Sâffât suresi
182 ayet · Mekke döneminde indi · adının anlamı "Saf Bağlayanlar"
Meâl seçimi
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Sâffât suresi 1. ayet
وَٱلصَّٰٓفَّٰتِ صَفًّۭا
veṣṣâffâti ṣaffâ.
Sıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 2. ayet
فَٱلزَّٰجِرَٰتِ زَجْرًۭا
fezzâcirâti zecrâ.
Sıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 3. ayet
فَٱلتَّٰلِيَٰتِ ذِكْرًا
fettâliyâti ẕikrâ.
Sıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 4. ayet
إِنَّ إِلَٰهَكُمْ لَوَٰحِدٌۭ
inne ilâheküm levâḥid.
Sıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 5. ayet
رَّبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا وَرَبُّ ٱلْمَشَٰرِقِ
rabbü-ssemâvâti vel'arḍi vemâ beynehümâ verabbü-lmeşâriḳ.
Sıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 6. ayet
إِنَّا زَيَّنَّا ٱلسَّمَآءَ ٱلدُّنْيَا بِزِينَةٍ ٱلْكَوَاكِبِ
innâ zeyyenne-ssemâe-ddünyâ bizînetini-lkevâkib.
Şüphesiz Biz, yakın göğü bir süsle, yıldızlarla süsledik. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 7. ayet
وَحِفْظًۭا مِّن كُلِّ شَيْطَٰنٍۢ مَّارِدٍۢ
veḥifżam min külli şeyṭânim mârid.
Onu, inatçı her türlü şeytandan koruduk. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 8. ayet
لَّا يَسَّمَّعُونَ إِلَى ٱلْمَلَإِ ٱلْأَعْلَىٰ وَيُقْذَفُونَ مِن كُلِّ جَانِبٍۢ
lâ yessemme`ûne ile-lmelei-l'a`lâ veyuḳẕefûne min külli cânib.
Onlar yüce alemi asla dinleyemezler. Her yönden kovularak atılırlar. Onlara sürekli bir azap vardır. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 9. ayet
دُحُورًۭا ۖ وَلَهُمْ عَذَابٌۭ وَاصِبٌ
düḥûrav velehüm `aẕâbüv vâṣib.
Onlar yüce alemi asla dinleyemezler. Her yönden kovularak atılırlar. Onlara sürekli bir azap vardır. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 10. ayet
إِلَّا مَنْ خَطِفَ ٱلْخَطْفَةَ فَأَتْبَعَهُۥ شِهَابٌۭ ثَاقِبٌۭ
illâ men ḫaṭife-lḫaṭfete feetbe`ahû şihâbün ŝâḳib.
Hele bir tek söz kapan olsun; delici bir alev onun peşine düşüverir. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 11. ayet
فَٱسْتَفْتِهِمْ أَهُمْ أَشَدُّ خَلْقًا أَم مَّنْ خَلَقْنَآ ۚ إِنَّا خَلَقْنَٰهُم مِّن طِينٍۢ لَّازِبٍۭ
festeftihim ehüm eşeddü ḫalḳan em men ḫalaḳnâ. innâ ḫalaḳnâhüm min ṭînil lâzib.
Allah'a eş koşanlara sor: Kendilerini yaratmak mı daha zordur, yoksa Bizim yarattığımız gökleri yaratmak mı? Aslında Biz kendilerini özlü ve yapışkan çamurdan yaratmışızdır. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 12. ayet
بَلْ عَجِبْتَ وَيَسْخَرُونَ
bel `acibte veyesḫarûn.
Evet; sen onlara şaşıyorsun, onlar da seni alaya alıyorlar. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 13. ayet
وَإِذَا ذُكِّرُوا۟ لَا يَذْكُرُونَ
veiẕâ ẕükkirû lâ yeẕkürûn.
Onlara öğüt verildiğinde öğüt dinlemezler. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 14. ayet
وَإِذَا رَأَوْا۟ ءَايَةًۭ يَسْتَسْخِرُونَ
veiẕâ raev âyetey yestesḫirûn.
Bir mucize gördüklerinde onu eğlenceye alırlar. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 15. ayet
وَقَالُوٓا۟ إِنْ هَٰذَآ إِلَّا سِحْرٌۭ مُّبِينٌ
veḳâlû in hâẕâ illâ siḥrum mübîn.
"Bu apaçık bir sihirdir; öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman, önceki babalarımız yahut biz mi dirileceğiz?" derler. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 16. ayet
أَءِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًۭا وَعِظَٰمًا أَءِنَّا لَمَبْعُوثُونَ
eiẕâ mitnâ vekünnâ türâbev ve`iżâmen einnâ lemeb`ûŝûn.
"Bu apaçık bir sihirdir; öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman, önceki babalarımız yahut biz mi dirileceğiz?" derler. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 17. ayet
أَوَءَابَآؤُنَا ٱلْأَوَّلُونَ
eveâbâüne-l'evvelûn.
"Bu apaçık bir sihirdir; öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman, önceki babalarımız yahut biz mi dirileceğiz?" derler. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 18. ayet
قُلْ نَعَمْ وَأَنتُمْ دَٰخِرُونَ
ḳul ne`am veentüm dâḫirûn.
De ki: "Evet hem de zelil ve hakir olarak." Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 19. ayet
فَإِنَّمَا هِىَ زَجْرَةٌۭ وَٰحِدَةٌۭ فَإِذَا هُمْ يَنظُرُونَ
feinnemâ hiye zecratüv vâḥidetün feiẕâ hüm yenżurûn.
Tek bir çığlık. Hemen bakıp kalırlar. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 20. ayet
وَقَالُوا۟ يَٰوَيْلَنَا هَٰذَا يَوْمُ ٱلدِّينِ
veḳâlû yâ veylenâ hâẕâ yevmü-ddîn.
Şöyle derler: "Vay bize! İşte bu ceza günüdür." Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 21. ayet
هَٰذَا يَوْمُ ٱلْفَصْلِ ٱلَّذِى كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ
hâẕâ yevmü-lfaṣli-lleẕî küntüm bihî tükeẕẕibûn.
Onlara: "İşte bu, yalanladığınız hüküm günüdür" denir. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 22. ayet
۞ ٱحْشُرُوا۟ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ وَأَزْوَٰجَهُمْ وَمَا كَانُوا۟ يَعْبُدُونَ
uḥşürü-lleẕîne żalemû veezvâcehüm vemâ kânû ya`büdûn.
İlgililere şöyle emredilir: "Zulmedenleri, onlarla işbirliği edenleri ve Allah'ı bırakıp da taptıklarını derleyin. Onları cehennem yoluna koyun." Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 23. ayet
مِن دُونِ ٱللَّهِ فَٱهْدُوهُمْ إِلَىٰ صِرَٰطِ ٱلْجَحِيمِ
min dûni-llâhi fehdûhüm ilâ ṣirâṭi-lceḥîm.
İlgililere şöyle emredilir: "Zulmedenleri, onlarla işbirliği edenleri ve Allah'ı bırakıp da taptıklarını derleyin. Onları cehennem yoluna koyun." Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 24. ayet
وَقِفُوهُمْ ۖ إِنَّهُم مَّسْـُٔولُونَ
veḳifûhüm innehüm mes'ûlûn.
"Onları durdurun; çünkü kendilerinden daha da sorulacaktır." Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 25. ayet
مَا لَكُمْ لَا تَنَاصَرُونَ
mâ leküm lâ tenâṣarûn.
Şöyle sorulur: "Size ne oldu ki birbirinizle yardımlaşmıyorsunuz?" Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 26. ayet
بَلْ هُمُ ٱلْيَوْمَ مُسْتَسْلِمُونَ
bel hümü-lyevme müsteslimûn.
Hayır; bugün onların hepsi teslim olmuşlardır. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 27. ayet
وَأَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍۢ يَتَسَآءَلُونَ
veaḳbele ba`ḍuhüm `alâ ba`ḍiy yetesâelûn.
Birbirlerine dönüp soruşurlar. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 28. ayet
قَالُوٓا۟ إِنَّكُمْ كُنتُمْ تَأْتُونَنَا عَنِ ٱلْيَمِينِ
ḳâlû inneküm küntüm te'tûnenâ `ani-lyemîn.
İleri gelenlerine: "Doğrusu siz bize sureti hakdan görünürdünüz" derler. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 29. ayet
قَالُوا۟ بَل لَّمْ تَكُونُوا۟ مُؤْمِنِينَ
ḳâlû bel lem tekûnû mü'minîn.
Onlar da şöyle derler: "Hayır; siz inanmış kimseler değildiniz." Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 30. ayet
وَمَا كَانَ لَنَا عَلَيْكُم مِّن سُلْطَٰنٍۭ ۖ بَلْ كُنتُمْ قَوْمًۭا طَٰغِينَ
vemâ kâne lenâ `aleyküm min sülṭân. bel küntüm ḳavmen ṭâgîn.
"Bizim sizin üstünüzde bir nüfuzumuz yoktu. Bilakis, azmış bir millettiniz." Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 31. ayet
فَحَقَّ عَلَيْنَا قَوْلُ رَبِّنَآ ۖ إِنَّا لَذَآئِقُونَ
feḥaḳḳa `aleynâ ḳavlü rabbinâ. innâ leẕâiḳûn.
"Bu sebeple, Rabbimizin sözü aleyhimizde gerçekleşti. şüphesiz azabı tadacağız." Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 32. ayet
فَأَغْوَيْنَٰكُمْ إِنَّا كُنَّا غَٰوِينَ
feagveynâküm innâ künnâ gâvîn.
"Sizi biz azdırmıştık, çünkü kendimiz azgındık". Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 33. ayet
فَإِنَّهُمْ يَوْمَئِذٍۢ فِى ٱلْعَذَابِ مُشْتَرِكُونَ
feinnehüm yevmeiẕin fi-l`aẕâbi müşterikûn.
O gün hepsi azabda birleşirler. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 34. ayet
إِنَّا كَذَٰلِكَ نَفْعَلُ بِٱلْمُجْرِمِينَ
innâ keẕâlike nef`alü bilmücrimîn.
Doğrusu suçlulara böyle yaparız. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 35. ayet
إِنَّهُمْ كَانُوٓا۟ إِذَا قِيلَ لَهُمْ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا ٱللَّهُ يَسْتَكْبِرُونَ
innehüm kânû iẕâ ḳîle lehüm lâ ilâhe ille-llâhü yestekbirûn.
Onlara: "Allah'tan başka tanrı yoktur" denildiği zaman şüphesiz büyüklenirler. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 36. ayet
وَيَقُولُونَ أَئِنَّا لَتَارِكُوٓا۟ ءَالِهَتِنَا لِشَاعِرٍۢ مَّجْنُونٍۭ
veyeḳûlûne einnâ letârikû âlihetinâ lişâ`irim mecnûn.
"Deli bir şair yüzünden tanrılarımızı mı bırakalım?" derlerdi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 37. ayet
بَلْ جَآءَ بِٱلْحَقِّ وَصَدَّقَ ٱلْمُرْسَلِينَ
bel câe bilḥaḳḳi veṣaddeḳa-lmürselîn.
Hayır; o, gerçeği getirmiş ve peygamberleri doğrulamıştı. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 38. ayet
إِنَّكُمْ لَذَآئِقُوا۟ ٱلْعَذَابِ ٱلْأَلِيمِ
inneküm leẕâiḳu-l`aẕâbi-l'elîm.
Şüphesiz siz can yakıcı azabı tadacaksınız. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 39. ayet
وَمَا تُجْزَوْنَ إِلَّا مَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ
vemâ tüczevne illâ mâ küntüm ta`melûn.
Yaptığınızdan başka birşeyle cezalanmayacaksınız. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 40. ayet
إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلْمُخْلَصِينَ
illâ `ibâde-llâhi-lmuḫleṣîn.
Ancak Allah'a içten bağlı kullar bunun dışındadır. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 41. ayet
أُو۟لَٰٓئِكَ لَهُمْ رِزْقٌۭ مَّعْلُومٌۭ
ülâike lehüm rizḳum ma`lûm.
İşte bildirilen rızık ve meyveler onlaradır. Nimet cennetlerinde, karşılıklı tahtlar üzerinde kendilerine ikram olunur. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 42. ayet
فَوَٰكِهُ ۖ وَهُم مُّكْرَمُونَ
fevâkih. vehüm mükramûn.
İşte bildirilen rızık ve meyveler onlaradır. Nimet cennetlerinde, karşılıklı tahtlar üzerinde kendilerine ikram olunur. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 43. ayet
فِى جَنَّٰتِ ٱلنَّعِيمِ
fî cennâti-nne`îm.
İşte bildirilen rızık ve meyveler onlaradır. Nimet cennetlerinde, karşılıklı tahtlar üzerinde kendilerine ikram olunur. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 44. ayet
عَلَىٰ سُرُرٍۢ مُّتَقَٰبِلِينَ
`alâ sürurim müteḳâbilîn.
İşte bildirilen rızık ve meyveler onlaradır. Nimet cennetlerinde, karşılıklı tahtlar üzerinde kendilerine ikram olunur. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 45. ayet
يُطَافُ عَلَيْهِم بِكَأْسٍۢ مِّن مَّعِينٍۭ
yüṭâfü `aleyhim bike'sim mim me`în.
Baş ağrısı vermeyen, sarhoş etmeyen, içenlere zevk bahşeden bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kadehler sunulur. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 46. ayet
بَيْضَآءَ لَذَّةٍۢ لِّلشَّٰرِبِينَ
beyḍâe leẕẕetil lişşâribîn.
Baş ağrısı vermeyen, sarhoş etmeyen, içenlere zevk bahşeden bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kadehler sunulur. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 47. ayet
لَا فِيهَا غَوْلٌۭ وَلَا هُمْ عَنْهَا يُنزَفُونَ
lâ fîhâ gavlüv velâ hüm `anhâ yünzefûn.
Baş ağrısı vermeyen, sarhoş etmeyen, içenlere zevk bahşeden bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kadehler sunulur. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 48. ayet
وَعِندَهُمْ قَٰصِرَٰتُ ٱلطَّرْفِ عِينٌۭ
ve`indehüm ḳâṣirâtu-ṭṭarfi `în.
Yanlarında, örtülü yumurta gibi (bembeyaz), bakışlarını da yalnız eşlerine çevirmiş güzel gözlüler vardır. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 49. ayet
كَأَنَّهُنَّ بَيْضٌۭ مَّكْنُونٌۭ
keennehünne beyḍum meknûn.
Yanlarında, örtülü yumurta gibi (bembeyaz), bakışlarını da yalnız eşlerine çevirmiş güzel gözlüler vardır. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 50. ayet
فَأَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍۢ يَتَسَآءَلُونَ
feaḳbele ba`ḍuhüm `alâ ba`ḍiy yetesâelûn.
Birbirlerine dönüp sorarlar: Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 51. ayet
قَالَ قَآئِلٌۭ مِّنْهُمْ إِنِّى كَانَ لِى قَرِينٌۭ
ḳâle ḳâilüm minhüm innî kâne lî ḳarîn.
İçlerinden biri şöyle der: "Benim bir dostum vardı, bana: 'Sen de mi, ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman dirilerek ceza göreceğimizi tasdik edenlerdensin?' derdi." Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 52. ayet
يَقُولُ أَءِنَّكَ لَمِنَ ٱلْمُصَدِّقِينَ
yeḳûlü einneke lemine-lmüṣaddiḳîn.
İçlerinden biri şöyle der: "Benim bir dostum vardı, bana: 'Sen de mi, ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman dirilerek ceza göreceğimizi tasdik edenlerdensin?' derdi." Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 53. ayet
أَءِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًۭا وَعِظَٰمًا أَءِنَّا لَمَدِينُونَ
eiẕâ mitnâ vekünnâ türâbev ve`iżâmen einnâ lemedînûn.
İçlerinden biri şöyle der: "Benim bir dostum vardı, bana: 'Sen de mi, ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman dirilerek ceza göreceğimizi tasdik edenlerdensin?' derdi." Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 54. ayet
قَالَ هَلْ أَنتُم مُّطَّلِعُونَ
ḳâle hel entüm müṭṭali`ûn.
Yanındakilere: "Siz onu bilir misiniz?" der. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 55. ayet
فَٱطَّلَعَ فَرَءَاهُ فِى سَوَآءِ ٱلْجَحِيمِ
feṭṭale`a feraâhü fî sevâi-lceḥîm.
Bir bakar onu cehennemin ortasında görür. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 56. ayet
قَالَ تَٱللَّهِ إِن كِدتَّ لَتُرْدِينِ
ḳâle tellâhi in kitte letürdîn.
Ona der ki: "Allah'a and olsun ki, az kalsın beni de mahvedecektin." Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 57. ayet
وَلَوْلَا نِعْمَةُ رَبِّى لَكُنتُ مِنَ ٱلْمُحْضَرِينَ
velevlâ ni`metü rabbî leküntü mine-lmuḥḍarîn.
"Eğer Rabbimin lütfu olmasaydı ben de oraya götürülenlerden olurdum." Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 58. ayet
أَفَمَا نَحْنُ بِمَيِّتِينَ
efemâ naḥnü bimeyyitîn.
"Birinci ölümden sonra bir daha ölmeyeceğiz değil mi? Azap da görmeyeceğiz ha?" Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 59. ayet
إِلَّا مَوْتَتَنَا ٱلْأُولَىٰ وَمَا نَحْنُ بِمُعَذَّبِينَ
illâ mevtetene-l'ûlâ vemâ naḥnü bimü`aẕẕebîn.
"Birinci ölümden sonra bir daha ölmeyeceğiz değil mi? Azap da görmeyeceğiz ha?" Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 60. ayet
إِنَّ هَٰذَا لَهُوَ ٱلْفَوْزُ ٱلْعَظِيمُ
inne hâẕâ lehüve-lfevzü-l`ażîm.
İşte büyük kurtuluş şüphesiz budur. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 61. ayet
لِمِثْلِ هَٰذَا فَلْيَعْمَلِ ٱلْعَٰمِلُونَ
limiŝli hâẕâ felya`meli-l`âmilûn.
Çalışanlar bunun için çalışsın. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 62. ayet
أَذَٰلِكَ خَيْرٌۭ نُّزُلًا أَمْ شَجَرَةُ ٱلزَّقُّومِ
eẕâlike ḫayrun nüzülen em şeceratü-zzeḳḳûm.
Konukluk olarak bu mu iyidir, yoksa zakkum ağacı mı? Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 63. ayet
إِنَّا جَعَلْنَٰهَا فِتْنَةًۭ لِّلظَّٰلِمِينَ
innâ ce`alnâhâ fitnetel liżżâlimîn.
Biz o ağacı, zalimler için bir dert yaptık. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 64. ayet
إِنَّهَا شَجَرَةٌۭ تَخْرُجُ فِىٓ أَصْلِ ٱلْجَحِيمِ
innehâ şeceratün taḫrucü fî aṣli-lceḥîm.
O, cehennemin dibinde çıkan bir ağaçtır. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 65. ayet
طَلْعُهَا كَأَنَّهُۥ رُءُوسُ ٱلشَّيَٰطِينِ
ṭal`uhâ keennehû ruûsü-şşeyâṭîn.
Tomurcukları şeytan başı gibidir. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 66. ayet
فَإِنَّهُمْ لَءَاكِلُونَ مِنْهَا فَمَالِـُٔونَ مِنْهَا ٱلْبُطُونَ
feinnehüm leâkilûne minhâ femâliûne minhe-lbüṭûn.
İşte cehennemlikler bundan yerler, karınlarını onunla doldururlar. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 67. ayet
ثُمَّ إِنَّ لَهُمْ عَلَيْهَا لَشَوْبًۭا مِّنْ حَمِيمٍۢ
ŝümme inne lehüm `aleyhâ leşevbem min ḥamîm.
Sonra, üzerine kaynar su katılmış içki şüphesiz onlar içindir. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 68. ayet
ثُمَّ إِنَّ مَرْجِعَهُمْ لَإِلَى ٱلْجَحِيمِ
ŝümme inne merci`ahüm leile-lceḥîm.
Doğrusu sonra dönecekleri yer yine cehennemdir. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 69. ayet
إِنَّهُمْ أَلْفَوْا۟ ءَابَآءَهُمْ ضَآلِّينَ
innehüm elfev âbâehüm ḍâllîn.
Onlar babalarını şüphesiz sapık kimseler olarak bulmuşlardı. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 70. ayet
فَهُمْ عَلَىٰٓ ءَاثَٰرِهِمْ يُهْرَعُونَ
fehüm `alâ âŝârihim yühra`ûn.
Öyleyken yine de onların izlerinden kovalanırcasına koşturuyorlardı. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 71. ayet
وَلَقَدْ ضَلَّ قَبْلَهُمْ أَكْثَرُ ٱلْأَوَّلِينَ
veleḳad ḍalle ḳablehüm ekŝeru-l'evvelîn.
Onlardan önce, evvelki ümmetlerin çoğu, and olsun ki sapıtmıştı. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 72. ayet
وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا فِيهِم مُّنذِرِينَ
veleḳad erselnâ fîhim münẕirîn.
And olsun ki, içlerine uyarıcılar göndermiştik. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 73. ayet
فَٱنظُرْ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلْمُنذَرِينَ
fenżur keyfe kâne `âḳibetü-lmünẕerîn.
Uyarıldığı halde yola gelmeyenlerin sonunun nasıl olduğuna bir bak! Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 74. ayet
إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلْمُخْلَصِينَ
illâ `ibâde-llâhi-lmuḫleṣîn.
Allah'ın, O'na içten bağlanan kulları bunun dışındadır. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 75. ayet
وَلَقَدْ نَادَىٰنَا نُوحٌۭ فَلَنِعْمَ ٱلْمُجِيبُونَ
veleḳad nâdânâ nûḥun feleni`me-lmücîbûn.
And olsun ki, Nuh Bize seslenmişti de duasına ne güzel icabet etmiştik. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 76. ayet
وَنَجَّيْنَٰهُ وَأَهْلَهُۥ مِنَ ٱلْكَرْبِ ٱلْعَظِيمِ
venecceynâhü veehlehû mine-lkerbi-l`ażîm.
Onu ve ailesini büyük sıkıntıdan kurtarmıştık. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 77. ayet
وَجَعَلْنَا ذُرِّيَّتَهُۥ هُمُ ٱلْبَاقِينَ
vece`alnâ ẕürriyyetehû hümü-lbâḳîn.
Ancak onun soyunu sürekli kıldık. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 78. ayet
وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِى ٱلْءَاخِرِينَ
veteraknâ `aleyhi fi-l'âḫirîn.
Sonra gelenler içinde "Alemlerde, Nuh'a selam olsun" diye ona iyi bir ün bıraktık. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 79. ayet
سَلَٰمٌ عَلَىٰ نُوحٍۢ فِى ٱلْعَٰلَمِينَ
selâmün `alâ nûḥin fi-l`âlemîn.
Sonra gelenler içinde "Alemlerde, Nuh'a selam olsun" diye ona iyi bir ün bıraktık. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 80. ayet
إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ
innâ keẕâlike neczi-lmuḥsinîn.
İşte Biz iyi davrananları böyle mükafatlandırırız. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 81. ayet
إِنَّهُۥ مِنْ عِبَادِنَا ٱلْمُؤْمِنِينَ
innehû min `ibâdine-lmü'minîn.
Doğrusu o, bizim inanmış kullarımızdandı. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 82. ayet
ثُمَّ أَغْرَقْنَا ٱلْءَاخَرِينَ
ŝümme agraḳne-l'âḫarîn.
Sonra, diğerlerini suda boğduk. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 83. ayet
۞ وَإِنَّ مِن شِيعَتِهِۦ لَإِبْرَٰهِيمَ
veinne min şî`atihî leibrâhîm.
İbrahim de şüphesiz O'nun yolunda olanlardandı. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 84. ayet
إِذْ جَآءَ رَبَّهُۥ بِقَلْبٍۢ سَلِيمٍ
iẕ câe rabbehû biḳalbin selîm.
Nitekim Rabbine temiz bir kalple geldi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 85. ayet
إِذْ قَالَ لِأَبِيهِ وَقَوْمِهِۦ مَاذَا تَعْبُدُونَ
iẕ ḳâle liebîhi veḳavmihî mâẕâ ta`büdûn.
İbrahim babasına ve milletine şöyle demişti: "Nelere kulluk ediyorsunuz?" Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 86. ayet
أَئِفْكًا ءَالِهَةًۭ دُونَ ٱللَّهِ تُرِيدُونَ
eifken âliheten dûne-llâhi türîdûn.
"Allah'ı bırakıp uydurma tanrılar mı istiyorsunuz?" Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 87. ayet
فَمَا ظَنُّكُم بِرَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ
femâ żannüküm birabbi-l`âlemîn.
"Alemlerin Rabbi hakkındaki sanınız nedir?" Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 88. ayet
فَنَظَرَ نَظْرَةًۭ فِى ٱلنُّجُومِ
feneżara nażraten fi-nnücûm.
İbrahim yıldızlara bir göz attı ve "Ben rahatsızım" dedi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 89. ayet
فَقَالَ إِنِّى سَقِيمٌۭ
feḳâle innî seḳîm.
İbrahim yıldızlara bir göz attı ve "Ben rahatsızım" dedi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 90. ayet
فَتَوَلَّوْا۟ عَنْهُ مُدْبِرِينَ
fetevellev `anhü müdbirîn.
Onu bırakıp gittiler. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 91. ayet
فَرَاغَ إِلَىٰٓ ءَالِهَتِهِمْ فَقَالَ أَلَا تَأْكُلُونَ
ferâga ilâ âlihetihim feḳâle elâ te'külûn.
O da onların tanrılarına gizlice yönelip: "Sundukları yiyecekleri yemiyor musunuz? Ne o, konuşmuyor musunuz?" dedi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 92. ayet
مَا لَكُمْ لَا تَنطِقُونَ
mâ leküm lâ tenṭiḳûn.
O da onların tanrılarına gizlice yönelip: "Sundukları yiyecekleri yemiyor musunuz? Ne o, konuşmuyor musunuz?" dedi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 93. ayet
فَرَاغَ عَلَيْهِمْ ضَرْبًۢا بِٱلْيَمِينِ
ferâga `aleyhim ḍarbem bilyemîn.
Sonunda, üzerlerine yürüyüp kuvvetle vurdu. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 94. ayet
فَأَقْبَلُوٓا۟ إِلَيْهِ يَزِفُّونَ
feaḳbelû ileyhi yeziffûn.
Bunun üzerine putperestler koşarak ona geldiler. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 95. ayet
قَالَ أَتَعْبُدُونَ مَا تَنْحِتُونَ
ḳâle eta`büdûne mâ tenḥitûn.
İbrahim onlara şöyle söyledi: "Yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz? Oysa sizi de, yonttuklarınızı da Allah yaratmıştır." Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 96. ayet
وَٱللَّهُ خَلَقَكُمْ وَمَا تَعْمَلُونَ
vellâhü ḫaleḳaküm vemâ ta`melûn.
İbrahim onlara şöyle söyledi: "Yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz? Oysa sizi de, yonttuklarınızı da Allah yaratmıştır." Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 97. ayet
قَالُوا۟ ٱبْنُوا۟ لَهُۥ بُنْيَٰنًۭا فَأَلْقُوهُ فِى ٱلْجَحِيمِ
ḳâlü-bnû lehû bünyânen feelḳûhü fi-lceḥîm.
Putperestler: "Onun için bir yapı yapın da onu oradan ateşin içine atın" dediler. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 98. ayet
فَأَرَادُوا۟ بِهِۦ كَيْدًۭا فَجَعَلْنَٰهُمُ ٱلْأَسْفَلِينَ
feerâdû bihî keyden fece`alnâhümü-l'esfelîn.
Ona düzen kurmak istediler, ama Biz onları altettik. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 99. ayet
وَقَالَ إِنِّى ذَاهِبٌ إِلَىٰ رَبِّى سَيَهْدِينِ
veḳâle innî ẕâhibün ilâ rabbî seyehdîn.
İbrahim: "Doğrusu ben Rabbim uğrunda sizi bırakıp gidiyorum; O beni doğru yola eriştirir" dedi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 100. ayet
رَبِّ هَبْ لِى مِنَ ٱلصَّٰلِحِينَ
rabbi heb lî mine-ṣṣâliḥîn.
"Rabbim! Bana iyilerden olacak bir çocuk ver" diye yalvardı. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 101. ayet
فَبَشَّرْنَٰهُ بِغُلَٰمٍ حَلِيمٍۢ
febeşşernâhü bigulâmin ḥalîm.
Biz de ona yumuşak huylu bir oğlan müjdeledik. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 102. ayet
فَلَمَّا بَلَغَ مَعَهُ ٱلسَّعْىَ قَالَ يَٰبُنَىَّ إِنِّىٓ أَرَىٰ فِى ٱلْمَنَامِ أَنِّىٓ أَذْبَحُكَ فَٱنظُرْ مَاذَا تَرَىٰ ۚ قَالَ يَٰٓأَبَتِ ٱفْعَلْ مَا تُؤْمَرُ ۖ سَتَجِدُنِىٓ إِن شَآءَ ٱللَّهُ مِنَ ٱلصَّٰبِرِينَ
felemmâ belega me`ahü-ssa`ye ḳâle yâ büneyye innî erâ fi-lmenâmi ennî eẕbeḥuke fenżur mâẕâ terâ. ḳâle yâ ebeti-f`al mâ tü'mer. setecidünî in şâe-llâhü mine-ṣṣâbirîn.
Çocuk kendisinin yanısıra yürümeye başlayınca: "Ey oğulcuğum! Doğrusu ben uykuda iken seni boğazladığımı görüyorum, bir düşün, ne dersin?" dedi. "Ey babacığım! Ne ile emrolundunsa yap, Allah dilerse, sabredenlerden olduğumu göreceksin" dedi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 103. ayet
فَلَمَّآ أَسْلَمَا وَتَلَّهُۥ لِلْجَبِينِ
felemmâ eslemâ vetellehû lilcebîn.
Böylece ikisi de Allah' a teslimiyet gösterip, babası oğlunu alnı üzerine yatırınca Biz: "Ey İbrahim! Rüyayı gerçek yaptın; işte biz iyi davrananları böylece mükafatlandırırız" diye seslendik. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 104. ayet
وَنَٰدَيْنَٰهُ أَن يَٰٓإِبْرَٰهِيمُ
venâdeynâhü ey yâ ibrâhîm.
Böylece ikisi de Allah' a teslimiyet gösterip, babası oğlunu alnı üzerine yatırınca Biz: "Ey İbrahim! Rüyayı gerçek yaptın; işte biz iyi davrananları böylece mükafatlandırırız" diye seslendik. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 105. ayet
قَدْ صَدَّقْتَ ٱلرُّءْيَآ ۚ إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ
ḳad ṣaddaḳte-rru'yâ. innâ keẕâlike neczi-lmuḥsinîn.
Böylece ikisi de Allah' a teslimiyet gösterip, babası oğlunu alnı üzerine yatırınca Biz: "Ey İbrahim! Rüyayı gerçek yaptın; işte biz iyi davrananları böylece mükafatlandırırız" diye seslendik. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 106. ayet
إِنَّ هَٰذَا لَهُوَ ٱلْبَلَٰٓؤُا۟ ٱلْمُبِينُ
inne hâẕâ lehüve-lbelâü-lmübîn.
Doğrusu bu apaçık bir deneme idi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 107. ayet
وَفَدَيْنَٰهُ بِذِبْحٍ عَظِيمٍۢ
vefedeynâhü biẕibḥin `ażîm.
Ona fidye olarak büyük bir kurbanlık verdik. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 108. ayet
وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِى ٱلْءَاخِرِينَ
veteraknâ `aleyhi fi-l'âḫirîn.
Sonra gelenler içinde "İbrahim'e selam olsun" diye ona iyi bir ün bıraktık. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 109. ayet
سَلَٰمٌ عَلَىٰٓ إِبْرَٰهِيمَ
selâmün `alâ ibrâhîm.
Sonra gelenler içinde "İbrahim'e selam olsun" diye ona iyi bir ün bıraktık. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 110. ayet
كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ
keẕâlike neczi-lmuḥsinîn.
İşte iyileri böylece mükafatlandırırız. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 111. ayet
إِنَّهُۥ مِنْ عِبَادِنَا ٱلْمُؤْمِنِينَ
innehû min `ibâdine-lmü'minîn.
Doğrusu o, inanmış kullarımızdandı. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 112. ayet
وَبَشَّرْنَٰهُ بِإِسْحَٰقَ نَبِيًّۭا مِّنَ ٱلصَّٰلِحِينَ
vebeşşernâhü biisḥâḳa nebiyyem mine-ṣṣâliḥîn.
Ona, iyilerden olan İshak'ı peygamber olarak müjdeledik. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 113. ayet
وَبَٰرَكْنَا عَلَيْهِ وَعَلَىٰٓ إِسْحَٰقَ ۚ وَمِن ذُرِّيَّتِهِمَا مُحْسِنٌۭ وَظَالِمٌۭ لِّنَفْسِهِۦ مُبِينٌۭ
vebâraknâ `aleyhi ve`alâ isḥâḳ. vemin ẕürriyyetihimâ muḥsinüv veżâlimül linefsihî mübîn.
Kendisini ve İshak'ı mübarek kıldık; ikisinin soyundan iyi olan da vardır, açıktan açığa kendisine yazık eden de vardır. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 114. ayet
وَلَقَدْ مَنَنَّا عَلَىٰ مُوسَىٰ وَهَٰرُونَ
veleḳad menennâ `alâ mûsâ vehârûn.
And olsun ki Musa ve Harun'a da iyilikte bulunmuştuk. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 115. ayet
وَنَجَّيْنَٰهُمَا وَقَوْمَهُمَا مِنَ ٱلْكَرْبِ ٱلْعَظِيمِ
venecceynâhümâ veḳavmehümâ mine-lkerbi-l`ażîm.
İkisini ve milletlerini büyük bir sıkıntıdan kurtarmıştık. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 116. ayet
وَنَصَرْنَٰهُمْ فَكَانُوا۟ هُمُ ٱلْغَٰلِبِينَ
veneṣarnâhüm fekânû hümü-lgâlibîn.
Onlara yardım etmiştik de üstün gelmişlerdi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 117. ayet
وَءَاتَيْنَٰهُمَا ٱلْكِتَٰبَ ٱلْمُسْتَبِينَ
veâteynâhüme-lkitâbe-lmüstebîn.
Her ikisine de, apaçık anlaşılan bir Kitap vermiştik. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 118. ayet
وَهَدَيْنَٰهُمَا ٱلصِّرَٰطَ ٱلْمُسْتَقِيمَ
vehedeynâhüme-ṣṣirâṭa-lmüsteḳîm.
Her ikisini de doğru yola eriştirmiştik. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 119. ayet
وَتَرَكْنَا عَلَيْهِمَا فِى ٱلْءَاخِرِينَ
veteraknâ `aleyhimâ fi-l'âḫirîn.
Sonra gelenler içinde "Musa ve Harun'a selam olsun" diye iyi birer ün bıraktık. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 120. ayet
سَلَٰمٌ عَلَىٰ مُوسَىٰ وَهَٰرُونَ
selâmün `alâ mûsâ vehârûn.
Sonra gelenler içinde "Musa ve Harun'a selam olsun" diye iyi birer ün bıraktık. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 121. ayet
إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ
innâ keẕâlike neczi-lmuḥsinîn.
Doğrusu Biz, iyileri böylece mükafatlandırırız. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 122. ayet
إِنَّهُمَا مِنْ عِبَادِنَا ٱلْمُؤْمِنِينَ
innehümâ min `ibâdine-lmü'minîn.
İkisi de şüphesiz inanmış kullarımızdandı. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 123. ayet
وَإِنَّ إِلْيَاسَ لَمِنَ ٱلْمُرْسَلِينَ
veinne ilyâse lemine-lmürselîn.
Doğrusu İlyas da peygamberlerdendir. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 124. ayet
إِذْ قَالَ لِقَوْمِهِۦٓ أَلَا تَتَّقُونَ
iẕ ḳâle liḳavmihî elâ tetteḳûn.
Milletine: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Biçim verenlerin en iyisi olan, sizin de Rabbiniz, önceki babalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da Baal putuna mı taparsınız?" demişti. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 125. ayet
أَتَدْعُونَ بَعْلًۭا وَتَذَرُونَ أَحْسَنَ ٱلْخَٰلِقِينَ
eted`ûne ba`lev veteẕerûne aḥsene-lḫâliḳîn.
Milletine: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Biçim verenlerin en iyisi olan, sizin de Rabbiniz, önceki babalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da Baal putuna mı taparsınız?" demişti. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 126. ayet
ٱللَّهَ رَبَّكُمْ وَرَبَّ ءَابَآئِكُمُ ٱلْأَوَّلِينَ
allâhe rabbeküm verabbe âbâikümü-l'evvelîn.
Milletine: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Biçim verenlerin en iyisi olan, sizin de Rabbiniz, önceki babalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da Baal putuna mı taparsınız?" demişti. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 127. ayet
فَكَذَّبُوهُ فَإِنَّهُمْ لَمُحْضَرُونَ
fekeẕẕebûhü feinnehüm lemuḥḍarûn.
Bunun üzerine onu yalanlamışlardı. Allah'ın O'na içten bağlı kulları bir yana, bunların hepsi cehenneme götürüleceklerdi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 128. ayet
إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلْمُخْلَصِينَ
illâ `ibâde-llâhi-lmuḫleṣîn.
Bunun üzerine onu yalanlamışlardı. Allah'ın O'na içten bağlı kulları bir yana, bunların hepsi cehenneme götürüleceklerdi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 129. ayet
وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِى ٱلْءَاخِرِينَ
veteraknâ `aleyhi fi-l'âḫirîn.
Sonra gelenler içinde, "İlyas'a selam olsun" diye bir ün bıraktık. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 130. ayet
سَلَٰمٌ عَلَىٰٓ إِلْ يَاسِينَ
selâmün `alâ ilyâsîn.
Sonra gelenler içinde, "İlyas'a selam olsun" diye bir ün bıraktık. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 131. ayet
إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ
innâ keẕâlike neczi-lmuḥsinîn.
Doğrusu Biz iyileri böylece mükafatlandırırız. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 132. ayet
إِنَّهُۥ مِنْ عِبَادِنَا ٱلْمُؤْمِنِينَ
innehû min `ibâdine-lmü'minîn.
O, inanmış kullarımızdandı. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 133. ayet
وَإِنَّ لُوطًۭا لَّمِنَ ٱلْمُرْسَلِينَ
veinne lûṭal lemine-lmürselîn.
Şüphesiz Lut da peygamberlerdendir. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 134. ayet
إِذْ نَجَّيْنَٰهُ وَأَهْلَهُۥٓ أَجْمَعِينَ
iẕ necceynâhü veehlehû ecme`în.
Geridekiler arasında kalan yaşlı bir kadın dışında, Lut'u ve ailesinin hepsini kurtarmıştık. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 135. ayet
إِلَّا عَجُوزًۭا فِى ٱلْغَٰبِرِينَ
illâ `acûzen fi-lgâbirîn.
Geridekiler arasında kalan yaşlı bir kadın dışında, Lut'u ve ailesinin hepsini kurtarmıştık. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 136. ayet
ثُمَّ دَمَّرْنَا ٱلْءَاخَرِينَ
ŝümme demmerne-l'âḫarîn.
Sonra diğerlerini yok etmiştik. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 137. ayet
وَإِنَّكُمْ لَتَمُرُّونَ عَلَيْهِم مُّصْبِحِينَ
veinneküm letemürrûne `aleyhim muṣbiḥîn.
Sabah akşam, onların yerleri üzerinden geçersiniz. Akletmez misiniz? Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 138. ayet
وَبِٱلَّيْلِ ۗ أَفَلَا تَعْقِلُونَ
vebilleyl. efelâ ta`ḳilûn.
Sabah akşam, onların yerleri üzerinden geçersiniz. Akletmez misiniz? Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 139. ayet
وَإِنَّ يُونُسَ لَمِنَ ٱلْمُرْسَلِينَ
veinne yûnüse lemine-lmürselîn.
Doğrusu Yunus da peygamberlerdendir. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 140. ayet
إِذْ أَبَقَ إِلَى ٱلْفُلْكِ ٱلْمَشْحُونِ
iẕ ebeḳa ile-lfülki-lmeşḥûn.
Dolu bir gemiye kaçmıştı. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 141. ayet
فَسَاهَمَ فَكَانَ مِنَ ٱلْمُدْحَضِينَ
fesâheme fekâne mine-lmüdḥaḍîn.
Gemide olanlarla karşılıklı kura çekmişti de yenilenlerden olmuştu, bu sebeple denize atılmıştı. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 142. ayet
فَٱلْتَقَمَهُ ٱلْحُوتُ وَهُوَ مُلِيمٌۭ
felteḳamehü-lḥûtü vehüve mülîm.
Kendini kınarken onu bir balık yutmuştu. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 143. ayet
فَلَوْلَآ أَنَّهُۥ كَانَ مِنَ ٱلْمُسَبِّحِينَ
felevlâ ennehû kâne mine-lmüsebbiḥîn.
Eğer Allah'ı tesbih edenlerden olmasaydı, tekrar diriltilecek güne kadar balığın karnında kalacaktı. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 144. ayet
لَلَبِثَ فِى بَطْنِهِۦٓ إِلَىٰ يَوْمِ يُبْعَثُونَ
lelebiŝe fî baṭnih ilâ yevmi yüb`aŝûn.
Eğer Allah'ı tesbih edenlerden olmasaydı, tekrar diriltilecek güne kadar balığın karnında kalacaktı. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 145. ayet
۞ فَنَبَذْنَٰهُ بِٱلْعَرَآءِ وَهُوَ سَقِيمٌۭ
fenebeẕnâhü bil`arâi vehüve seḳîm.
Halsiz bir halde iken kendisini sahile çıkardık. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 146. ayet
وَأَنۢبَتْنَا عَلَيْهِ شَجَرَةًۭ مِّن يَقْطِينٍۢ
veembetnâ `aleyhi şeceratem miy yaḳṭîn.
Onun için, geniş yapraklı bir bitki yetiştirdik. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 147. ayet
وَأَرْسَلْنَٰهُ إِلَىٰ مِا۟ئَةِ أَلْفٍ أَوْ يَزِيدُونَ
veerselnâhü ilâ mieti elfin ev yezîdûn.
Onu, yüzbin veya daha çok kişiye peygamber olarak gönderdik. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 148. ayet
فَـَٔامَنُوا۟ فَمَتَّعْنَٰهُمْ إِلَىٰ حِينٍۢ
feâmenû femetta`nâhüm ilâ ḥîn.
Sonunda ona inandılar, bunun üzerine Biz de onları bir süreye kadar geçindirdik. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 149. ayet
فَٱسْتَفْتِهِمْ أَلِرَبِّكَ ٱلْبَنَاتُ وَلَهُمُ ٱلْبَنُونَ
festeftihim elirabbike-lbenâtü velehümü-lbenûn.
Putperestlere sor, kızlar senin Rabbinin de erkekler onların mı? Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 150. ayet
أَمْ خَلَقْنَا ٱلْمَلَٰٓئِكَةَ إِنَٰثًۭا وَهُمْ شَٰهِدُونَ
em ḫalaḳne-lmelâikete inâŝev vehüm şâhidûn.
Yoksa melekleri kız olarak yarattığımızda onlar hazır mı idiler? Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 151. ayet
أَلَآ إِنَّهُم مِّنْ إِفْكِهِمْ لَيَقُولُونَ
elâ innehüm min ifkihim leyeḳûlûn.
Dikkat edin; doğrusu onlar yalan uydurup söylüyorlar, "Allah doğurdu" diyorlar. Onlar şüphesiz yalancıdırlar. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 152. ayet
وَلَدَ ٱللَّهُ وَإِنَّهُمْ لَكَٰذِبُونَ
velede-llâhü veinnehüm lekâẕibûn.
Dikkat edin; doğrusu onlar yalan uydurup söylüyorlar, "Allah doğurdu" diyorlar. Onlar şüphesiz yalancıdırlar. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 153. ayet
أَصْطَفَى ٱلْبَنَاتِ عَلَى ٱلْبَنِينَ
aṣṭafe-lbenâti `ale-lbenîn.
Allah kızları, oğullara tercih mi etmiş? Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 154. ayet
مَا لَكُمْ كَيْفَ تَحْكُمُونَ
mâ leküm. keyfe taḥkümûn.
Ne oluyorsunuz? Ne biçim hükmediyorsunuz? Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 155. ayet
أَفَلَا تَذَكَّرُونَ
efelâ teẕekkerûn.
Hiç düşünmez misiniz? Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 156. ayet
أَمْ لَكُمْ سُلْطَٰنٌۭ مُّبِينٌۭ
em leküm sülṭânüm mübîn.
Yoksa apaçık bir deliliniz mi var? Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 157. ayet
فَأْتُوا۟ بِكِتَٰبِكُمْ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ
fe'tû bikitâbiküm in küntüm ṣâdiḳîn.
Doğru sözlülerden iseniz, kitabınızı getirin bakalım. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 158. ayet
وَجَعَلُوا۟ بَيْنَهُۥ وَبَيْنَ ٱلْجِنَّةِ نَسَبًۭا ۚ وَلَقَدْ عَلِمَتِ ٱلْجِنَّةُ إِنَّهُمْ لَمُحْضَرُونَ
vece`alû beynehû vebeyne-lcinneti nesebâ. veleḳad `alimeti-lcinnetü innehüm lemuḥḍarûn.
Allah'la cinler (melekler) arasında da bir soy bağı icadettiler. And olsun ki, cinler de, kendilerinin (bunu söyleyenlerin) hesap yerine götürüleceklerini bilirler. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 159. ayet
سُبْحَٰنَ ٱللَّهِ عَمَّا يَصِفُونَ
sübḥâne-llâhi `ammâ yeṣifûn.
Allah onların vasıflandırmalarından münezzehtir. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 160. ayet
إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلْمُخْلَصِينَ
illâ `ibâde-llâhi-lmuḫleṣîn.
Allah'ın içten bağlı kulları bunların dışındadır. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 161. ayet
فَإِنَّكُمْ وَمَا تَعْبُدُونَ
feinneküm vemâ ta`büdûn.
Sizler ve taptığınız şeyler, cehenneme girecek kimseden başkasını Allah'a karşı azdırıcı değilsiniz. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 162. ayet
مَآ أَنتُمْ عَلَيْهِ بِفَٰتِنِينَ
mâ entüm `aleyhi bifâtinîn.
Sizler ve taptığınız şeyler, cehenneme girecek kimseden başkasını Allah'a karşı azdırıcı değilsiniz. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 163. ayet
إِلَّا مَنْ هُوَ صَالِ ٱلْجَحِيمِ
illâ men hüve ṣâli-lceḥîm.
Sizler ve taptığınız şeyler, cehenneme girecek kimseden başkasını Allah'a karşı azdırıcı değilsiniz. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 164. ayet
وَمَا مِنَّآ إِلَّا لَهُۥ مَقَامٌۭ مَّعْلُومٌۭ
vemâ minnâ illâ lehû meḳâmüm ma`lûm.
Melekler şöyle derler: "Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır. Şüphesiz biz sıra sıra duranlarız, şüphesiz biz Allah'ı tesbih edenleriz." Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 165. ayet
وَإِنَّا لَنَحْنُ ٱلصَّآفُّونَ
veinnâ lenaḥnu-ṣṣâffûn.
Melekler şöyle derler: "Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır. Şüphesiz biz sıra sıra duranlarız, şüphesiz biz Allah'ı tesbih edenleriz." Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 166. ayet
وَإِنَّا لَنَحْنُ ٱلْمُسَبِّحُونَ
veinnâ lenaḥnü-lmüsebbiḥûn.
Melekler şöyle derler: "Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır. Şüphesiz biz sıra sıra duranlarız, şüphesiz biz Allah'ı tesbih edenleriz." Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 167. ayet
وَإِن كَانُوا۟ لَيَقُولُونَ
vein kânû leyeḳûlûn.
Putperestler: "Öncekilerde olduğu gibi bizde de bir kitap olsaydı, Allah'ın O'na içten bağlanan kulları olurduk" derlerdi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 168. ayet
لَوْ أَنَّ عِندَنَا ذِكْرًۭا مِّنَ ٱلْأَوَّلِينَ
lev enne `indenâ ẕikram mine-l'evvelîn.
Putperestler: "Öncekilerde olduğu gibi bizde de bir kitap olsaydı, Allah'ın O'na içten bağlanan kulları olurduk" derlerdi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 169. ayet
لَكُنَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلْمُخْلَصِينَ
lekünnâ `ibâde-llâhi-lmuḫleṣîn.
Putperestler: "Öncekilerde olduğu gibi bizde de bir kitap olsaydı, Allah'ın O'na içten bağlanan kulları olurduk" derlerdi. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 170. ayet
فَكَفَرُوا۟ بِهِۦ ۖ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ
fekeferû bih. fesevfe ya`lemûn.
Böyleyken O'nu inkar ettiler. Ama bileceklerdir. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 171. ayet
وَلَقَدْ سَبَقَتْ كَلِمَتُنَا لِعِبَادِنَا ٱلْمُرْسَلِينَ
veleḳad sebeḳat kelimetünâ li`ibâdine-lmürselîn.
And olsun ki, peygamber kullarımıza söz vermişizdir. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 172. ayet
إِنَّهُمْ لَهُمُ ٱلْمَنصُورُونَ
innehüm lehümü-lmenṣûrûn.
Onlar şüphesiz yardım göreceklerdir. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 173. ayet
وَإِنَّ جُندَنَا لَهُمُ ٱلْغَٰلِبُونَ
veinne cündenâ lehümü-lgâlibûn.
Bizim ordumuz şüphesiz üstün gelecektir. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 174. ayet
فَتَوَلَّ عَنْهُمْ حَتَّىٰ حِينٍۢ
fetevelle `anhüm ḥattâ ḥîn.
Bir süreye kadar onlara aldırış etme. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 175. ayet
وَأَبْصِرْهُمْ فَسَوْفَ يُبْصِرُونَ
veebṣirhüm fesevfe yübṣirûn.
Onlara inecek azabı gözetle, onlar da göreceklerdir. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 176. ayet
أَفَبِعَذَابِنَا يَسْتَعْجِلُونَ
efebi`aẕâbinâ yesta`cilûn.
Azabımıza uğramakta acele mi ediyorlar? Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 177. ayet
فَإِذَا نَزَلَ بِسَاحَتِهِمْ فَسَآءَ صَبَاحُ ٱلْمُنذَرِينَ
feiẕâ nezele bisâḥatihim fesâe ṣabâḥu-lmünẕerîn.
O azap, yurtlarına indiğinde, uyarılan fakat yola gelmeyenlerin sabahı ne kötü olur! Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 178. ayet
وَتَوَلَّ عَنْهُمْ حَتَّىٰ حِينٍۢ
vetevelle `anhüm ḥattâ ḥîn.
Bir süreye kadar onlardan yüz çevir. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 179. ayet
وَأَبْصِرْ فَسَوْفَ يُبْصِرُونَ
veebṣir fesevfe yübṣirûn.
İnecek azabı gözetle, onlar da göreceklerdir. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 180. ayet
سُبْحَٰنَ رَبِّكَ رَبِّ ٱلْعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَ
sübḥâne rabbike rabbi-l`izzeti `ammâ yeṣifûn.
Senin güçlü olan Rabbin, onların vasıflandırmalarından münezzehtir. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 181. ayet
وَسَلَٰمٌ عَلَى ٱلْمُرْسَلِينَ
veselâmün `ale-lmürselîn.
Ve selam, peygamberleredir. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
Sâffât suresi 182. ayet
وَٱلْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ
velḥamdü lillâhi rabbi-l`âlemîn.
Hamd de Alemlerin Rabbi Allah'adır. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle