonunda yapacağını da yaptın. Sen nankörün birisin" dedi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 20. ayet

قَالَ فَعَلْتُهَآ إِذًۭا وَأَنَا۠ مِنَ ٱلضَّآلِّينَ

ḳâle fe`altühâ iẕev veenâ mine-ḍḍâllîn.

Musa: "O işi kasden yaptımsa sapıklardan biri sayılırım. Bu yüzden sizden korkunca aranızdan kaçtım. Sonra, Rabbim bana hikmet verip, beni peygamber yaptı. Başıma kaktığın bu nimet, İsrailoğullarını kendine köle ettiğinden ötürüdür" dedi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 21. ayet

فَفَرَرْتُ مِنكُمْ لَمَّا خِفْتُكُمْ فَوَهَبَ لِى رَبِّى حُكْمًۭا وَجَعَلَنِى مِنَ ٱلْمُرْسَلِينَ

feferartü minküm lemmâ ḫiftüküm fevehebe lî rabbî ḥukmev vece`alenî mine-lmürselîn.

Musa: "O işi kasden yaptımsa sapıklardan biri sayılırım. Bu yüzden sizden korkunca aranızdan kaçtım. Sonra, Rabbim bana hikmet verip, beni peygamber yaptı. Başıma kaktığın bu nimet, İsrailoğullarını kendine köle ettiğinden ötürüdür" dedi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 22. ayet

وَتِلْكَ نِعْمَةٌۭ تَمُنُّهَا عَلَىَّ أَنْ عَبَّدتَّ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ

vetilke ni`metün temünnühâ `aleyye en `abbette benî isrâîl.

Musa: "O işi kasden yaptımsa sapıklardan biri sayılırım. Bu yüzden sizden korkunca aranızdan kaçtım. Sonra, Rabbim bana hikmet verip, beni peygamber yaptı. Başıma kaktığın bu nimet, İsrailoğullarını kendine köle ettiğinden ötürüdür" dedi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 23. ayet

قَالَ فِرْعَوْنُ وَمَا رَبُّ ٱلْعَٰلَمِينَ

ḳâle fir`avnü vemâ rabbü-l`âlemîn.

Firavun: "Alemlerin Rabbi de nedir?" dedi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 24. ayet

قَالَ رَبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَآ ۖ إِن كُنتُم مُّوقِنِينَ

ḳâle rabbü-ssemâvâti vel'arḍi vemâ beynehümâ. in küntüm mûḳinîn.

Musa: "Kesin olarak inanacaksanız, bilin ki O göklerin, yerin ve ikisinin arasında bulunanların Rabbidir" dedi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 25. ayet

قَالَ لِمَنْ حَوْلَهُۥٓ أَلَا تَسْتَمِعُونَ

ḳâle limen ḥavlehû elâ testemi`ûn.

Yanında bulunanlara: "İşitmiyor musunuz?" dedi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 26. ayet

قَالَ رَبُّكُمْ وَرَبُّ ءَابَآئِكُمُ ٱلْأَوَّلِينَ

ḳâle rabbüküm verabbü âbâikümü-l'evvelîn.

"O sizin de Rabbiniz, önce geçmiş atalarınızın da Rabbidir" dedi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 27. ayet

قَالَ إِنَّ رَسُولَكُمُ ٱلَّذِىٓ أُرْسِلَ إِلَيْكُمْ لَمَجْنُونٌۭ

ḳâle inne rasûlekümü-lleẕî ürsile ileyküm lemecnûn.

Firavun, çevresindekilere: "Size gönderilen peygamberiniz şüphesiz delidir" dedi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 28. ayet

قَالَ رَبُّ ٱلْمَشْرِقِ وَٱلْمَغْرِبِ وَمَا بَيْنَهُمَآ ۖ إِن كُنتُمْ تَعْقِلُونَ

ḳâle rabbü-lmeşriḳi velmagribi vemâ beynehümâ. in küntüm ta`ḳilûn.

Musa: "Eğer akledebilen kimselerseniz bilin ki O, doğunun, batının ve ikisinin arasında bulunanların Rabbidir" dedi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 29. ayet

قَالَ لَئِنِ ٱتَّخَذْتَ إِلَٰهًا غَيْرِى لَأَجْعَلَنَّكَ مِنَ ٱلْمَسْجُونِينَ

ḳâle leini-tteḫaẕte ilâhen gayrî leec`alenneke mine-lmescûnîn.

Firavun: "Benden başkasını tanrı edinirsen, and olsun ki seni zindanlık ederim" dedi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 30. ayet

قَالَ أَوَلَوْ جِئْتُكَ بِشَىْءٍۢ مُّبِينٍۢ

ḳâle evelev ci'tüke bişey'im mübîn.

Musa: "Sana apaçık bir şey getirmiş isem de mi?" dedi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 31. ayet

قَالَ فَأْتِ بِهِۦٓ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّٰدِقِينَ

ḳâle fe'ti bihî in künte mine-ṣṣâdiḳîn.

Firavun: "Doğru sözlülerden isen haydi getir" dedi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 32. ayet

فَأَلْقَىٰ عَصَاهُ فَإِذَا هِىَ ثُعْبَانٌۭ مُّبِينٌۭ

feelḳâ `aṣâhü feiẕâ hiye ŝü`bânüm mübîn.

Bunun üzerine Musa değneğini attı, besbelli bir yılan oluverdi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 33. ayet

وَنَزَعَ يَدَهُۥ فَإِذَا هِىَ بَيْضَآءُ لِلنَّٰظِرِينَ

veneza`a yedehû feiẕâ hiye beyḍâü linnâżirîn.

Elini çıkardı, bakanlara bembeyaz göründü. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 34. ayet

قَالَ لِلْمَلَإِ حَوْلَهُۥٓ إِنَّ هَٰذَا لَسَٰحِرٌ عَلِيمٌۭ

ḳâle lilmelei ḥavlehû inne hâẕâ lesâḥirun `alîm.

Firavun çevresinde bulunan ileri gelenlere: "Doğrusu bu bilgin bir sihirbaz; sizi sihirle yurdunuzdan çıkarmak istiyor; ne buyurursunuz?" dedi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 35. ayet

يُرِيدُ أَن يُخْرِجَكُم مِّنْ أَرْضِكُم بِسِحْرِهِۦ فَمَاذَا تَأْمُرُونَ

yürîdü ey yuḫriceküm min arḍiküm bisiḥrih. femâẕâ te'mürûn.

Firavun çevresinde bulunan ileri gelenlere: "Doğrusu bu bilgin bir sihirbaz; sizi sihirle yurdunuzdan çıkarmak istiyor; ne buyurursunuz?" dedi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 36. ayet

قَالُوٓا۟ أَرْجِهْ وَأَخَاهُ وَٱبْعَثْ فِى ٱلْمَدَآئِنِ حَٰشِرِينَ

ḳâlû ercih veeḫâhü veb`aŝ fi-lmedâini ḥâşirîn.

"Onu ve kardeşini alıkoy, şehirlere, sana bütün bilgin sihirbazları getirecek toplayıcılar gönder" dediler. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 37. ayet

يَأْتُوكَ بِكُلِّ سَحَّارٍ عَلِيمٍۢ

ye'tûke bikülli seḥḥârin `alîm.

"Onu ve kardeşini alıkoy, şehirlere, sana bütün bilgin sihirbazları getirecek toplayıcılar gönder" dediler. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 38. ayet

فَجُمِعَ ٱلسَّحَرَةُ لِمِيقَٰتِ يَوْمٍۢ مَّعْلُومٍۢ

fecümi`a-sseḥaratü limîḳâti yevmim ma`lûm.

Sihirbazlar, belirli bir günün bildirilen vaktinde toplandılar. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 39. ayet

وَقِيلَ لِلنَّاسِ هَلْ أَنتُم مُّجْتَمِعُونَ

veḳîle linnâsi hel entüm müctemi`ûn.

İnsanlara: "Siz de toplanır mısınız?" denildi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 40. ayet

لَعَلَّنَا نَتَّبِعُ ٱلسَّحَرَةَ إِن كَانُوا۟ هُمُ ٱلْغَٰلِبِينَ

le`allenâ nettebi`u-sseḥarate in kânû hümü-lgâlibîn.

"Sihirbazlar üstün gelirlerse biz de onlara uyarız" dediler. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 41. ayet

فَلَمَّا جَآءَ ٱلسَّحَرَةُ قَالُوا۟ لِفِرْعَوْنَ أَئِنَّ لَنَا لَأَجْرًا إِن كُنَّا نَحْنُ ٱلْغَٰلِبِينَ

felemmâ câe-sseḥaratü ḳâlû lifir`avne einne lenâ leecran in künnâ naḥnü-lgâlibîn.

Sihirbazlar geldiklerinde, Firavun'a; "Biz üstün gelirsek, şüphesiz bize bir ücret vardır değil mi?" dediler. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 42. ayet

قَالَ نَعَمْ وَإِنَّكُمْ إِذًۭا لَّمِنَ ٱلْمُقَرَّبِينَ

ḳâle ne`am veinneküm iẕel lemine-lmüḳarrabîn.

Firavun: "Evet; o takdirde siz gözde kimselerden olacaksınız" dedi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 43. ayet

قَالَ لَهُم مُّوسَىٰٓ أَلْقُوا۟ مَآ أَنتُم مُّلْقُونَ

ḳâle lehüm mûsâ elḳû mâ entüm mülḳûn.

Musa onlara: "Ne atacaksanız atın" dedi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 44. ayet

فَأَلْقَوْا۟ حِبَالَهُمْ وَعِصِيَّهُمْ وَقَالُوا۟ بِعِزَّةِ فِرْعَوْنَ إِنَّا لَنَحْنُ ٱلْغَٰلِبُونَ

feelḳav ḥibâlehüm ve`iṣiyyehüm veḳâlû bi`izzeti fir`avne innâ lenaḥnü-lgâlibûn.

Onlar da iplerini ve değneklerini attılar ve: "Firavun hakkı için, şüphesiz, biz üstün geleceğiz" dediler. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 45. ayet

فَأَلْقَىٰ مُوسَىٰ عَصَاهُ فَإِذَا هِىَ تَلْقَفُ مَا يَأْفِكُونَ

feelḳâ mûsâ `aṣâhü feiẕâ hiye telḳafü mâ ye'fikûn.

Bunun üzerine Musa değneğini attı; onların uydurduklarını yutmağa başlayıverdi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 46. ayet

فَأُلْقِىَ ٱلسَّحَرَةُ سَٰجِدِينَ

feülḳiye-sseḥaratü sâcidîn.

Bunu gören sihirbazlar secdeye kapanarak: "Alemlerin Rabbine, Musa ve Harun'un Rabbine inandık" dediler. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 47. ayet

قَالُوٓا۟ ءَامَنَّا بِرَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

ḳâlû âmennâ birabbi-l`âlemîn.

Bunu gören sihirbazlar secdeye kapanarak: "Alemlerin Rabbine, Musa ve Harun'un Rabbine inandık" dediler. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 48. ayet

رَبِّ مُوسَىٰ وَهَٰرُونَ

rabbi mûsâ vehârûn.

Bunu gören sihirbazlar secdeye kapanarak: "Alemlerin Rabbine, Musa ve Harun'un Rabbine inandık" dediler. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 49. ayet

قَالَ ءَامَنتُمْ لَهُۥ قَبْلَ أَنْ ءَاذَنَ لَكُمْ ۖ إِنَّهُۥ لَكَبِيرُكُمُ ٱلَّذِى عَلَّمَكُمُ ٱلسِّحْرَ فَلَسَوْفَ تَعْلَمُونَ ۚ لَأُقَطِّعَنَّ أَيْدِيَكُمْ وَأَرْجُلَكُم مِّنْ خِلَٰفٍۢ وَلَأُصَلِّبَنَّكُمْ أَجْمَعِينَ

ḳâle âmentüm lehû ḳable en âẕene leküm. innehû lekebîrukümü-lleẕî `allemekümü-ssiḥr. felesevfe ta`lemûn. leüḳaṭṭi`anne eydiyeküm veercüleküm min ḫilâfiv veleüṣallibenneküm ecme`în.

Firavun: "Ben size izin vermeden ona iman mı ettiniz? Muhakkak ki o, size sihri öğreten büyüğünüzdür. Şimdi bileceksiniz; ellerinizi ayaklarınızı, and olsun, çaprazlama kestireceğim, hepinizi astıracağım" dedi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 50. ayet

قَالُوا۟ لَا ضَيْرَ ۖ إِنَّآ إِلَىٰ رَبِّنَا مُنقَلِبُونَ

ḳâlû lâ ḍayr. innâ ilâ rabbinâ münḳalibûn.

İman eden sihirbazlar: "Zararı yok, biz şüphesiz Rabbimize doneceğiz; inananların ilki olmamızdan ötürü, Rabbimizin kusurlarımızı bize bağışlayacağını umarız" dediler. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 51. ayet

إِنَّا نَطْمَعُ أَن يَغْفِرَ لَنَا رَبُّنَا خَطَٰيَٰنَآ أَن كُنَّآ أَوَّلَ ٱلْمُؤْمِنِينَ

innâ naṭme`u ey yagfira lenâ rabbünâ ḫaṭâyânâ en künnâ evvele-lmü'minîn.

İman eden sihirbazlar: "Zararı yok, biz şüphesiz Rabbimize doneceğiz; inananların ilki olmamızdan ötürü, Rabbimizin kusurlarımızı bize bağışlayacağını umarız" dediler. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 52. ayet

۞ وَأَوْحَيْنَآ إِلَىٰ مُوسَىٰٓ أَنْ أَسْرِ بِعِبَادِىٓ إِنَّكُم مُّتَّبَعُونَ

veevḥaynâ ilâ mûsâ en esri bi`ibâdî inneküm müttebe`ûn.

Biz Musa'ya: "Kullarımı geceleyin yola çıkar; şüphesiz takip edileceksiniz" diye vahyettik. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 53. ayet

فَأَرْسَلَ فِرْعَوْنُ فِى ٱلْمَدَآئِنِ حَٰشِرِينَ

feersele fir`avnü fi-lmedâini ḥâşirîn.

Bu arada Firavun şehirlere, "Doğrusu bunlar bizi öfkelendiren döküntü azınlıklardır; hepimiz tedbirli olmalıyız" diyen münadiler gönderdi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 54. ayet

إِنَّ هَٰٓؤُلَآءِ لَشِرْذِمَةٌۭ قَلِيلُونَ

inne hâülâi leşirẕimetün ḳalîlûn.

Bu arada Firavun şehirlere, "Doğrusu bunlar bizi öfkelendiren döküntü azınlıklardır; hepimiz tedbirli olmalıyız" diyen münadiler gönderdi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 55. ayet

وَإِنَّهُمْ لَنَا لَغَآئِظُونَ

veinnehüm lenâ legâiżûn.

Bu arada Firavun şehirlere, "Doğrusu bunlar bizi öfkelendiren döküntü azınlıklardır; hepimiz tedbirli olmalıyız" diyen münadiler gönderdi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 56. ayet

وَإِنَّا لَجَمِيعٌ حَٰذِرُونَ

veinnâ lecemî`un ḥâẕirûn.

Bu arada Firavun şehirlere, "Doğrusu bunlar bizi öfkelendiren döküntü azınlıklardır; hepimiz tedbirli olmalıyız" diyen münadiler gönderdi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 57. ayet

فَأَخْرَجْنَٰهُم مِّن جَنَّٰتٍۢ وَعُيُونٍۢ

feaḫracnâhüm min cennâtiv ve`uyûn.

Ama biz Firavun ve adamlarını bahçelerden, pınar başlarından, hazinelerden ve şerefli makamlardan çıkardık. Böylece oralara İsrailoğullarını mirasçı kıldık. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 58. ayet

وَكُنُوزٍۢ وَمَقَامٍۢ كَرِيمٍۢ

vekünûziv vemeḳâmin kerîm.

Ama biz Firavun ve adamlarını bahçelerden, pınar başlarından, hazinelerden ve şerefli makamlardan çıkardık. Böylece oralara İsrailoğullarını mirasçı kıldık. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 59. ayet

كَذَٰلِكَ وَأَوْرَثْنَٰهَا بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ

keẕâlik. veevraŝnâhâ benî isrâîl.

Ama biz Firavun ve adamlarını bahçelerden, pınar başlarından, hazinelerden ve şerefli makamlardan çıkardık. Böylece oralara İsrailoğullarını mirasçı kıldık. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 60. ayet

فَأَتْبَعُوهُم مُّشْرِقِينَ

feetbe`ûhüm müşriḳîn.

Firavun ve adamları güneş üzerlerine doğarken onların ardına düştüler. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 61. ayet

فَلَمَّا تَرَٰٓءَا ٱلْجَمْعَانِ قَالَ أَصْحَٰبُ مُوسَىٰٓ إِنَّا لَمُدْرَكُونَ

felemmâ terâe-lcem`âni ḳâle aṣḥâbü mûsâ innâ lemüdrakûn.

İki topluluk birbirini gördüğünde, Musa'nın adamları: "İşte yakalandık" dediler. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 62. ayet

قَالَ كَلَّآ ۖ إِنَّ مَعِىَ رَبِّى سَيَهْدِينِ

ḳâle kellâ. inne me`iye rabbî seyehdîn.

Musa: "Hayır; Rabbim benimle beraberdir, bana elbette yol gösterecektir" dedi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 63. ayet

فَأَوْحَيْنَآ إِلَىٰ مُوسَىٰٓ أَنِ ٱضْرِب بِّعَصَاكَ ٱلْبَحْرَ ۖ فَٱنفَلَقَ فَكَانَ كُلُّ فِرْقٍۢ كَٱلطَّوْدِ ٱلْعَظِيمِ

feevḥaynâ ilâ mûsâ eni-ḍrib bi`aṣâke-lbaḥr. fenfeleḳa fekâne küllü firḳin keṭṭavdi-l`ażîm.

Bunun üzerine Biz Musa'ya: "Değneğinle denize vur" diye vahyettik. Hemen deniz ikiye ayrıldı, her parçası yüce bir dağ gibiydi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 64. ayet

وَأَزْلَفْنَا ثَمَّ ٱلْءَاخَرِينَ

veezlefnâ ŝemme-l'âḫarîn.

İşte oraya, geridekileri de yaklaştırdık. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 65. ayet

وَأَنجَيْنَا مُوسَىٰ وَمَن مَّعَهُۥٓ أَجْمَعِينَ

veenceynâ mûsâ vemem me`ahû ecme`în.

Musa ve beraberinde bulunanların hepsini kurtardık. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 66. ayet

ثُمَّ أَغْرَقْنَا ٱلْءَاخَرِينَ

ŝümme agraḳne-l'âḫarîn.

Öbürlerini suda boğduk. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 67. ayet

إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَءَايَةًۭ ۖ وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ

inne fî ẕâlike leâyeh. vemâ kâne ekŝeruhüm mü'minîn.

Bunda şüphesiz ders vardır, ama çoğu inanmamıştır. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 68. ayet

وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

veinne rabbeke lehüve-l`azîzü-rraḥîm.

Doğrusu Rabbin, güçlü olandır, merhamet edendir. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 69. ayet

وَٱتْلُ عَلَيْهِمْ نَبَأَ إِبْرَٰهِيمَ

vetlü `aleyhim nebee ibrâhîm.

Onlara İbrahim'in kıssasını anlat. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 70. ayet

إِذْ قَالَ لِأَبِيهِ وَقَوْمِهِۦ مَا تَعْبُدُونَ

iẕ ḳâle liebîhi veḳavmihî mâ ta`büdûn.

İbrahim, babasına ve milletine: "Nelere tapıyorsunuz?" demişti. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 71. ayet

قَالُوا۟ نَعْبُدُ أَصْنَامًۭا فَنَظَلُّ لَهَا عَٰكِفِينَ

ḳâlû na`büdü aṣnâmen feneżallü lehâ `âkifîn.

"Putlara tapıyoruz, onlara bağlanıp duruyoruz" demişlerdi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 72. ayet

قَالَ هَلْ يَسْمَعُونَكُمْ إِذْ تَدْعُونَ

ḳâle hel yesme`ûneküm iẕ ted`ûn.

İbrahim: "Çağırdığınız zaman sizi duyarlar veya size bir fayda ve zarar verirler mi?" demişti. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 73. ayet

أَوْ يَنفَعُونَكُمْ أَوْ يَضُرُّونَ

ev yenfe`ûneküm ev yeḍurrûn.

İbrahim: "Çağırdığınız zaman sizi duyarlar veya size bir fayda ve zarar verirler mi?" demişti. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 74. ayet

قَالُوا۟ بَلْ وَجَدْنَآ ءَابَآءَنَا كَذَٰلِكَ يَفْعَلُونَ

ḳâlû bel vecednâ âbâenâ keẕâlike yef`alûn.

"Hayır ama, babalarımızı da bu şekilde ibadet ederken bulduk" demişlerdi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 75. ayet

قَالَ أَفَرَءَيْتُم مَّا كُنتُمْ تَعْبُدُونَ

ḳâle eferaeytüm mâ küntüm ta`büdûn.

İbrahim: "Eski atalarınızın ve sizin nelere taptıklarınızı görüyor musunuz? Doğrusu onlar benim düşmanımdır. Dostum ancak Alemlerin Rabbidir. Beni yaratan da, doğru yola eriştiren de O'dur. Beni yediren de, içiren de O'dur. Hasta olduğumda bana O şifa verir. Beni öldürecek, sonra da diriltecek O'dur. Ahiret gününde yanılmalarımı bana bağışlamasını umduğum O'dur. Rabbim! Bana hikmet ver ve beni iyiler arasına kat. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 76. ayet

أَنتُمْ وَءَابَآؤُكُمُ ٱلْأَقْدَمُونَ

entüm veâbâükümü-l'aḳdemûn.

İbrahim: "Eski atalarınızın ve sizin nelere taptıklarınızı görüyor musunuz? Doğrusu onlar benim düşmanımdır. Dostum ancak Alemlerin Rabbidir. Beni yaratan da, doğru yola eriştiren de O'dur. Beni yediren de, içiren de O'dur. Hasta olduğumda bana O şifa verir. Beni öldürecek, sonra da diriltecek O'dur. Ahiret gününde yanılmalarımı bana bağışlamasını umduğum O'dur. Rabbim! Bana hikmet ver ve beni iyiler arasına kat. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 77. ayet

فَإِنَّهُمْ عَدُوٌّۭ لِّىٓ إِلَّا رَبَّ ٱلْعَٰلَمِينَ

feinnehüm `adüvvül lî illâ rabbe-l`âlemîn.

İbrahim: "Eski atalarınızın ve sizin nelere taptıklarınızı görüyor musunuz? Doğrusu onlar benim düşmanımdır. Dostum ancak Alemlerin Rabbidir. Beni yaratan da, doğru yola eriştiren de O'dur. Beni yediren de, içiren de O'dur. Hasta olduğumda bana O şifa verir. Beni öldürecek, sonra da diriltecek O'dur. Ahiret gününde yanılmalarımı bana bağışlamasını umduğum O'dur. Rabbim! Bana hikmet ver ve beni iyiler arasına kat. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 78. ayet

ٱلَّذِى خَلَقَنِى فَهُوَ يَهْدِينِ

elleẕî ḫaleḳanî fehüve yehdîn.

İbrahim: "Eski atalarınızın ve sizin nelere taptıklarınızı görüyor musunuz? Doğrusu onlar benim düşmanımdır. Dostum ancak Alemlerin Rabbidir. Beni yaratan da, doğru yola eriştiren de O'dur. Beni yediren de, içiren de O'dur. Hasta olduğumda bana O şifa verir. Beni öldürecek, sonra da diriltecek O'dur. Ahiret gününde yanılmalarımı bana bağışlamasını umduğum O'dur. Rabbim! Bana hikmet ver ve beni iyiler arasına kat. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 79. ayet

وَٱلَّذِى هُوَ يُطْعِمُنِى وَيَسْقِينِ

velleẕî hüve yuṭ`imünî veyesḳîn.

İbrahim: "Eski atalarınızın ve sizin nelere taptıklarınızı görüyor musunuz? Doğrusu onlar benim düşmanımdır. Dostum ancak Alemlerin Rabbidir. Beni yaratan da, doğru yola eriştiren de O'dur. Beni yediren de, içiren de O'dur. Hasta olduğumda bana O şifa verir. Beni öldürecek, sonra da diriltecek O'dur. Ahiret gününde yanılmalarımı bana bağışlamasını umduğum O'dur. Rabbim! Bana hikmet ver ve beni iyiler arasına kat. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 80. ayet

وَإِذَا مَرِضْتُ فَهُوَ يَشْفِينِ

veiẕâ meriḍtü fehüve yeşfîn.

İbrahim: "Eski atalarınızın ve sizin nelere taptıklarınızı görüyor musunuz? Doğrusu onlar benim düşmanımdır. Dostum ancak Alemlerin Rabbidir. Beni yaratan da, doğru yola eriştiren de O'dur. Beni yediren de, içiren de O'dur. Hasta olduğumda bana O şifa verir. Beni öldürecek, sonra da diriltecek O'dur. Ahiret gününde yanılmalarımı bana bağışlamasını umduğum O'dur. Rabbim! Bana hikmet ver ve beni iyiler arasına kat. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 81. ayet

وَٱلَّذِى يُمِيتُنِى ثُمَّ يُحْيِينِ

velleẕî yümîtünî ŝümme yuḥyîn.

İbrahim: "Eski atalarınızın ve sizin nelere taptıklarınızı görüyor musunuz? Doğrusu onlar benim düşmanımdır. Dostum ancak Alemlerin Rabbidir. Beni yaratan da, doğru yola eriştiren de O'dur. Beni yediren de, içiren de O'dur. Hasta olduğumda bana O şifa verir. Beni öldürecek, sonra da diriltecek O'dur. Ahiret gününde yanılmalarımı bana bağışlamasını umduğum O'dur. Rabbim! Bana hikmet ver ve beni iyiler arasına kat. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 82. ayet

وَٱلَّذِىٓ أَطْمَعُ أَن يَغْفِرَ لِى خَطِيٓـَٔتِى يَوْمَ ٱلدِّينِ

velleẕî aṭme`u ey yagfira lî ḫaṭîetî yevme-ddîn.

İbrahim: "Eski atalarınızın ve sizin nelere taptıklarınızı görüyor musunuz? Doğrusu onlar benim düşmanımdır. Dostum ancak Alemlerin Rabbidir. Beni yaratan da, doğru yola eriştiren de O'dur. Beni yediren de, içiren de O'dur. Hasta olduğumda bana O şifa verir. Beni öldürecek, sonra da diriltecek O'dur. Ahiret gününde yanılmalarımı bana bağışlamasını umduğum O'dur. Rabbim! Bana hikmet ver ve beni iyiler arasına kat. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 83. ayet

رَبِّ هَبْ لِى حُكْمًۭا وَأَلْحِقْنِى بِٱلصَّٰلِحِينَ

rabbi heb lî ḥukmev veelḥiḳnî biṣṣâliḥîn.

İbrahim: "Eski atalarınızın ve sizin nelere taptıklarınızı görüyor musunuz? Doğrusu onlar benim düşmanımdır. Dostum ancak Alemlerin Rabbidir. Beni yaratan da, doğru yola eriştiren de O'dur. Beni yediren de, içiren de O'dur. Hasta olduğumda bana O şifa verir. Beni öldürecek, sonra da diriltecek O'dur. Ahiret gününde yanılmalarımı bana bağışlamasını umduğum O'dur. Rabbim! Bana hikmet ver ve beni iyiler arasına kat. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 84. ayet

وَٱجْعَل لِّى لِسَانَ صِدْقٍۢ فِى ٱلْءَاخِرِينَ

vec`al lî lisâne ṣidḳin fi-l'âḫirîn.

Sonrakilerin beni güzel şekilde anmalarını sağla. Beni nimet cennetine varis olanlardan kıl. Babamı da bağışla, o şüphesiz sapıklardandır. İnsanların diriltileceği gün, Allah'a temiz bir kalble gelenden başka kimseye malın ve oğulların fayda vermeyeceği gün, beni rezil etme" demişti. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 85. ayet

وَٱجْعَلْنِى مِن وَرَثَةِ جَنَّةِ ٱلنَّعِيمِ

vec`alnî miv veraŝeti cenneti-nne`îm.

Sonrakilerin beni güzel şekilde anmalarını sağla. Beni nimet cennetine varis olanlardan kıl. Babamı da bağışla, o şüphesiz sapıklardandır. İnsanların diriltileceği gün, Allah'a temiz bir kalble gelenden başka kimseye malın ve oğulların fayda vermeyeceği gün, beni rezil etme" demişti. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 86. ayet

وَٱغْفِرْ لِأَبِىٓ إِنَّهُۥ كَانَ مِنَ ٱلضَّآلِّينَ

vagfir liebî innehû kâne mine-ḍḍâllîn.

Sonrakilerin beni güzel şekilde anmalarını sağla. Beni nimet cennetine varis olanlardan kıl. Babamı da bağışla, o şüphesiz sapıklardandır. İnsanların diriltileceği gün, Allah'a temiz bir kalble gelenden başka kimseye malın ve oğulların fayda vermeyeceği gün, beni rezil etme" demişti. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 87. ayet

وَلَا تُخْزِنِى يَوْمَ يُبْعَثُونَ

velâ tuḫzinî yevme yüb`aŝûn.

Sonrakilerin beni güzel şekilde anmalarını sağla. Beni nimet cennetine varis olanlardan kıl. Babamı da bağışla, o şüphesiz sapıklardandır. İnsanların diriltileceği gün, Allah'a temiz bir kalble gelenden başka kimseye malın ve oğulların fayda vermeyeceği gün, beni rezil etme" demişti. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 88. ayet

يَوْمَ لَا يَنفَعُ مَالٌۭ وَلَا بَنُونَ

yevme lâ yenfe`u mâlüv velâ benûn.

Sonrakilerin beni güzel şekilde anmalarını sağla. Beni nimet cennetine varis olanlardan kıl. Babamı da bağışla, o şüphesiz sapıklardandır. İnsanların diriltileceği gün, Allah'a temiz bir kalble gelenden başka kimseye malın ve oğulların fayda vermeyeceği gün, beni rezil etme" demişti. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 89. ayet

إِلَّا مَنْ أَتَى ٱللَّهَ بِقَلْبٍۢ سَلِيمٍۢ

illâ men ete-llâhe biḳalbin selîm.

Sonrakilerin beni güzel şekilde anmalarını sağla. Beni nimet cennetine varis olanlardan kıl. Babamı da bağışla, o şüphesiz sapıklardandır. İnsanların diriltileceği gün, Allah'a temiz bir kalble gelenden başka kimseye malın ve oğulların fayda vermeyeceği gün, beni rezil etme" demişti. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 90. ayet

وَأُزْلِفَتِ ٱلْجَنَّةُ لِلْمُتَّقِينَ

veüzlifeti-lcennetü lilmütteḳîn.

O gün cennet Allah'a karşı gelmekten sakınanlara yaklaştırılır. Cehennem de azgınlara gösterilir. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 91. ayet

وَبُرِّزَتِ ٱلْجَحِيمُ لِلْغَاوِينَ

vebürrizeti-lceḥîmü lilgâvîn.

O gün cennet Allah'a karşı gelmekten sakınanlara yaklaştırılır. Cehennem de azgınlara gösterilir. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 92. ayet

وَقِيلَ لَهُمْ أَيْنَ مَا كُنتُمْ تَعْبُدُونَ

veḳîle lehüm eyne mâ küntüm ta`büdûn.

Onlara: "Allah'ı bırakıp taptıklarınız nerededir. Size yardım ediyorlar mı veya kendilerine yardımları dokunuyor mu?" denilir. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 93. ayet

مِن دُونِ ٱللَّهِ هَلْ يَنصُرُونَكُمْ أَوْ يَنتَصِرُونَ

min dûni-llâh. hel yenṣurûneküm ev yenteṣirûn.

Onlara: "Allah'ı bırakıp taptıklarınız nerededir. Size yardım ediyorlar mı veya kendilerine yardımları dokunuyor mu?" denilir. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 94. ayet

فَكُبْكِبُوا۟ فِيهَا هُمْ وَٱلْغَاوُۥنَ

fekübkibû fîhâ hüm velgâvûn.

Onlar, azgınlar ve İblis'in adamları, hepsi, tepetakla oraya atılırlar. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 95. ayet

وَجُنُودُ إِبْلِيسَ أَجْمَعُونَ

vecünûdü iblîse ecme`ûn.

Onlar, azgınlar ve İblis'in adamları, hepsi, tepetakla oraya atılırlar. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 96. ayet

قَالُوا۟ وَهُمْ فِيهَا يَخْتَصِمُونَ

ḳâlû vehüm fîhâ yaḫteṣimûn.

Orada putlarıyla çekişerek: "Vallahi biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü biz sizi Alemlerin Rabbine eşit tutmuştuk; bizi saptıranlar ancak suçlulardır; şimdi şefaatçimiz, yakın bir dostumuz yoktur; keşke geriye bir dönüşümüz olsa da inananlardan olsak" derler. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 97. ayet

تَٱللَّهِ إِن كُنَّا لَفِى ضَلَٰلٍۢ مُّبِينٍ

tellâhi in künnâ lefî ḍalâlim mübîn.

Orada putlarıyla çekişerek: "Vallahi biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü biz sizi Alemlerin Rabbine eşit tutmuştuk; bizi saptıranlar ancak suçlulardır; şimdi şefaatçimiz, yakın bir dostumuz yoktur; keşke geriye bir dönüşümüz olsa da inananlardan olsak" derler. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 98. ayet

إِذْ نُسَوِّيكُم بِرَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

iẕ nüsevvîküm birabbi-l`âlemîn.

Orada putlarıyla çekişerek: "Vallahi biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü biz sizi Alemlerin Rabbine eşit tutmuştuk; bizi saptıranlar ancak suçlulardır; şimdi şefaatçimiz, yakın bir dostumuz yoktur; keşke geriye bir dönüşümüz olsa da inananlardan olsak" derler. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 99. ayet

وَمَآ أَضَلَّنَآ إِلَّا ٱلْمُجْرِمُونَ

vemâ eḍallenâ ille-lmücrimûn.

Orada putlarıyla çekişerek: "Vallahi biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü biz sizi Alemlerin Rabbine eşit tutmuştuk; bizi saptıranlar ancak suçlulardır; şimdi şefaatçimiz, yakın bir dostumuz yoktur; keşke geriye bir dönüşümüz olsa da inananlardan olsak" derler. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 100. ayet

فَمَا لَنَا مِن شَٰفِعِينَ

femâ lenâ min şâfi`în.

Orada putlarıyla çekişerek: "Vallahi biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü biz sizi Alemlerin Rabbine eşit tutmuştuk; bizi saptıranlar ancak suçlulardır; şimdi şefaatçimiz, yakın bir dostumuz yoktur; keşke geriye bir dönüşümüz olsa da inananlardan olsak" derler. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 101. ayet

وَلَا صَدِيقٍ حَمِيمٍۢ

velâ ṣadîḳin ḥamîm.

Orada putlarıyla çekişerek: "Vallahi biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü biz sizi Alemlerin Rabbine eşit tutmuştuk; bizi saptıranlar ancak suçlulardır; şimdi şefaatçimiz, yakın bir dostumuz yoktur; keşke geriye bir dönüşümüz olsa da inananlardan olsak" derler. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 102. ayet

فَلَوْ أَنَّ لَنَا كَرَّةًۭ فَنَكُونَ مِنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ

felev enne lenâ kerraten fenekûne mine-lmü'minîn.

Orada putlarıyla çekişerek: "Vallahi biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü biz sizi Alemlerin Rabbine eşit tutmuştuk; bizi saptıranlar ancak suçlulardır; şimdi şefaatçimiz, yakın bir dostumuz yoktur; keşke geriye bir dönüşümüz olsa da inananlardan olsak" derler. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 103. ayet

إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَءَايَةًۭ ۖ وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ

inne fî ẕâlike leâyeh. vemâ kâne ekŝeruhüm mü'minîn.

Bunda şüphesiz bir ders vardır ama çoğu inanmamıştır. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 104. ayet

وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

veinne rabbeke lehüve-l`azîzü-rraḥîm.

Rabbin şüphesiz güçlüdür, merhametlidir. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 105. ayet

كَذَّبَتْ قَوْمُ نُوحٍ ٱلْمُرْسَلِينَ

keẕẕebet ḳavmü nûḥin-lmürselîn.

Nuh'un milleti peygamberlerini yalanladı. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 106. ayet

إِذْ قَالَ لَهُمْ أَخُوهُمْ نُوحٌ أَلَا تَتَّقُونَ

iẕ ḳâle lehüm eḫûhüm nûḥun elâ tetteḳûn.

Kardeşleri Nuh, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum. Benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin" dedi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 107. ayet

إِنِّى لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌۭ

innî leküm rasûlün emîn.

Kardeşleri Nuh, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum. Benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin" dedi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 108. ayet

فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ

fetteḳu-llâhe veeṭî`ûn.

Kardeşleri Nuh, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum. Benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin" dedi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 109. ayet

وَمَآ أَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ ۖ إِنْ أَجْرِىَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

vemâ es'elüküm `aleyhi min ecr. in ecriye illâ `alâ rabbi-l`âlemîn.

Kardeşleri Nuh, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum. Benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin" dedi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 110. ayet

فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ

fetteḳu-llâhe veeṭî`ûn.

Kardeşleri Nuh, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum. Benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin" dedi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 111. ayet

۞ قَالُوٓا۟ أَنُؤْمِنُ لَكَ وَٱتَّبَعَكَ ٱلْأَرْذَلُونَ

ḳâlû enü'minü leke vettebe`ake-l'erẕelûn.

"Sana mı inanacağız? Sana en rezil kimseler uymaktadır" dediler. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 112. ayet

قَالَ وَمَا عِلْمِى بِمَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

ḳâle vemâ `ilmî bimâ kânû ya`melûn.

Nuh: "Onların yaptıkları hakkında bir bilgim yoktur; hesabları Rabbime aittir, düşünsenize! Ben inananları kovacak değilim. Ben sadece açıkça uyarıcıyım" dedi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 113. ayet

إِنْ حِسَابُهُمْ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّى ۖ لَوْ تَشْعُرُونَ

in ḥisâbühüm illâ `alâ rabbî lev teş`urûn.

Nuh: "Onların yaptıkları hakkında bir bilgim yoktur; hesabları Rabbime aittir, düşünsenize! Ben inananları kovacak değilim. Ben sadece açıkça uyarıcıyım" dedi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 114. ayet

وَمَآ أَنَا۠ بِطَارِدِ ٱلْمُؤْمِنِينَ

vemâ ene biṭâridi-lmü'minîn.

Nuh: "Onların yaptıkları hakkında bir bilgim yoktur; hesabları Rabbime aittir, düşünsenize! Ben inananları kovacak değilim. Ben sadece açıkça uyarıcıyım" dedi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 115. ayet

إِنْ أَنَا۠ إِلَّا نَذِيرٌۭ مُّبِينٌۭ

in ene illâ neẕîrum mübîn.

Nuh: "Onların yaptıkları hakkında bir bilgim yoktur; hesabları Rabbime aittir, düşünsenize! Ben inananları kovacak değilim. Ben sadece açıkça uyarıcıyım" dedi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 116. ayet

قَالُوا۟ لَئِن لَّمْ تَنتَهِ يَٰنُوحُ لَتَكُونَنَّ مِنَ ٱلْمَرْجُومِينَ

ḳâlû leil lem tentehi yâ nûḥu letekûnenne mine-lmercûmîn.

"Ey Nuh! Eğer bu işe son vermezsen, şüphesiz taşlanacaklardan olacaksın" dediler. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 117. ayet

قَالَ رَبِّ إِنَّ قَوْمِى كَذَّبُونِ

ḳâle rabbi inne ḳavmî keẕẕebûn.

Nuh: "Rabbim! Milletim beni yalanladı. Benimle onların arasında Sen hüküm ver. Beni ve beraberimdeki inananları kurtar" dedi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 118. ayet

فَٱفْتَحْ بَيْنِى وَبَيْنَهُمْ فَتْحًۭا وَنَجِّنِى وَمَن مَّعِىَ مِنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ

feftaḥ beynî vebeynehüm fetḥav veneccinî vemem me`iye mine-lmü'minîn.

Nuh: "Rabbim! Milletim beni yalanladı. Benimle onların arasında Sen hüküm ver. Beni ve beraberimdeki inananları kurtar" dedi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 119. ayet

فَأَنجَيْنَٰهُ وَمَن مَّعَهُۥ فِى ٱلْفُلْكِ ٱلْمَشْحُونِ

feenceynâhü vemem me`ahû fi-lfülki-lmeşḥûn.

Bunun üzerine onu ve beraberinde bulunanları, dolu bir gemi içinde taşıyarak kurtardık. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 120. ayet

ثُمَّ أَغْرَقْنَا بَعْدُ ٱلْبَاقِينَ

ŝümme agraḳnâ ba`dü-lbâḳîn.

Sonra de geride kalanları suda boğduk. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 121. ayet

إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَءَايَةًۭ ۖ وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ

inne fî ẕâlike leâyeh. vemâ kâne ekŝeruhüm mü'minîn.

Doğrusu bunda bir ders vardır, ama çoğu inanmamıştır. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 122. ayet

وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

veinne rabbeke lehüve-l`azîzü-rraḥîm.

Rabbin şüphesiz güçlüdür, merhametlidir. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 123. ayet

كَذَّبَتْ عَادٌ ٱلْمُرْسَلِينَ

keẕẕebet `âdün-lmürselîn.

Ad milleti de peygamberleri yalanladı. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 124. ayet

إِذْ قَالَ لَهُمْ أَخُوهُمْ هُودٌ أَلَا تَتَّقُونَ

iẕ ḳâle lehüm eḫûhüm hûdün elâ tetteḳûn.

Kardeşleri Hud, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Siz her yüksek yere koca bir bina kurup, boş şeyle mi uğraşırsınız? Temelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı edinirsiniz? Yakaladığınızı zorbaca mı yakalarsınız? Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Bildiğiniz şeyleri size verenden sakının; davarları, oğulları, bahçeleri ve akarsuları size O vermiştir. Doğrusu hakkınızda büyük günün azabından korkuyorum" dedi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 125. ayet

إِنِّى لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌۭ

innî leküm rasûlün emîn.

Kardeşleri Hud, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Siz her yüksek yere koca bir bina kurup, boş şeyle mi uğraşırsınız? Temelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı edinirsiniz? Yakaladığınızı zorbaca mı yakalarsınız? Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Bildiğiniz şeyleri size verenden sakının; davarları, oğulları, bahçeleri ve akarsuları size O vermiştir. Doğrusu hakkınızda büyük günün azabından korkuyorum" dedi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 126. ayet

فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ

fetteḳu-llâhe veeṭî`ûn.

Kardeşleri Hud, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Siz her yüksek yere koca bir bina kurup, boş şeyle mi uğraşırsınız? Temelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı edinirsiniz? Yakaladığınızı zorbaca mı yakalarsınız? Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Bildiğiniz şeyleri size verenden sakının; davarları, oğulları, bahçeleri ve akarsuları size O vermiştir. Doğrusu hakkınızda büyük günün azabından korkuyorum" dedi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 127. ayet

وَمَآ أَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ ۖ إِنْ أَجْرِىَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

vemâ es'elüküm `aleyhi min ecr. in ecriye illâ `alâ rabbi-l`âlemîn.

Kardeşleri Hud, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Siz her yüksek yere koca bir bina kurup, boş şeyle mi uğraşırsınız? Temelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı edinirsiniz? Yakaladığınızı zorbaca mı yakalarsınız? Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Bildiğiniz şeyleri size verenden sakının; davarları, oğulları, bahçeleri ve akarsuları size O vermiştir. Doğrusu hakkınızda büyük günün azabından korkuyorum" dedi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 128. ayet

أَتَبْنُونَ بِكُلِّ رِيعٍ ءَايَةًۭ تَعْبَثُونَ

etebnûne bikülli rî`in âyeten ta`beŝûn.

Kardeşleri Hud, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Siz her yüksek yere koca bir bina kurup, boş şeyle mi uğraşırsınız? Temelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı edinirsiniz? Yakaladığınızı zorbaca mı yakalarsınız? Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Bildiğiniz şeyleri size verenden sakının; davarları, oğulları, bahçeleri ve akarsuları size O vermiştir. Doğrusu hakkınızda büyük günün azabından korkuyorum" dedi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 129. ayet

وَتَتَّخِذُونَ مَصَانِعَ لَعَلَّكُمْ تَخْلُدُونَ

vetetteḫiẕûne meṣâni`a le`alleküm taḫlüdûn.

Kardeşleri Hud, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Siz her yüksek yere koca bir bina kurup, boş şeyle mi uğraşırsınız? Temelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı edinirsiniz? Yakaladığınızı zorbaca mı yakalarsınız? Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Bildiğiniz şeyleri size verenden sakının; davarları, oğulları, bahçeleri ve akarsuları size O vermiştir. Doğrusu hakkınızda büyük günün azabından korkuyorum" dedi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 130. ayet

وَإِذَا بَطَشْتُم بَطَشْتُمْ جَبَّارِينَ

veiẕâ beṭaştüm beṭaştüm cebbârîn.

Kardeşleri Hud, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Siz her yüksek yere koca bir bina kurup, boş şeyle mi uğraşırsınız? Temelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı edinirsiniz? Yakaladığınızı zorbaca mı yakalarsınız? Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Bildiğiniz şeyleri size verenden sakının; davarları, oğulları, bahçeleri ve akarsuları size O vermiştir. Doğrusu hakkınızda büyük günün azabından korkuyorum" dedi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 131. ayet

فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ

fetteḳu-llâhe veeṭî`ûn.

Kardeşleri Hud, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Siz her yüksek yere koca bir bina kurup, boş şeyle mi uğraşırsınız? Temelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı edinirsiniz? Yakaladığınızı zorbaca mı yakalarsınız? Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Bildiğiniz şeyleri size verenden sakının; davarları, oğulları, bahçeleri ve akarsuları size O vermiştir. Doğrusu hakkınızda büyük günün azabından korkuyorum" dedi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 132. ayet

وَٱتَّقُوا۟ ٱلَّذِىٓ أَمَدَّكُم بِمَا تَعْلَمُونَ

vetteḳu-lleẕî emeddeküm bimâ ta`lemûn.

Kardeşleri Hud, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Siz her yüksek yere koca bir bina kurup, boş şeyle mi uğraşırsınız? Temelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı edinirsiniz? Yakaladığınızı zorbaca mı yakalarsınız? Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Bildiğiniz şeyleri size verenden sakının; davarları, oğulları, bahçeleri ve akarsuları size O vermiştir. Doğrusu hakkınızda büyük günün azabından korkuyorum" dedi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 133. ayet

أَمَدَّكُم بِأَنْعَٰمٍۢ وَبَنِينَ

emeddeküm bien`âmiv vebenîn.

Kardeşleri Hud, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Siz her yüksek yere koca bir bina kurup, boş şeyle mi uğraşırsınız? Temelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı edinirsiniz? Yakaladığınızı zorbaca mı yakalarsınız? Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Bildiğiniz şeyleri size verenden sakının; davarları, oğulları, bahçeleri ve akarsuları size O vermiştir. Doğrusu hakkınızda büyük günün azabından korkuyorum" dedi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 134. ayet

وَجَنَّٰتٍۢ وَعُيُونٍ

vecennâtiv ve`uyûn.

Kardeşleri Hud, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Siz her yüksek yere koca bir bina kurup, boş şeyle mi uğraşırsınız? Temelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı edinirsiniz? Yakaladığınızı zorbaca mı yakalarsınız? Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Bildiğiniz şeyleri size verenden sakının; davarları, oğulları, bahçeleri ve akarsuları size O vermiştir. Doğrusu hakkınızda büyük günün azabından korkuyorum" dedi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 135. ayet

إِنِّىٓ أَخَافُ عَلَيْكُمْ عَذَابَ يَوْمٍ عَظِيمٍۢ

innî eḫâfü `aleyküm `aẕâbe yevmin `ażîm.

Kardeşleri Hud, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Siz her yüksek yere koca bir bina kurup, boş şeyle mi uğraşırsınız? Temelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı edinirsiniz? Yakaladığınızı zorbaca mı yakalarsınız? Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Bildiğiniz şeyleri size verenden sakının; davarları, oğulları, bahçeleri ve akarsuları size O vermiştir. Doğrusu hakkınızda büyük günün azabından korkuyorum" dedi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 136. ayet

قَالُوا۟ سَوَآءٌ عَلَيْنَآ أَوَعَظْتَ أَمْ لَمْ تَكُن مِّنَ ٱلْوَٰعِظِينَ

ḳâlû sevâün `aleynâ eve`ażte em lem teküm mine-lvâ`iżîn.

"İster öğüt ver, ister öğüt verenlerden olma, bizce birdir. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 137. ayet

إِنْ هَٰذَآ إِلَّا خُلُقُ ٱلْأَوَّلِينَ

in hâẕâ illâ ḫulüḳu-l'evvelîn.

Bu durumumuz öncekilerin geleneğidir. Biz azaba uğratılacak da değiliz" dediler. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 138. ayet

وَمَا نَحْنُ بِمُعَذَّبِينَ

vemâ naḥnü bimü`aẕẕebîn.

Bu durumumuz öncekilerin geleneğidir. Biz azaba uğratılacak da değiliz" dediler. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 139. ayet

فَكَذَّبُوهُ فَأَهْلَكْنَٰهُمْ ۗ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَءَايَةًۭ ۖ وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ

fekeẕẕebûhü feehleknâhüm. inne fî ẕâlike leâyeh. vemâ kâne ekŝeruhüm mü'minîn.

Böylece onu yalanladılar; Biz de kendilerini yok ettik. Bunda şüphesiz ki ders vardır; ama çoğu inanmamıştır. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 140. ayet

وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

veinne rabbeke lehüve-l`azîzü-rraḥîm.

Doğrusu Rabbin güçlüdür, merhametlidir. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 141. ayet

كَذَّبَتْ ثَمُودُ ٱلْمُرْسَلِينَ

keẕẕebet ŝemûdü-lmürselîn.

Semud milleti de peygamberleri yalanladı. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 142. ayet

إِذْ قَالَ لَهُمْ أَخُوهُمْ صَٰلِحٌ أَلَا تَتَّقُونَ

iẕ ḳâle lehüm eḫûhüm ṣâliḥun elâ tetteḳûn.

Kardeşleri Salih onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Burada bahçelerde, pınar başlarında, ekinler, salkımları sarkmış hurmalıklar arasında güven içinde bırakılır mısınız? Dağlarda ustalıkla evler oyar mısınız? Artık Allah'tan sakının, bana itaat edin. Yeryüzünü ıslah etmeyip, bozgunculuk yapan beyinsizlerin emirlerine itaat etmeyin" dedi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 143. ayet

إِنِّى لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌۭ

innî leküm rasûlün emîn.

Kardeşleri Salih onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Burada bahçelerde, pınar başlarında, ekinler, salkımları sarkmış hurmalıklar arasında güven içinde bırakılır mısınız? Dağlarda ustalıkla evler oyar mısınız? Artık Allah'tan sakının, bana itaat edin. Yeryüzünü ıslah etmeyip, bozgunculuk yapan beyinsizlerin emirlerine itaat etmeyin" dedi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 144. ayet

فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ

fetteḳu-llâhe veeṭî`ûn.

Kardeşleri Salih onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Burada bahçelerde, pınar başlarında, ekinler, salkımları sarkmış hurmalıklar arasında güven içinde bırakılır mısınız? Dağlarda ustalıkla evler oyar mısınız? Artık Allah'tan sakının, bana itaat edin. Yeryüzünü ıslah etmeyip, bozgunculuk yapan beyinsizlerin emirlerine itaat etmeyin" dedi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 145. ayet

وَمَآ أَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ ۖ إِنْ أَجْرِىَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

vemâ es'elüküm `aleyhi min ecr. in ecriye illâ `alâ rabbi-l`âlemîn.

Kardeşleri Salih onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Burada bahçelerde, pınar başlarında, ekinler, salkımları sarkmış hurmalıklar arasında güven içinde bırakılır mısınız? Dağlarda ustalıkla evler oyar mısınız? Artık Allah'tan sakının, bana itaat edin. Yeryüzünü ıslah etmeyip, bozgunculuk yapan beyinsizlerin emirlerine itaat etmeyin" dedi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 146. ayet

أَتُتْرَكُونَ فِى مَا هَٰهُنَآ ءَامِنِينَ

etütrakûne fî mâ hâhünâ âminîn.

Kardeşleri Salih onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Burada bahçelerde, pınar başlarında, ekinler, salkımları sarkmış hurmalıklar arasında güven içinde bırakılır mısınız? Dağlarda ustalıkla evler oyar mısınız? Artık Allah'tan sakının, bana itaat edin. Yeryüzünü ıslah etmeyip, bozgunculuk yapan beyinsizlerin emirlerine itaat etmeyin" dedi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 147. ayet

فِى جَنَّٰتٍۢ وَعُيُونٍۢ

fî cennâtiv ve`uyûn.

Kardeşleri Salih onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Burada bahçelerde, pınar başlarında, ekinler, salkımları sarkmış hurmalıklar arasında güven içinde bırakılır mısınız? Dağlarda ustalıkla evler oyar mısınız? Artık Allah'tan sakının, bana itaat edin. Yeryüzünü ıslah etmeyip, bozgunculuk yapan beyinsizlerin emirlerine itaat etmeyin" dedi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 148. ayet

وَزُرُوعٍۢ وَنَخْلٍۢ طَلْعُهَا هَضِيمٌۭ

vezürû`iv venaḫlin ṭal`uhâ heḍîm.

Kardeşleri Salih onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Burada bahçelerde, pınar başlarında, ekinler, salkımları sarkmış hurmalıklar arasında güven içinde bırakılır mısınız? Dağlarda ustalıkla evler oyar mısınız? Artık Allah'tan sakının, bana itaat edin. Yeryüzünü ıslah etmeyip, bozgunculuk yapan beyinsizlerin emirlerine itaat etmeyin" dedi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 149. ayet

وَتَنْحِتُونَ مِنَ ٱلْجِبَالِ بُيُوتًۭا فَٰرِهِينَ

vetenḥitûne mine-lcibâli büyûten fârihîn.

Kardeşleri Salih onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Burada bahçelerde, pınar başlarında, ekinler, salkımları sarkmış hurmalıklar arasında güven içinde bırakılır mısınız? Dağlarda ustalıkla evler oyar mısınız? Artık Allah'tan sakının, bana itaat edin. Yeryüzünü ıslah etmeyip, bozgunculuk yapan beyinsizlerin emirlerine itaat etmeyin" dedi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 150. ayet

فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ

fetteḳu-llâhe veeṭî`ûn.

Kardeşleri Salih onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Burada bahçelerde, pınar başlarında, ekinler, salkımları sarkmış hurmalıklar arasında güven içinde bırakılır mısınız? Dağlarda ustalıkla evler oyar mısınız? Artık Allah'tan sakının, bana itaat edin. Yeryüzünü ıslah etmeyip, bozgunculuk yapan beyinsizlerin emirlerine itaat etmeyin" dedi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 151. ayet

وَلَا تُطِيعُوٓا۟ أَمْرَ ٱلْمُسْرِفِينَ

velâ tüṭî`û emra-lmüsrifîn.

Kardeşleri Salih onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Burada bahçelerde, pınar başlarında, ekinler, salkımları sarkmış hurmalıklar arasında güven içinde bırakılır mısınız? Dağlarda ustalıkla evler oyar mısınız? Artık Allah'tan sakının, bana itaat edin. Yeryüzünü ıslah etmeyip, bozgunculuk yapan beyinsizlerin emirlerine itaat etmeyin" dedi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 152. ayet

ٱلَّذِينَ يُفْسِدُونَ فِى ٱلْأَرْضِ وَلَا يُصْلِحُونَ

elleẕîne yüfsidûne fi-l'arḍi velâ yuṣliḥûn.

Kardeşleri Salih onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Burada bahçelerde, pınar başlarında, ekinler, salkımları sarkmış hurmalıklar arasında güven içinde bırakılır mısınız? Dağlarda ustalıkla evler oyar mısınız? Artık Allah'tan sakının, bana itaat edin. Yeryüzünü ıslah etmeyip, bozgunculuk yapan beyinsizlerin emirlerine itaat etmeyin" dedi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 153. ayet

قَالُوٓا۟ إِنَّمَآ أَنتَ مِنَ ٱلْمُسَحَّرِينَ

ḳâlû innemâ ente mine-lmüseḥḥarîn.

"Sen şüphesiz büyülenmişin birisin; bizim gibi bir insandan başka birşey değilsin. Eğer doğru sözlü isen bir belge getir" dediler. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 154. ayet

مَآ أَنتَ إِلَّا بَشَرٌۭ مِّثْلُنَا فَأْتِ بِـَٔايَةٍ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّٰدِقِينَ

mâ ente illâ beşerum miŝlünâ. fe'ti biâyetin in künte mine-ṣṣâdiḳîn.

"Sen şüphesiz büyülenmişin birisin; bizim gibi bir insandan başka birşey değilsin. Eğer doğru sözlü isen bir belge getir" dediler. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 155. ayet

قَالَ هَٰذِهِۦ نَاقَةٌۭ لَّهَا شِرْبٌۭ وَلَكُمْ شِرْبُ يَوْمٍۢ مَّعْلُومٍۢ

ḳâle hâẕihî nâḳatül lehâ şirbüv veleküm şirbü yevmim ma`lûm.

Salih: " İşte belge bu devedir. Kuyudan su içmek hakkı belirli bir gün onun ve belirli bir gün de sizindir; sakın ona bir kötülük yapmayın, yoksa sizi büyük günün azabı yakalar" dedi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 156. ayet

وَلَا تَمَسُّوهَا بِسُوٓءٍۢ فَيَأْخُذَكُمْ عَذَابُ يَوْمٍ عَظِيمٍۢ

velâ temessûhâ bisûin feye'ḫuẕeküm `aẕâbü yevmin `ażîm.

Salih: " İşte belge bu devedir. Kuyudan su içmek hakkı belirli bir gün onun ve belirli bir gün de sizindir; sakın ona bir kötülük yapmayın, yoksa sizi büyük günün azabı yakalar" dedi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 157. ayet

فَعَقَرُوهَا فَأَصْبَحُوا۟ نَٰدِمِينَ

fe`aḳarûhâ feaṣbeḥû nâdimîn.

Onlar ise deveyi kestiler; ama pişman da oldular. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 158. ayet

فَأَخَذَهُمُ ٱلْعَذَابُ ۗ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَءَايَةًۭ ۖ وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ

feeḫaẕehümü-l`aẕâb. inne fî ẕâlike leâyeh. vemâ kâne ekŝeruhüm mü'minîn.

Bunun üzerine onları azap yakaladı. Doğrusu bunda bir ders vardır, fakat çoğu inanmamıştır. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 159. ayet

وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

veinne rabbeke lehüve-l`azîzü-rraḥîm.

Rabbin şüphesiz güçlüdür, merhametlidir. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 160. ayet

كَذَّبَتْ قَوْمُ لُوطٍ ٱلْمُرْسَلِينَ

keẕẕebet ḳavmü lûṭini-lmürselîn.

Lut milleti de peygamberleri yalanladı. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 161. ayet

إِذْ قَالَ لَهُمْ أَخُوهُمْ لُوطٌ أَلَا تَتَّقُونَ

iẕ ḳâle lehüm eḫûhüm lûṭun elâ tetteḳûn.

Kardeşleri Lut, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Rabbinizin sizin için yarattığı eşleri bırakıp da, insanlar arasında, erkeklere mi yaklaşıyorsunuz? Doğrusu siz azmış bir milletsiniz" dedi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 162. ayet

إِنِّى لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌۭ

innî leküm rasûlün emîn.

Kardeşleri Lut, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Rabbinizin sizin için yarattığı eşleri bırakıp da, insanlar arasında, erkeklere mi yaklaşıyorsunuz? Doğrusu siz azmış bir milletsiniz" dedi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 163. ayet

فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ

fetteḳu-llâhe veeṭî`ûn.

Kardeşleri Lut, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Rabbinizin sizin için yarattığı eşleri bırakıp da, insanlar arasında, erkeklere mi yaklaşıyorsunuz? Doğrusu siz azmış bir milletsiniz" dedi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 164. ayet

وَمَآ أَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ ۖ إِنْ أَجْرِىَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

vemâ es'elüküm `aleyhi min ecr. in ecriye illâ `alâ rabbi-l`âlemîn.

Kardeşleri Lut, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Rabbinizin sizin için yarattığı eşleri bırakıp da, insanlar arasında, erkeklere mi yaklaşıyorsunuz? Doğrusu siz azmış bir milletsiniz" dedi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 165. ayet

أَتَأْتُونَ ٱلذُّكْرَانَ مِنَ ٱلْعَٰلَمِينَ

ete'tûne-ẕẕükrâne mine-l`âlemîn.

Kardeşleri Lut, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Rabbinizin sizin için yarattığı eşleri bırakıp da, insanlar arasında, erkeklere mi yaklaşıyorsunuz? Doğrusu siz azmış bir milletsiniz" dedi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 166. ayet

وَتَذَرُونَ مَا خَلَقَ لَكُمْ رَبُّكُم مِّنْ أَزْوَٰجِكُم ۚ بَلْ أَنتُمْ قَوْمٌ عَادُونَ

veteẕerûne mâ ḫaleḳa leküm rabbüküm min ezvâciküm. bel entüm ḳavmün `âdûn.

Kardeşleri Lut, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Rabbinizin sizin için yarattığı eşleri bırakıp da, insanlar arasında, erkeklere mi yaklaşıyorsunuz? Doğrusu siz azmış bir milletsiniz" dedi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 167. ayet

قَالُوا۟ لَئِن لَّمْ تَنتَهِ يَٰلُوطُ لَتَكُونَنَّ مِنَ ٱلْمُخْرَجِينَ

ḳâlû leil lem tentehi yâ lûṭu letekûnenne mine-lmuḫracîn.

"Ey Lut! Bu sözlerinden vazgeçmezsen, mutlaka kovulacaksın" dediler. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 168. ayet

قَالَ إِنِّى لِعَمَلِكُم مِّنَ ٱلْقَالِينَ

ḳâle innî li`ameliküm mine-lḳâlîn.

Lut: "Doğrusu yaptığınıza çok kızanlardanım. Rabbim! Beni ve ailemi bunların yapageldiği kötülükten kurtar" dedi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 169. ayet

رَبِّ نَجِّنِى وَأَهْلِى مِمَّا يَعْمَلُونَ

rabbi neccinî veehlî mimmâ ya`melûn.

Lut: "Doğrusu yaptığınıza çok kızanlardanım. Rabbim! Beni ve ailemi bunların yapageldiği kötülükten kurtar" dedi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 170. ayet

فَنَجَّيْنَٰهُ وَأَهْلَهُۥٓ أَجْمَعِينَ

fenecceynâhü veehlehû ecme`în.

Bunun üzerine geride kalan yaşlı bir kadın dışında, onu ve ailesini, hepsini kurtardık. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 171. ayet

إِلَّا عَجُوزًۭا فِى ٱلْغَٰبِرِينَ

illâ `acûzen fi-lgâbirîn.

Bunun üzerine geride kalan yaşlı bir kadın dışında, onu ve ailesini, hepsini kurtardık. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 172. ayet

ثُمَّ دَمَّرْنَا ٱلْءَاخَرِينَ

ŝümme demmerne-l'âḫarîn.

Diğerlerini yerle bir ettik. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 173. ayet

وَأَمْطَرْنَا عَلَيْهِم مَّطَرًۭا ۖ فَسَآءَ مَطَرُ ٱلْمُنذَرِينَ

veemṭarnâ `aleyhim meṭarâ. fesâe meṭaru-lmünẕerîn.

Üzerlerine de yağmur yağdırdık. Uyarılan fakat yola gelmeyenlerin yağmuru ne kötü idi! Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 174. ayet

إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَءَايَةًۭ ۖ وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ

inne fî ẕâlike leâyeh. vemâ kâne ekŝeruhüm mü'minîn.

Şüphesiz bunda bir ders vardır, ama çoğu inanmamıştır. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 175. ayet

وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

veinne rabbeke lehüve-l`azîzü-rraḥîm.

Doğrusu Rabbin güçlüdür, merhametlidir. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 176. ayet

كَذَّبَ أَصْحَٰبُ لْـَٔيْكَةِ ٱلْمُرْسَلِينَ

keẕẕebe aṣḥâbü-l'eyketi-lmürselîn.

Ormanlık yerde oturanlar, Eykeliler de peygamberleri yalanladı. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 177. ayet

إِذْ قَالَ لَهُمْ شُعَيْبٌ أَلَا تَتَّقُونَ

iẕ ḳâle lehüm şu`aybün elâ tetteḳûn.

Şuayb onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum, benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Ölçüyü tam yapın, eksiltenlerden olmayın. Doğru terazi ile tartın. İnsanların hakkını azaltmayın. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın. Sizi ve daha önceki nesilleri yaratandan korkun" dedi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 178. ayet

إِنِّى لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌۭ

innî leküm rasûlün emîn.

Şuayb onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum, benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Ölçüyü tam yapın, eksiltenlerden olmayın. Doğru terazi ile tartın. İnsanların hakkını azaltmayın. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın. Sizi ve daha önceki nesilleri yaratandan korkun" dedi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 179. ayet

فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ

fetteḳu-llâhe veeṭî`ûn.

Şuayb onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum, benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Ölçüyü tam yapın, eksiltenlerden olmayın. Doğru terazi ile tartın. İnsanların hakkını azaltmayın. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın. Sizi ve daha önceki nesilleri yaratandan korkun" dedi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 180. ayet

وَمَآ أَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ ۖ إِنْ أَجْرِىَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

vemâ es'elüküm `aleyhi min ecr. in ecriye illâ `alâ rabbi-l`âlemîn.

Şuayb onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum, benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Ölçüyü tam yapın, eksiltenlerden olmayın. Doğru terazi ile tartın. İnsanların hakkını azaltmayın. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın. Sizi ve daha önceki nesilleri yaratandan korkun" dedi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 181. ayet

۞ أَوْفُوا۟ ٱلْكَيْلَ وَلَا تَكُونُوا۟ مِنَ ٱلْمُخْسِرِينَ

evfü-lkeyle velâ tekûnû mine-lmuḫsirîn.

Şuayb onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum, benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Ölçüyü tam yapın, eksiltenlerden olmayın. Doğru terazi ile tartın. İnsanların hakkını azaltmayın. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın. Sizi ve daha önceki nesilleri yaratandan korkun" dedi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 182. ayet

وَزِنُوا۟ بِٱلْقِسْطَاسِ ٱلْمُسْتَقِيمِ

vezinû bilḳisṭâsi-lmüsteḳîm.

Şuayb onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum, benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Ölçüyü tam yapın, eksiltenlerden olmayın. Doğru terazi ile tartın. İnsanların hakkını azaltmayın. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın. Sizi ve daha önceki nesilleri yaratandan korkun" dedi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 183. ayet

وَلَا تَبْخَسُوا۟ ٱلنَّاسَ أَشْيَآءَهُمْ وَلَا تَعْثَوْا۟ فِى ٱلْأَرْضِ مُفْسِدِينَ

velâ tebḫasü-nnâse eşyâehüm velâ ta`ŝev fi-l'arḍi müfsidîn.

Şuayb onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum, benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Ölçüyü tam yapın, eksiltenlerden olmayın. Doğru terazi ile tartın. İnsanların hakkını azaltmayın. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın. Sizi ve daha önceki nesilleri yaratandan korkun" dedi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 184. ayet

وَٱتَّقُوا۟ ٱلَّذِى خَلَقَكُمْ وَٱلْجِبِلَّةَ ٱلْأَوَّلِينَ

vetteḳu-lleẕî ḫaleḳaküm velcibillete-l'evvelîn.

Şuayb onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum, benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Ölçüyü tam yapın, eksiltenlerden olmayın. Doğru terazi ile tartın. İnsanların hakkını azaltmayın. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın. Sizi ve daha önceki nesilleri yaratandan korkun" dedi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 185. ayet

قَالُوٓا۟ إِنَّمَآ أَنتَ مِنَ ٱلْمُسَحَّرِينَ

ḳâlû innemâ ente mine-lmüseḥḥarîn.

"Sen ancak büyülenmişin birisin. Bizim gibi bir insandan başka bir şey değilsin. Doğrusu seni yalancılardan sanıyoruz. Eğer doğru sözlü isen göğün bir parçasını üstümüze düşür" dediler. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 186. ayet

وَمَآ أَنتَ إِلَّا بَشَرٌۭ مِّثْلُنَا وَإِن نَّظُنُّكَ لَمِنَ ٱلْكَٰذِبِينَ

vemâ ente illâ beşer miŝlünâ vein neżunnüke lemine-lkâẕibîn.

"Sen ancak büyülenmişin birisin. Bizim gibi bir insandan başka bir şey değilsin. Doğrusu seni yalancılardan sanıyoruz. Eğer doğru sözlü isen göğün bir parçasını üstümüze düşür" dediler. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 187. ayet

فَأَسْقِطْ عَلَيْنَا كِسَفًۭا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّٰدِقِينَ

feesḳiṭ `aleynâ kisefem mine-ssemâi in künte mine-ṣṣâdiḳîn.

"Sen ancak büyülenmişin birisin. Bizim gibi bir insandan başka bir şey değilsin. Doğrusu seni yalancılardan sanıyoruz. Eğer doğru sözlü isen göğün bir parçasını üstümüze düşür" dediler. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 188. ayet

قَالَ رَبِّىٓ أَعْلَمُ بِمَا تَعْمَلُونَ

ḳâle rabbî a`lemü bimâ ta`melûn.

Şuayb: "Rabbim yaptıklarınızı çok iyi bilir" dedi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 189. ayet

فَكَذَّبُوهُ فَأَخَذَهُمْ عَذَابُ يَوْمِ ٱلظُّلَّةِ ۚ إِنَّهُۥ كَانَ عَذَابَ يَوْمٍ عَظِيمٍ

fekeẕẕebûhü feeḫaẕehüm `aẕâbü yevmi-żżulleh. innehû kâne `aẕâbe yevmin `ażîm.

Ama onu yalanladılar. Bunun üzerine onları bulutlu bir günün azabı yakaladı. Gerçekten o gün, azabı büyük bir gündü. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 190. ayet

إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَءَايَةًۭ ۖ وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ

inne fî ẕâlike leâyeh. vemâ kâne ekŝeruhüm mü'minîn.

Doğrusu bunda bir ders vardır. Fakat çoğu inanmamıştır. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 191. ayet

وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

veinne rabbeke lehüve-l`azîzü-rraḥîm.

Rabbin şüphesiz güçlüdür, merhametlidir. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 192. ayet

وَإِنَّهُۥ لَتَنزِيلُ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

veinnehû letenzîlü rabbi-l`âlemîn.

Şüphesiz Kuran Alemlerin Rabbinin indirmesidir. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 193. ayet

نَزَلَ بِهِ ٱلرُّوحُ ٱلْأَمِينُ

nezele bihi-rrûḥu-l'emîn.

Apaçık Arap diliyle, uyaranlardan olman için onu Cebrail senin kalbine indirmiştir. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 194. ayet

عَلَىٰ قَلْبِكَ لِتَكُونَ مِنَ ٱلْمُنذِرِينَ

`alâ ḳalbike litekûne mine-lmünẕirîn.

Apaçık Arap diliyle, uyaranlardan olman için onu Cebrail senin kalbine indirmiştir. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 195. ayet

بِلِسَانٍ عَرَبِىٍّۢ مُّبِينٍۢ

bilisânin `arabiyyim mübîn.

Apaçık Arap diliyle, uyaranlardan olman için onu Cebrail senin kalbine indirmiştir. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 196. ayet

وَإِنَّهُۥ لَفِى زُبُرِ ٱلْأَوَّلِينَ

veinnehû lefî zübüri-l'evvelîn.

O, daha öncekilerin kitabında da zikredilmiştir. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 197. ayet

أَوَلَمْ يَكُن لَّهُمْ ءَايَةً أَن يَعْلَمَهُۥ عُلَمَٰٓؤُا۟ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ

evelem yekül lehüm âyeten ey ya`lemehû `ulemâü benî isrâîl.

İsrailoğulları bilginlerinin bunu bilmeye bir delilleri yok muydu? Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 198. ayet

وَلَوْ نَزَّلْنَٰهُ عَلَىٰ بَعْضِ ٱلْأَعْجَمِينَ

velev nezzelnâhü `alâ ba`ḍi-l'a`cemîn.

Biz Kuran'ı Arapça bilmeyen kimselerden birine indirseydik de o bunları okusaydı yine de ona inanmazlardı. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 199. ayet

فَقَرَأَهُۥ عَلَيْهِم مَّا كَانُوا۟ بِهِۦ مُؤْمِنِينَ

feḳara'ehû `aleyhim mâ kânû bihî mü'minîn.

Biz Kuran'ı Arapça bilmeyen kimselerden birine indirseydik de o bunları okusaydı yine de ona inanmazlardı. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 200. ayet

كَذَٰلِكَ سَلَكْنَٰهُ فِى قُلُوبِ ٱلْمُجْرِمِينَ

keẕâlike seleknâhü fî ḳulûbi-lmücrimîn.

Suçluların kalblerine Kuran'ı böylece sokarız da, can yakıcı azabı görmedikçe ona inanmazlar. Bu azap onlara haberleri olmadan geliverecektir. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 201. ayet

لَا يُؤْمِنُونَ بِهِۦ حَتَّىٰ يَرَوُا۟ ٱلْعَذَابَ ٱلْأَلِيمَ

lâ yü'minûne bihî ḥattâ yeravu-l`aẕâbe-l'elîm.

Suçluların kalblerine Kuran'ı böylece sokarız da, can yakıcı azabı görmedikçe ona inanmazlar. Bu azap onlara haberleri olmadan geliverecektir. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 202. ayet

فَيَأْتِيَهُم بَغْتَةًۭ وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ

feye'tiyehüm bagtetev vehüm lâ yeş`urûn.

Suçluların kalblerine Kuran'ı böylece sokarız da, can yakıcı azabı görmedikçe ona inanmazlar. Bu azap onlara haberleri olmadan geliverecektir. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 203. ayet

فَيَقُولُوا۟ هَلْ نَحْنُ مُنظَرُونَ

feyeḳûlû hel naḥnü münżarûn.

O zaman "Erteye bırakılmaz mıyız?" derler. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 204. ayet

أَفَبِعَذَابِنَا يَسْتَعْجِلُونَ

efebi`aẕâbinâ yesta`cilûn.

Bizim azabımızı mı acele istiyorlardı? Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 205. ayet

أَفَرَءَيْتَ إِن مَّتَّعْنَٰهُمْ سِنِينَ

eferaeyte im metta`nâhüm sinîn.

Söylesene, Biz onlara yıllar yılı nimetler vermiş olsak, sonra da tehdit edildikleri şey başlarına gelse, kendilerine verilmiş olan nimetler onlara bir fayda sağlar mı? Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 206. ayet

ثُمَّ جَآءَهُم مَّا كَانُوا۟ يُوعَدُونَ

ŝümme câehüm mâ kânû yû`adûn.

Söylesene, Biz onlara yıllar yılı nimetler vermiş olsak, sonra da tehdit edildikleri şey başlarına gelse, kendilerine verilmiş olan nimetler onlara bir fayda sağlar mı? Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 207. ayet

مَآ أَغْنَىٰ عَنْهُم مَّا كَانُوا۟ يُمَتَّعُونَ

mâ agnâ `anhüm mâ kânû yümette`ûn.

Söylesene, Biz onlara yıllar yılı nimetler vermiş olsak, sonra da tehdit edildikleri şey başlarına gelse, kendilerine verilmiş olan nimetler onlara bir fayda sağlar mı? Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 208. ayet

وَمَآ أَهْلَكْنَا مِن قَرْيَةٍ إِلَّا لَهَا مُنذِرُونَ

vemâ ehleknâ min ḳaryetin illâ lehâ münẕirûn.

Hiçbir kent halkını kendilerine öğüt veren uyarıcılar gelmeden yok etmedik. Biz zalim değiliz. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 209. ayet

ذِكْرَىٰ وَمَا كُنَّا ظَٰلِمِينَ

ẕikrâ. vemâ künnâ żâlimîn.

Hiçbir kent halkını kendilerine öğüt veren uyarıcılar gelmeden yok etmedik. Biz zalim değiliz. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 210. ayet

وَمَا تَنَزَّلَتْ بِهِ ٱلشَّيَٰطِينُ

vemâ tenezzelet bihi-şşeyâṭîn.

Kuran'ı şeytanlar indirmemiştir. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 211. ayet

وَمَا يَنۢبَغِى لَهُمْ وَمَا يَسْتَطِيعُونَ

vemâ yembegî lehüm vemâ yesteṭî`ûn.

Bu onlara düşmez, zaten güçleri de yetmez. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 212. ayet

إِنَّهُمْ عَنِ ٱلسَّمْعِ لَمَعْزُولُونَ

innehüm `ani-ssem`i lema`zûlûn.

Doğrusu onlar vahyi dinlemekten uzak tutulmuşlardır. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 213. ayet

فَلَا تَدْعُ مَعَ ٱللَّهِ إِلَٰهًا ءَاخَرَ فَتَكُونَ مِنَ ٱلْمُعَذَّبِينَ

felâ ted`u me`a-llâhi ilâhen âḫara fetekûne mine-lmü`aẕẕebîn.

O halde sakın Allah'ın yanında başka tanrı tutup ona yalvarma, yoksa azap göreceklerden olursun. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 214. ayet

وَأَنذِرْ عَشِيرَتَكَ ٱلْأَقْرَبِينَ

veenẕir `aşîrateke-l'aḳrabîn.

Önce en yakın hısımlarını uyar. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 215. ayet

وَٱخْفِضْ جَنَاحَكَ لِمَنِ ٱتَّبَعَكَ مِنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ

vaḫfiḍ cenâḥake limeni-ttebe`ake mine-lmü'minîn.

Sana uyan müminleri kanatların altına al. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 216. ayet

فَإِنْ عَصَوْكَ فَقُلْ إِنِّى بَرِىٓءٌۭ مِّمَّا تَعْمَلُونَ

fein `aṣavke feḳul innî berîüm mimmâ ta`melûn.

Sana başkaldırırlarsa: "Yaptıklarınızdan uzağım" de. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 217. ayet

وَتَوَكَّلْ عَلَى ٱلْعَزِيزِ ٱلرَّحِيمِ

vetevekkel `ale-l`azîzi-rraḥîm.

Senin kalkıp namaz kılanlar arasında bulunduğunu gören, güçlü ve merhametli olan Allah'a güven. Doğrusu O işitir ve bilir. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 218. ayet

ٱلَّذِى يَرَىٰكَ حِينَ تَقُومُ

elleẕî yerâke ḥîne teḳûm.

Senin kalkıp namaz kılanlar arasında bulunduğunu gören, güçlü ve merhametli olan Allah'a güven. Doğrusu O işitir ve bilir. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 219. ayet

وَتَقَلُّبَكَ فِى ٱلسَّٰجِدِينَ

veteḳallübeke fi-ssâcidîn.

Senin kalkıp namaz kılanlar arasında bulunduğunu gören, güçlü ve merhametli olan Allah'a güven. Doğrusu O işitir ve bilir. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 220. ayet

إِنَّهُۥ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْعَلِيمُ

innehû hüve-ssemî`u-l`alîm.

Senin kalkıp namaz kılanlar arasında bulunduğunu gören, güçlü ve merhametli olan Allah'a güven. Doğrusu O işitir ve bilir. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 221. ayet

هَلْ أُنَبِّئُكُمْ عَلَىٰ مَن تَنَزَّلُ ٱلشَّيَٰطِينُ

hel ünebbiüküm `alâ men tenezzelü-şşeyâṭîn.

"Şeytanların kime indiğini size haber vereyim mi?" de. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 222. ayet

تَنَزَّلُ عَلَىٰ كُلِّ أَفَّاكٍ أَثِيمٍۢ

tenezzelü `alâ külli effâkin eŝîm.

Onlar, günahkar iftiracıların hepsine iner. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 223. ayet

يُلْقُونَ ٱلسَّمْعَ وَأَكْثَرُهُمْ كَٰذِبُونَ

yülḳûne-ssem`a veekŝeruhüm kâẕibûn.

Bunlar şeytanlara kulak verirler, çoğu yalancıdırlar. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 224. ayet

وَٱلشُّعَرَآءُ يَتَّبِعُهُمُ ٱلْغَاوُۥنَ

veşşu`arâü yettebi`uhümü-lgâvûn.

O şairlere gelince; onlara azgınlar uyar. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 225. ayet

أَلَمْ تَرَ أَنَّهُمْ فِى كُلِّ وَادٍۢ يَهِيمُونَ

elem tera ennehüm fî külli vâdiy yehîmûn.

Onların her vadide şaşkın şaşkın dolaştıklarını ve yapmadıklarını yaptık dediklerini görmez misin? Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 226. ayet

وَأَنَّهُمْ يَقُولُونَ مَا لَا يَفْعَلُونَ

veennehüm yeḳûlûne mâ lâ yef`alûn.

Onların her vadide şaşkın şaşkın dolaştıklarını ve yapmadıklarını yaptık dediklerini görmez misin? Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle

Şuarâ suresi 227. ayet

إِلَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ وَذَكَرُوا۟ ٱللَّهَ كَثِيرًۭا وَٱنتَصَرُوا۟ مِنۢ بَعْدِ مَا ظُلِمُوا۟ ۗ وَسَيَعْلَمُ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوٓا۟ أَىَّ مُنقَلَبٍۢ يَنقَلِبُونَ

ille-lleẕîne âmenû ve`amilu-ṣṣâliḥâti veẕekerü-llâhe keŝîrav venteṣarû mim ba`di mâ żulimû. veseya`lemü-lleẕîne żalemû eyye münḳalebiy yenḳalibûn.

Ancak inanıp yararlı iş işleyenler, Allah'ı çok çok ananlar ve haksızlığa uğratıldıklarında haklarını alanlar bunun dışındadır. Haksızlık eden kimseler nasıl bir yıkılışla yıkılacaklarını anlayacaklardır. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle